Özlemek var ya özlemek  bu hayatın en yakıcı, en bezdiren duygusu. Yani en azından bende öyle.. Yani hep bir şeyler eksik.

Hele giden gittiyse ebedi; hep bir yanın eksik. Hep sevdan eksik, hep şarkılar eksik, şiirler de. Hep, hep....

İçinde ayrılık var, içinde kalp sızısı var, içinde bir gün kavuşmak umudu var. Bir gün ellerini tutma, sımsıkı sarılma ihtimali var ama hiç kavuşamama ihtimali de var. Ya o umut sonsuza kadar elinden yitip gittiyse işte en can yakan tarafı da o. Ne burnunun ucundaki sızı diner ne de kalbindeki fırtınalar. Kasıp kavurur o kahrolası hasret...

Hayatta kaybettiğin her şeyi, yaşarken yeniden yerine koyma ihtimali hep vardır; bu umuttur işte hepimizi ayakta tutan, yaşama bağlayan ama can gitti mi bir kere ne geri geliyor ne de özlemi bitiyor. Bir gün bir yerlerde kavuşma ümidi ise koca bir yalan...

Giden gider de, kalanlar için hayat artık yarımdır;

İstediğin kadar gül

İstediğin kadar şarkılar söyle

İstediğin kadar gez, toz, eğlen hep bir yanın vardır ki işte boynu bükük sende kalan. Ne beter bir şeydir bu, ancak yaşayan bilir

O yıllar önce bugün gitti. İçimde koca bir kor, ellerimde gül kokusunu bırakarak. Gözünde iki damla yaşla “bırakma beni” dercesine gitti bir kış gecesi. Dışarda yağmur gözlerimde yaşlar. Tutamadım ki seni, ellerimden kayıp gittin. Hiç affetmiyorum kendimi.

Hala gülleri koklayamam, hala gülleri koparanlara kızarım; gül kokardı annem. Güllere bir şey olur da onun da canı yanar diye içim gider hala..

Hala ona çok kızarım; bırakıp beni çekip te gitti diye. Ne gülleri koklarım ne de elime alırım gittiğinden beri. Halbuki gülün ne suçu var ki? Ona yüklerim işte gidişinin acısını. Gül de anlar beni, hiç gönül koymaz bilirim. O da bilir çünkü bülbülün kendine olan özlemini...

Gül kokulu kadın; cennetin bütün çiçeklerini sana gönderdim bugün biliyor musun?

Yattığın yere bile gelemiyorum artık, hala kıyamıyorum o soğukta kalmana bir başına; içim almıyor. Ama gittiğinde ektiğim sarı gül hala orada ve sana çok iyi bakıyor biliyorum; sımsıkı sarıl ona, kokla onu, beni kucağında kokladığın gibi..

N’olur bir masal anlat bana bu gece anne. Sokul koynuma usulca, okşa saçlarımı; anlarım ben geldiğini

Yine tut ellerimden gittiğin gece gibi. Hadi be anne hadi gel bu gece; ne çok özledim seni

Gelmezsen uyuyamam ki...