Üzerinden bir hafta geçti. Yazılan-çizilen, oldu da bitti. Evet, 2022 Oscarları dağıtıldı. “Yazacak ne kaldı usta, neyin peşindesin bir hafta sonra hala?” diyenlere, “Var diyecek iki çift lafımız!” cevabını veriyoruz. Kıl bir tip olduğumuz için; olumlu değil, olumsuz kısmıyla değerlendireceğiz bu seneki Oscar’ları. “Allah utandırmasın” diyerek girişelim:

·         Jane Campion, “En iyi yönetmen” kategorisinde ödül kazanan ilk kadın yönetmen değil. Bu ödülü 2008 yılında Kathryn Bigelow, “The Hurt Locker” filmiyle kazanmış ve de tarihe geçmişti.

·         Will Smith de ödül kazanan ilk afro–amerikalı erkek oyuncu değil. Sydney Poitier, Denzel Washington, Forest Whitaker, Jamie Foxx gibi örnekler mevcut.

·         Hadi tokat mevzuuyla ilgili de iki kelam edelim: Fazla değil, 1-2 sene önce açık evlilik yaşadığını söyleyen, yani karısının başkalarıyla cinsel birliktelik yaşamasını müdafaa eden bir tipin; karısıyla ilgili bir şakaya böyle bir hassasiyet göstermesi mantığa aykırı gözüküyor. Mizansen midir, bilemem. Ama mantıkla bağdaşır bir tarafı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

·         Troy Kutsur, Oscar alan işitme ve konuşma engelli ilk oyuncu değil. Bu ödülü bu sıfatla ilk kez 1987 yılında Marlee Matlin, “Başka Tanrı’nın Çocukları” filmindeki performansıyla kazanmış ve de tarihe geçmişti.

·         “Dune”, 6 Oscar’la yılın en başarılı filmiydi. Teknik kategorilerde seneyi açık ara domine etti. Ama 2016 yılında “Mad Max:Fury Road” da teknik kategorilerde 6 ödül kazanıp, prestij anlamında tavan yapmıştı. Yani başarısını takdir edelim, ama ölçüyü de kaçırmayalım. İlk değildi.

Ezcümle, 2022’de Oscar tarihinde taptaze gelişmeler yaşamadık. Tamam, keyifli törendi; ama tarih yazmadık. Not olarak düşelim, sonra şaşırmayalım. Selamlar.