Akşener, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye'de yaşanan kadına şiddet ve kadın cinayetlerine tepki göstererek konuşmasına başlayan Akşener, iktidara yönelik, "Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesini yırtıp attılar. Bu ülkenin kadınları yerine birkaç Taliban kafalının aklına uymayı tercih ettiler. 21. yüzyılda Türkiye'yi yöneten şu zihniyete bakar mısınız? Ülkemizde bugün kadına şiddetin en büyük dayanağı İstanbul Sözleşmesi'ni kaldıran sizlersiniz" ifadelerini kullandı.

Siirt ziyareti sırasında yaşanan "Kürdistan" tartışmasına ilişkin konuşan Akşener, "Siirt'teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo'nun gündemini konuşuyorlar" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya tepki gösteren Akşener, "Bu arkadaş dedikodu yapıyor. İçişleri Bakanlığı dedikodu yapmaz. Bizim üzerimizden makamını muhafaza etmek için atraksiyon yapıyorsun ama seninle ilgilenmiyoruz" ifadelerini kullandı.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Türkiye'de kadın olmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Bugün bir kadının istediği saatte, istediği yerde olması zor. İstediği işi yapması zor. İstemediği kişiyle evlenmemesi zor. Bugün bir kadının hayatta kalması bile artık zor. Ülkemizde her gün başka bir kadın bu zorluklarla mücadele ederken hayatını kaybediyor. Daha geçen hafta Şebnem kardeşimiz öldürüldü.

Kadın ayrılmak istediğinde saldırıya uğruyor, 'hayır' dediğinde cinayete kurban gidiyor. Çünkü Türkiye'de kadın 'hayır' dediğinde onun iradesini koruyacak olan yok. Kadınlar sadece fiziksel değil psikolojik şiddetin de kurbanı oluyor. 'O saatte orada ne işi var, onun psikopat olduğundan haberi yok muydu?' deniliyor. Biz bu yüzden bıkmadan usanmadan İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. İstanbul Sözleşmesi adım adım geliyorum diyen cinayetleri önleyen bir sözleşmedir. Şiddete meyilli olanları toplumdan ayıklayıp, kadınları koruyan bir sözleşmedir.

Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesini yırtıp attılar. Bu ülkenin kadınları yerine birkaç Taliban kafalının aklına uymayı tercih ettiler. 21. yüzyılda Türkiye'yi yöneten şu zihniyete bakar mısınız? Ülkemizde bugün kadına şiddetin en büyük dayanağı İstanbul Sözleşmesi'ni kaldıran sizlersiniz. Kadına şiddet uygulayan ruh hastaları, kadın katilleri sizinle gurur duyuyor olabilir, tacizciler, ahlaksızlar sizinle gurur duyuyor olabilir. Şunu bilin ki bu ülkenin kadınları, gençleri sizinle gurur duymuyor. Bizler, bu ülkede azınlık değil çoğunluğuz. Ölçmez isterseniz sandık orada. Yetkiyi aldığımızda daha çayım masaya gelmeden İstanbul Sözleşmesi imzalanmış ve en keskin bir şekilde uygulanır olacak.

"ARTIK BU DÜMENLERİ YEMİYORUZ"

"Sayın Erdoğan, Sarayı'nda 'uçan Türkiye' masallarıyla oyalanırken Türkiye'nin gerçekleri karşısında sesini çıkaran herkes ya yalancı, ya terörist ilan ediliyor. Biz artık bu dümenleri yemiyoruz. Dün 'milletin adamıyım' diyenlerin bugün millete nasıl sırt çevirdiklerini görüyoruz.

Geçen hafta Siirt ve Batman'daydım. Bizim ziyaretlerimizi artık havuz medyası da yakından takip ediyor. AK Parti ve küçük ortağı bizim ziyaretlerimizden rahatsız. Millet bizi çağırıyor onları da kaşıntı tutuyor. Bizim bu ziyaretlerimizi kendilerince baltalamak için her yolu deniyorlar. Gün geliyor para verip slogan attırıyorlar, gün oluyor bizimle konuşan vatandaşlarımıza bile tebelleş oluyorlar. Havuz medyası da bunları çekmek için ortamda hazır bulunuyor.

Bu sefer değişik bir şey oldu. Siirt'te her zaman ki AK Parti atroksiyonu dışında bu defa bir HDP çalışanı ziyaret ettiğimiz bir esnafa gelip 'Burası Kürdistan' dedi. Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da 'Burası Kürdistan' dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz? 'HDP'yi PKK'nın yanında konumlandırıyoruz' diyoruz. 'HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır' diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok.

Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK'nın ajandasını Türkiye'nin gündemine taşıdılar. Siirt'teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo'nun gündemini konuşuyorlar. Mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak.

