Bereketten darlığa...

Eski zamanlarda, tarımla uğraşanın, tarlalarda hasat yapanın, toprak sahibi olanın değeri paha biçilemez, doğal üretime, tarıma duyulan saygı ölçülemez iken; sanayi devrimleri, ticari kaygıların artması, şehirlerin dört bir yanına dikilen devasa fabrikaların çoğalması ile insanoğlunun öncelikleri değişmiştir.

Sanayi devriminden sonra üretimin makineleşmesi yönünde birçok yeni ve çağ açan gelişmeler yaşanmış, insanlar tarlalarını bırakıp köylerden şehirlere göç etmeye, fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başlamışlardır. Ne yazık ki o günden kurulmaya başlayan büyük beton yığınları ve sanayi kentleri sayısını her geçen gün arttırmakta, gözü doymak bilmeyen insanoğlu bu kontrolsüz artışın önüne geçmemektedir.

Pek tabiki milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada hızlı tüketime karşılık verebilmek için seri fabrikasyon üretime ihtiyaç vardır, fakat fabrikaların kontrolsüzce çoğalması ve insanoğlunun fabrikaları bir para kaynağı olarak görmesi işleri çıkmaza sokmaktadır. Fabrikasyon üretimin birçok artısı olduğu gibi bir o kadar da eksisi bulunmaktadır. Örneğin, sayısı çok olduğu için düzgün denetlenmeyen fabrikalar çevre kirliliğine ve organik atık birikimlerine sebep olmaktadır.

Fabrikalaşma sürecinde ortaya çıkan negatif sonuçlardan sorumlu tek kurum fabrikalar değildir, devletlerin fabrikalara sağladığı desteklerin yanında tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlara yeterli desteği vermemesi de olumsuz birçok sonuca sebebiyet vermektedir. Yeni kurulan her fabrika, insanlar için yeni bir iş kaynağı, köyden kente göç eden binlerce aile demektir. Ve ne yazık ki, bu durum doğal üretimi, tarımı, hayvancılığı olumsuz yönde etkilemekte, emeklerinin karşılığını yeterince alamayan üreticiler tarlalarını terk ederek şehirlere göç etmektedir. Her karışı altın değerinde olan, tam bir üretim merkezi olan, tarım ve hayvancılığa neredeyse her bölgesinde elverişli ülkemizde bu kavramlar her geçen gün değerini yitirmekte ve unutulmaya başlamaktadır.

Tarım demek hayvancılık demek sadece bir iş kolu demek değildir, insanın doğaya saygı göstermesi, doğayla iş birliği yaparak kendi kazancını elde etmesi, doğaya bir adım daha yaklaşması demektir. Topraktan kendi besinini elde eden insan, toprağa saygı duymasını da bilir, kazancını sağladığı kaynağa saygı ve sevgi gösterir. Bu yüzden tarımı bırakarak fabrikaya koşan her işçi, toprak ve insanoğlu arasından kopan bir damardır aslında, unutulmamalıdır ki kopan damarların iyileştirilmesi çok güç, hatta imkansızdır…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedat bektas
Sedat bektas - 3 ay Önce

Teşekkür ediyorum