‘Yarın sabah hepimiz istemeye istemeye işe, okula gideceğiz. Bunun tek sorumlusu 10 bin yıl önce avcılığı bırakıp tarıma başlayan dengesizin biri’

Geçtiğimiz günlerde instagramda görüp paylaşmış ve sonrasında da sorgulamıştım. Eee doğru, ne demiş Konfüçyüs ‘Eğer sevdiğin işi yaparsan, hayatın boyunca bir kez bile çalışmış olmazsın’. Ebeveynlerimiz tarafından öğretilen bir toplum baskısı var hemen hemen hepimizin üzerinde; okula gideceksin, derslerinde başarılı olacaksın, sınavı kazanacak ve doktor, mühendis, avukat olacaksın. Ya sonra ;

Yakup KİRAZ sonrasını çok güzel ifade etmişti aslında…

‘Öğrencileri nasıl harcadık biliyor musunuz ? En iyi problem çözeni doktor yaptık. İçinde insan sevgisi var mı diye bakmadık.. En iyi ezber yapanı hukukçu yaptık, kalbinde adalet duygusu var mı diye bakmadık.. En iyi matematik bileni mühendis yaptık, kul hakkı korkusu var mı diye bakmadık..

İşte bu yüzden; Merhametli pek çok çocuk problem çözemediği için, adil pek çok çocuk ezber yapamadığı için, namuslu çocuklar da sınavda hata yaptığı için doktor, hukukçu ve mühendis olamadı…

Paran kadar sağlık, adamına göre de hukuk varsa, çöküyorsa binalar, yollar, köprüler ve madenler işte bu yüzden…

Ama başka bir  okul ve başka bir eğitim de mümkün aslında…. Elektronik Mühendisliği okurken, yaşamak istediği hayatın bu olmadığını erken yaşta farkederek okulu terk eden ve yaşam felsefesini işi haline dönüştüren bir arkadaşımdan ve kurucusu olduğu Doğada Yaşam Okulu’ndan bahsetmek isterim.

Henüz pandemi gerçeği yeryüzünde kendini hatırlatmadığı bir Eylül’dü 2019’da. Düzenlemeyi düşündüğümüz bir festival için Kilyos’ta gerçekleşen Outdoor Fest’i incelemeye gitmiştik ekipten arkadaşlarımızla…Üniverstideyken yurdum Maslak’ta olduğundan, Kilyos benim için haftasonu arkadaşlarımın denize girmeye gittikleri bir yerdi o zamana kadar. Şimdilerde ise başka hayatlar, çıkarsız insanlar da var gerçeğinin ispatı bir başka dünya.

2018  yılından beri, Kilyos’ta 400 dönüm arazi üzerinde içinde çadır ve karavan kamp alanı, survivor parkuru, yüzülmese de köpüğü beyaz kendi kara olan Karadeniz’de bir plajı ve yepyeni bir  tiny house alanı bulunuyor.

‘Doğa’, özellikle bu dönemin en popüler kelimelerinden. Televizyon programlarında, sosyal medyada, genç – yaşlı, zengin – yoksul herkesten duyar olduk, içi boş ya da dolu. Tabiat Ana demişiz ama evlatlık edebilmiş miyiz tartışma konusu. Doğada Yaşam Okulu’na adım attığınızda ise doğa kavramını ayak parmak uçlarınıza kadar hissedebiliyorsunuz, nasıl mı?  

resize_foto 1

Ekim’in sonu hatta en güzel günü yirmidokuzu, hava evden dışarı bakınca Ağustos günü gibi, giymişim yazlık spor ayakkabılarımı ve yırtık pırtık blue jeanimi, Kuzey Anadolu Otoyolu’ndan sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden çıkmışım. Navigasyon 3 dakika kaldı gösteriyorken bir anlık dalgınlıkla köprüye tekrar geri dönmeyeyim mi, 3 dakika oldu 30 dakika. Offff, oysaki hayat geçeceğin köprülerle , ikinciye geri dönmemen gereken köprüler arasında kısacık bir çizgi. Her zamanki misafirperverliği ile Doğada Yaşam Okulu’nun kurucusu Serhat AKBEL karşıladı yine sağolsun. 

resize_foto 2

Neyse, yıllarca stelettolara alışmış bir insan olarak benim için çadır ve uyku tulumu tecrübeleri hayli zor, hele ki uyumadan saat tıkırtısı bile beni rahatsız ederken, çakal sesleri kulağıma pek de öyle melodi tınısı ile gelmedi. Allah’tan, giremediğimiz ama dalga seslerinin çakal seslerini bastırdığı bir Karadeniz kıyısı gerçeği var. Karşımda boğazdan geçmek için sırasını bekleyen, içlerinde belki de sizlerin evlerine çoktan girmiş olan eşya yada gıdaların olduğu gemiler ve mavisiyle, yeşiliyle geceye renk katan ışıkları.

