Image

Tüm bu gündelik hayatın kargaşası, ekonomik kaygılar, günlük hayatın siniri, stresi, anksiyetesi… Tüm bunlardan çekip gitmek istiyor insan bazen, kafasına estiği gibi küçük bir bavulla, tek başına, kimseye tek bir kelime dahi etmeden çekip gitmek.

İçinde bulunduğumuz, bir döngüye giren hayatlarımız çoğu zaman sorgulatıyor bize kendimizi, çıkmak istiyoruz bu döngüden. Hele bir de bu döngünün içinde bir engelle, olumsuzlukla, endişeyle karşılaştık mı koşarak uzaklaşmak geliyor içimizden. Her ne kadar böyle uzaktan baktığımızda bu durum sorunlarımızdan, sorumluluklarımızdan kaçmak gibi gözüküyor olsa da zaman zaman bu kaçışa ihtiyaç duyuyor insan.

Kimseye bir açıklama yapmak zorunda kalmadan, bir sırt çantası ile yola koyulmak istiyor. Hiç bilmediği, daha önce işinden, okulundan, ailesinden vakit bulamadığı için gezip göremediği o uçsuz bucaksız bilinmezliklere doğru yol almak istiyor. Küçük bir kaçış, küçük bir inziva, ufacık bir mola istiyor hayatından.

Hayatınıza vereceğiniz tüm bu molalar kimilerimiz için bir hayalken kimilerimiz için zaman kaybı olarak değerlendiriliyor ne yazık ki. Oysaki yemek yemek nasıl bir ihtiyaçsa durup bazen hayata es vermenin de insanın yaşaması, kendini toplaması ve yenilenmesi için bir ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır. 

Şimdi biraz durun, gözlerinizi kapatın ve düşünün, içinizde en ufak bir yorgunluk, uzaklaşmayı, kafa dinlemeyi isteyen bir tane bile hücreniz varsa toplayın bavulunuzu. Daha önce hiç gitmediğiniz, keşfetmediğiniz bir yere doğru çizin rotanızı. En önemlisi sessize alın cebinizde çalan telefonlarınızı. Ve bir süreliğine bekletme tuşuna basın hayatınızın…