banner119

Kaç defa böyle elim havada kaldı. Havada kalsa yine iyi. Benim elim kovalıyor sahibinin ardına saklanmış el kaçıyor. İnatla anlamıyorum elimin sıkılmak istenmediğini. “sağ ol” diye geçiştiriyor er kişi. Bu kez 'yanlış anladı, elini öpmek istiyorum sandı' diye iyice ısrar ediyorum tutmaya o eli. Böyle böyle epey insanın abdestini bozduğum için artık hatırlatıyorum kendime, tokalaşmak istemeyenler var, ısrar etmemek lazım. Yok, yine elim havada daireler çiziyor.

Yaşın, mevkinin, okumuşluğun, görmüşlüğün dışında bir öğreti bu. İnancı gereği karşı cinsi elini sıkmamak. Bunu anlamıyor olmam benim ayıbım. Zira muhafazakâr aileden gelen de benim. İtibar ederim etmem ama haberimin olması lazım bu tutumdan. Aşağı yukarı aynı coğrafyanın insanları olarak ben bu çekinceyi fark edemiyor ve trajikomik görüntülere fırsat veriyorken hala baba mirası heyecanla bir şeyleri anlatmaya çabamı da anlamıyorum. Her bildiğini her yerde söyleme, tartışma. Değil mi? Yok ille anlatacağım. Karşıdaki anlayana kadar uğraşacağım. Sus yahu, sus. Konum da bu değil zaten.

***

Vatan haini ilan edildiğim onlarca tartışmanın birinde, milliyetçi ve muhafazakâr bir kardeşim “ben o kadarını bilmem” diyerek konuyu kapatmaya yönelik bir girişimde bulunmuştu mesela. Tam o noktada “hepimiz kardeşiz” diyerek kapat konuyu değil mi, hayır. ille neden “tamam”a geldik onu da anlatacağım. Bir defasında da benim için gayet konuşmaya değer, karşımdakinin ilgisini ise zerre çekememiş bir küçük bilgi aktarmıştım. Harika bir cevap geldi “ hiç bilmiyordum, böyle bir şeyi.Bilmeme de gerek yokmuş zaten” .Aslında olması gereken bu. Öyle parçalara bölünmeden, az ama has bilmek, öz anlatmak.

Muhtemelen her anlatılanı dinlediğimden oluyor. Çocuğun yuvada öğrendiği ama melodisini hatırlamadığı için hikâyesini anlattığı Dedemin Gözlüğü şarkısını (arayıp duruyormuş gözlüğünü, sonra bir bakmış zaten gözündeymiş), mahalleyi saran kötü kokunun arka sokaktaki kebapçıdan kaynaklandığını (bilerek çıkarıyormuş o kokuyu, iştah açmak için), zabıtanın gelip sokaktaki arabaları bu taraftan karşı tarafa park ettirdiğini (böyle daha güzel olmuş) , komşu kadınların arasındaki tartışmaları (birinin çocuğunu öbürkülerin çocukları oyuna almıyorlarmış), üzerimde karşılık bulmayacak protez makyaj trendlerini (doğal duran kıvrık kirpik yapmışlar), çocuk istismarcısı olması muhtemel iğrenç adamın kendini misyoner ilan etmesiyle ilgili değerlendirmeleri, duyulabilir ses seviyesinin aşikâr ettiği üzere özel olmayan konuşmaları; gelin-kaynana çekişmelerini, misafir ağırlamayı bilmeyenleri, çocukları en çok da çocukların sohbetlerini... Hepsinisamimi bir ilgiyle dinliyorum. Bence benim bunları bilmeme gerek var. Yani bilmesem de olurdan ziyade bileyim daha iyi gibi.

Dinlemeden, gözlemeden “tespit yapmış yine” alkışı almam da mümkün değil zira. Dinledim, bırakın anlatayım. Siz de anlatın. Anlamıyorsam iyice anlatın.Kulağım, gözüm sizdedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.