Ahhhh bir de Büyük Ayı Takım Yıldızları var, ilkokulda yön bulmamızı öğrenmek için derslere konu olan. Ne çok şey ezberledik ve unuttuk, yanımda bir doğada yaşam eğitmeni olunca Takım Yıldızına bakarak nasıl kuzeyi bulabileceğimi öğreniyorum. Takım Yıldızının tava şeklindeki bölümünün uçlarında bulunan yıldızların doğrultusunda, iki yıldızın arasındaki mesafenin 5 birim katı ilerleyince Kutup Yıldızını, böylelikle de kuzeyi buluyoruz. Artık gönül rahatlığıyla doğada tek başıma kalabilirim… 

resize_foto 3

Şaka bir yana yaşadığımız afetlerden de öğrendiğimiz üzere hayatımız birkaç saniyede tepetaklak olabiliyor aslında ve buna hazırlıklı olmayı hep erteliyoruz.

Özellikle çocuklar ve gençlerin gelişiminde macera ve keşifin öneminin farkında olan Doğada Yaşam Okulu Ekibi, zorluklara karşı dimdik duran bir nesil için eğitimler ve kamplar düzenleyerek kutsal bir görev üstleniyorlar. Doğa yürüyüşlerinden, ip- düğüm eğitimlerine, ateş başı etkinliklerinden doğada acil müdahalelere, hatta doğa barınak yapımı, doğada yön bulma ve afetlere hazırlık sunumları da dahil görevini severek yapan eğitmenler tarafından yaz kış kamplar ve eğitimler Kilyos’un cezbedici güzelliğinde gerçekleşiyor.

resize_foto 4

resize_foto 5

Gelelim yılın her mevsiminde gerçekleşen kamplara. En son denk geldiğim kamp Doğaya Dönüş Kampı idi. Adından da belli olacağı üzere doğada kaldığınızda yapabileceğiniz ne varsa atölyeler, söyleşiler ve etkinlikler bu kamptaydı. Ben Yonca Hiç ile Nesne ile Hikaye Anlatımı etkinliğine ve bir gün işime yarar mı bilmediğim Ateş Yakma Atölyesine katıldım… 

resize_foto 6

resize_foto 7

Emekli oluncaya kadar ertelediğimiz bazı hayallerimiz vardır ya, hayatın ne kadar kısa olduğunu anladığımızda beklemememiz gerektiğini de idrak ediyoruz. Minimalizmin, daha azına sahip olmak değil, gerçekten önemli şeyler için hayatımızda yer açmak olduğunu anlayan bazı doğa severler, burada All In Tiny’de yılın 12 ayı minimalist bir hayata başlamış bile.

Tüm stresten uzak ama bir o kadar da her yere yakın olup deniz kokusuyla güne uyanmak isteyen minimalist doğa severlere  , 120 – 150 – 300 metrekarelik alanlarda Tiny Houselar için en az 6 aydan 3 yıla kadar kiralama yapılabiliyor. 

resize_foto 8

Yahu doğaydı, kamptı iyi tamam da damak tadı diye de bir şey var. Size bir de yaşam okulunun mutfağından bahsedeyim. Bir kere çayı, suyundan mıdır nedir Murat Menteş’in tasvirinden çıkma,  zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor. Ama çayı da kahveyi de asıl keyifli yapan meşe palamudu ağaçlarının altında yeşilçam filmelerindeymişcesine yudumluyor olmanız. Sanki arkadan Sadri Alışık gelecek de ‘Bu da mı gol değil be’ diyecek. 

resize_foto 9

resize_foto 10 (2)

İnsanlığın toprak ile doğa ile bağı tam bitmek üzereyken yeniden filizlendiren böyle güzel arkadaşlar edindiğim için şanslıyım. Deniz kenarında otururken dünyanın asıl sahibinin doğa olduğu ve bizim geçici misafir olduğumuzu kabul etmek çok da zor olmadı. Sözcüklere gerek kalmadan öyle hikayeler anlattı ki dalgalar, sanki o hikayelerin parçasıyım. 

resize_foto 11

Daha doğayla ve doğada oynanacak nice oyunlarımız var ve bunun için bir de okulumuz. Dünyamızda o kadar aceleciyiz ki düşünmeden, hissetmeden yaşayıp kapatıyoruz aynı gökyüzünün altında sayfamızı. Oysa Kilyos Doğada Yaşam Okulunda, aceleye gerek kalmadan doğadaki tüm nesnelerin bizim yararımıza olduğunu hissetmek çok daha kolay. Tek kötü tarafı bağımlılık yapıyor olması, ben bu okulda hep sınıfta kalırım ki … 

resize_foto 12

Ülkemde böyle çıkarsız koca yürekli, cömert ve hoşgörülü insanların varlığını bilmek yüzümde güller açtırır. Bu vesile ile bir kez daha evsahipliği için Serhat’a ve ekibine teşekkür eder, bir sözle değil belki de Yaşam Okulunu en güzel özetleyecek Mevlana’dan öğütlerle bitirmek isterim yazımı.

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Hoş kalın, hoşçakalın…