Batman'daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK'nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa. Sayın Bahçeli ile Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, sayın Soylu'nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.

"KABADAYILIK YAPAN TOSUNLARA SESLENİYORUM"

Biz bambaşka bir siyasi partiyiz. Genellikle koptuğunuz bir yapıdan, yeni bir oluşum kurarsanız o koptuğunuz yapıya 24 saat söversiniz, düşmanlık edersiniz. Biz öyle değiliz. Biz bugüne kadar ne sayın Bahçeli'ye, ne MHP mensuplarına saygısız, zora düşürecek, hakaret edecek tek bir kelimenin sahibi olmadık. Korktuğumuzdan mı? Hayır... Sadece bir fikrin temsilcisi olduğu iddia edilen o yapının mensuplarına, fikre duyduğumuzdan saygıdan. Onlar bu saygıyı asla göstermediler. Neseb-i gayri sahih dedi. Analarınıza ne dedi biliyorsunuz. Evim basıldı, korkacağımı zannettiler olmadı. Geçmişte söylenenlerin hiçbirini bugüne kadar hatırlatmadık. Kabadayılık yapan tosunlara buradan sesleniyorum. 2011'i hatırlayın. 2011'de ne yaşandı bu ülkede? Bizzati sayın Bahçeli'ye neler dendi bu ülkeye? O kabadayılığı gösteremeyen, ağzı dili lal olmuşlar doğru ya elinizde bilgisayar vardı. Bugün elinize zülfikar verilmişse buyrun gelin kesin kafamı görelim.

"İÇİŞLERİ BAKANI DEDİKODU YAPMAZ"

AK Parti'nin havuz medyası verdiğim yanıtı yetersiz buldu, İçişleri Bakanı konuşana kadar MHP'den tık yoktu, İçişleri Bakanı konuştu. bu arkadaş dedikodu yapıyor. İçişleri Bakanlığı dedikodu yapmaz. Bizim üzerimizden makamını muhafaza etmek için atraksiyon yapıyorsun ama seninle ilgilenmiyoruz.

"YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR"

Arkadaşların iştahla atladığı malum konunun yaşandığı o dükkanda bulunan taşeron işçisi kardeşim, 'Asgari ücretle çalışıyorum, ailemi geçindiremiyorum. Ben ne yapacağım bu parayı? Biz de insanca yaşamak istiyoruz. 22 yıldır çalışıyorum bir kere tatile çıkamıyorum' diyor. Havuz medyası bu kardeşimin derdini tabii ki yayınlamıyor.

Sayın Erdoğan ekip arkadaşların hamaset peşindeyken Batmanlı emekli bir kardeşim sana sesleniyor. '1750 lira maaş alıyorum, torunum oldu bir hediye alıp görmeye gidemedim bunu Cumhurbaşkanıma iletiyorum' diyor. Yukarıda Allah var.

Gönüllü korucu kardeşlerim maaşlarının, emekliliklerinin düzeltilmesini istiyor. Bu sesi duydun duydun, duymadın yolun sonu görünüyor benden söylemesi.

Az önce konuşurken 'Sayın Öcalan' demişim. Sizden ve milletimden özür dilerim. Aklımın ucundan geçmez bebek katiline sayın demek.

"TARIM POLİTİKASI TUTARSIZLIK POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜ"

Dünyanın en güzel coğrafyasında, en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Tarım ve hayvancılık bizim en büyük zenginliğimiz. İktidar, çiftçimize pandemi döneminde bile sahip çıkmadı. Tarım sektörünü de sahipsiz bıraktı. AK Parti'nin tarım politikası adeta bir tutarsızlık politikasına dönüştü. Dünyada lider olduğumuz fındıkta hükümetin açıkladığı 26.5 liralık fiyat üreticinin maliyetinin bile altında kaldı. Yabancı bir firma çıktı fiyatı 25 liraya çekti. İktidar oturup seyretti. Buğday, arpa, mercimek ve nohut içinde aynı şeyler geçerli. Ellerini vicdanlarına koyup çiftçimizin halini bir türlü görmediler.

Kuraklık demişken bir başka önemli ürünümüze daha değinmemiz gerekiyor. Şeker pancarından bahsediyorum. Kuraklık ve sulamada meydana gelen bazı sıkıntılar nedeniyle maalesef pancarda verim düşüklüğü yaşanıyor. Çünkü şeker pancarı ciddi manada suya ihtiyaç duyuyor. İklim değişikliğine bağlı su kıtlığının giderilmesi için değişiklik yapılması gerekiyor. Ülkemizin şeker politikası iç talebi karşılama ve dünya piyasalarında önemli bir üretici olma amacı taşımalıdır."