Sıradandır nefes almak; en doğal rutinimizdir mesela

Yağmurlarda ıslanmak

Sabah bir acı kahve ya da bir fincan demli çay

Otomatiğe bağladığımız ama en rafine, en keyifli zamanlarımız olması gereken günde ‘üç’ öğüne sabitlediğimiz ve keyifsiz, standart hale getirdiğimiz yemek vakitlerimiz de sıradandır çoğu zaman

Ya da belki de hayat öyle dayatır bu rutini...

Güneşin doğuşu da batışı da ne muhteşemdir aslında ama sıradanlaştıran hep biz oluruz bu şöleni...

Ya da zorluklar körleştirir çoğumuzu...

Rüzgarlar deli deli esse de, tenini tatlı tatlı okşasa da farkında bile olmayız çoğu zaman

Aşk da sıradanlaşır bazen ki zaten aşk olmaktan çıkmıştır o vakit

Sonra sonra fena vuran  ayrılık acısı da...

İhanet de sıradanlaşır, “zamanla geçer dersin” mesela; ama işte düşmüşsündür bir kere o teselli tuzağına

Eli elinde gezdiğinde de, diz dize oturduğunda da, titresen bile önceleri; bir bakarsın gün gelir sıradanlaşıverir her şey, şaşırıp kalırsın öylece..

Adını koyamasak da ‘alışkanlıktır’ aslında bu ve en tehlikelisidir hallarımızın...

Alıştın mı bir kere ‘ceylan göz’ de sıradanlaşır, ‘lepiska saçlar’ da...

Acı bir kahveyi yudumlamak, bir cigara tellendirmek keyif olsa da bazen; an gelir bir bakarsın alışkanlık yapmıştır ki işte en fenası da budur...

Köreltir bütün duyguları bu alışmaya olan meylimiz

Elini kolun bağlanır alıştın mı bir kere

Tepkilerin ölür, gözlerin görmez, kalbin bile atmaz gibi olur artık, çarptığını bile fark etmezsin...

“Onsuz yaşayamam” dersin ya bazen

“Ölürüm yoluna” dersin bi coştuğunda mesela

“Hayat durur o yanımda olmayınca” dersin ya hani

İşte hepsi hikayedir aslında; an gelir onsuz da yaşarsın, hayat da yeni ritmini bulur, ölmeden kalıvermişsindir mesela hayatta; o uğruna yanıp tutuştuğun gidince

Aslında kendi zafiyetindir bu; aşk değil

Aslında kendi çaresizliğindir bu; hayat değil

Sevmek değildir ki bu, yaşamak hiç değil; düpedüz ‘kendinsizliğindir’ bi başına kalmaktan korktuğun...

Hani der ya bi şarkıda “alışmak sevmekten daha zor” diye, aslında çok kolaydır bazıları için; işin kolayına kaçıvermektir, teslim oluvermektir, vuruşmadan çekilmektir hayattan..

An gelip dönüp te ardına baktığında, yürüdüğün o bir ömürlük yolda; keşkelerin, pişmanlıkların diziliverir karşına, her ne kadar “hiç keşkem hiç pişmanlığım yok” desen de kendini avutmaktan başka bir şey değildir bu kendine bile itiraf edemediğin

Ve onlar tercihlerin, kendin değil; alışkanlıklarının, açmazlarının esiridir belli ki...

Sen sen ol ne kimseye ölümüne bağlan ne de bi  şeylerin esiri ol

Aslolan sensindir;

Tek başına geldiğin bi başına gideceğin gibi ‘sen’...