Hayat…

Bir kere yaşadığın, aşkın, acının, sevincin, zevkin, heyecanın, stresin harmanlandığı o kocaman dünya.

Yaptığın her şey için bedel ödemek zorunda olduğun bu devasa evren. Doğduğun andan itibaren yaşayacağın her şey için gereken hazırlıklar.

Anne… baba…iki farklı karakter.

Hayatın zenginliklerine ve bu zenginliklere ulaşman için aşman gereken zorluklara seni hazırlayan kahramanlar.

Sevgiyi, şefkati, vicdanı ve hayattan zevk almayı, yani, hayatın keyifli yanlarını anneden öğreniyorsun. Baba ise bu keyifleri yaşayabilmen için sana hayatın zorluklarına karşı dayanıklı olmayı ve onlarla baş etmeyi öğretiyor.

Düşünsene…

İnsanı meydana getiren şey, annenin yumurtası ile babanın spermi. Yumurta insan vücudundaki en büyük hücre, içerisinde yaşam için gerekli her türlü madde var. Sperm ise vücuttaki en küçük hücre. Kendisinden 40 kat daha büyük olan yumurtanın içerisine girip yaşamı başlatmak için, milyonlarca spermle rekabet edip pek çok engeli aşmak zorunda.

Yani, aslında hayatın zorluklarıyla baş etmeyi ve hayata tutunmayı sağlayan kişidir baba. Seni daha yaşamın başlamadan önce zorluklara hazırlar. Onun içindir ki, baba daha sert görünür çünkü dayanıklı olmak ve güven vermek zorundadır.

Anne seni dünyaya tanıtırken, baba dünyayı sana tanıtır.

Anne varken aç kalmazsın ama baba sana aç kalmadan yaşamayı öğretir.

Anne sana kişisel bakımı öğretirken baba kişisel sorumluluklarını öğretir.

Anne seni düşmekten korur, baba düştükten sonra nasıl kalkacağını öğretir.

Anne yürümeyi öğretirken baba hayatın yürüyüşünü öğretir.

Anne kendi deneyimlerini öğretir ama baba deneyimlerden ders almayı öğretir.

Bu kadar mı, tabi ki değil…

Kızsan, her daim yanında şımarabileceğin tek kişidir baba. Her erkekte bir parçasını aradığın, ilk aşkın, ilk kahramanın…

Erkeksen, yiğitliğini göstermek istediğin tek kişidir baba. Gurur duymasını istediğin, gururlandırmak istediğin, her adımında onay istediğin…

Kaçarken sığındığın kale, destek ararken dayandığın kapı, çaresizken omzuna konan eldir baba.

Bazen uçmak istersin ama uçmak için ya kanat gereklidir ya da yürek!

Yürek yoksa seni kimse uçuramaz ama kanat gerekirse işte o kanattır baba.

Allah uzun ömür versin benim dağ yüreklim yaşıyor.

Büyük kentlerin arasına sıkışmış “Bozkırın Tezenesi”nin şehrinde, yokluktan gelip öğretmen olan ve o zamanlar çok lüks bir hayal olan benim oğlum doktor, kızım avukat olacak düşünü gerçekleştiren orman gönüllü babam.

Oysa, babası olmayanlar da var…

Cemal Süreyya “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum” derken aslında yukarıda yazdıklarımı tek bir cümleye sığdırmıştı.

Sadece kendi babamız değil…

Vatanımızda korkmadan yaşamamızı sağlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babalarının,

Bizim çocuklarımız gülsün diye kendi çocuklarını yetim bırakan kahraman şehit babalarının,

Adil, güvenilir ve güçlü duruşuyla her an yanımızda görmek istediğimiz devlet babanın,

Ve…

Baba ruhu taşıyan tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.