Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli seçimine artık sayılı günler var ve şu an için seçime dair en çok merak edilen soru Millet İttifakı’nın – hadi yiğit lakabıyla anılır, 6’lı Masa’nın- adayının kim olacağı. Cumhur İttifakı’nın adayı zaten belli, hatta bu konuda çoktandır dile getirdikleri sloganları herkesin malumu; “Aday belli karar net!” Ancak 6’lı Masa’da adayın kim olacağı hususu tam bir muamma ve gidişat Masa’nın her bir paydaşının kendi adayını çıkartacağı yönünde gibi görünüyor.

Aslında ta 2019 yerel seçimlerinden bu yana, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sürekli olarak parlatıldığı apaçık ortada. Şu an için en güçlü adayın İmamoğlu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Öte yandan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın seçmende daha büyük bir sempatisinin olduğunu ve bu yönüyle Yavaş’ın da güçlü bir aday olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Zaten, Erdoğan gibi Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kredisi en yüksek siyasetçisi karşısında bu iki isim haricinde kazanma şansı olan üçüncü bir isim yok. Var diyen Türkiye’yi de tanımıyor demektir siyaseti de bilmiyor demektir.

Gerçi bazı anketlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan karşısında daha yüksek oy aldığı (!) şeklinde sonuçlar da açıklanmıştı. ORC’nin son anketinde ise Meral Akşener’in Erdoğan’dan daha fazla oy alacağı ön görülüyor. Ancak ben kendi adıma ne Kılıçdaroğlu’nun ne de Akşener’in Erdoğan karşısında hiç şansları olmadığını düşünüyorum. Hatta olası adaylıkları halinde Erdoğan’ın her iki ismi de sandıkta silip süpüreceğini düşünüyorum. Bu anketler muhtemelen 6’lı Masa’nın iki kudretli genel başkanına “Gel gel” eder nitelikte.

Bu yazının konusu Erdoğan’ın veya Ak Parti’nin ülkeyi iyi yönetip yönetemeyeceği değil. Zaten artık sayısı 200’ü bulan köşe yazımda Ak Parti’nin ülkenin sorunlarına çözüm bulma becerisi olmadığını ve daha da kötüsü ülkenin sorunlarını çözmek gibi bir derdinin olmadığını ve hatta sorunun kaynağının bizatihi Ak Parti’nin kendisi olduğunu ifade ettim. Tekrara kaçmaya gerek yok. Ülkenin sorunlarının çözümü Ak Parti’nin gidip yeni bir yönetimin iktidara gelmesidir. Ak Parti’nin tahrip edici politikalarından sonra yeni yönetimin ise hiçbir icraat yapmasına gerek yok, bomboş otursalar ülkedeki pek çok sorun kendiliğinden düzeliyor. Dolayısıyla ülkenin rahat bir nefes alması ve sorunlarının çözülebilmesi için değişim şart. Değişim şart ama yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, değişimi gerçekleştirebilecek sadece iki isim var. İkisi de farklı büyükşehirlerin belediye başkanları.

6’lı masanın adayı henüz belli değil ama seçmen olarak en azından benim kararım net! İsimleri yukarıda zikredilen iki büyükşehir belediye başkanından birinin aday gösterilmesi durumunda oylar belediye başkanlarına.

Ancak, 6’lı masa sandığa giderken siyasi realitelere aykırı bir karar alırsa, birilerinin siyasi kariyeri uğruna ülkenin kaderi ile kumar oynamaya kalkarsa, maceraya girerse, başka bir ifadeyle iki büyükşehir belediye başkanı haricinde başka bir ismi ve/veya isimleri aday gösterirse o zaman kararım yine net! Direkt Erdoğan’a oy vereceğim. Ülkenin kaderinin dönüm noktası sayılacak böyle bir seçimde ülkeyi riske atanı ben de ateşe atarım. Seçmeni aptal yerine koymaya kalkmasınlar, şahsi hesaplarını da bir kenara bıraksınlar! Biz iktidar olduğu zaman AKP’ye benzeyecek birilerini istemiyoruz. Biz, işini doğru düzgün yapacak siyasetçiler istiyoruz. İşini düzgün yapmayan def olsun gitsin, hiçbirinin nazını niyazını çekmek zorunda değiliz. 6’lı Masa’nın her bir ortağı ona göre ayaklarını denk alsın, attıkları adımlara ve ağızlarından çıkan sözlere dikkat etsin!!