Bi Değişik Yazı

‘’Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Michelangelo'nun resim yaptığı, Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ‘Burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.’’ MARTIN LUTHER KING

Hep yazının sonunda paylaşacak değilim ya, bu kez başında, yazımın ana fikrini verecek biz sözle başlayayım dedim, maksat siz okuyucularımıza kolaylık olsun…

Hamdolsun arada çürükler denk gelse de iyi insanlara rastgeldim yaşam yolculuğumda. 17 günlük kapanmamı da ön bir tatil yaparak tamamlayıp güle oynaya işime, evime, memleketime kavuştum şükür, hoş döndüğümde sadece otoyola verdiğim dörtyüz küsür Türk Lirasını gördüğümde vücudumda yaralar çıkmadı değil o da nazar boncuğu olsun.

Bu sıralar en büyük gündemimiz, Marmara Denizi’mizdeki müsilaj sorunu olmalı. Hayattan ders almayan biz insanoğlunu sorgulayarak, tam da ‘ben bu sıra hayata bir küseyim’ derken iki dünya güzeli insanla kesişti bu kez yolum ve dedim ki ‘dünya döndükçe umut her zaman vardır’.

Bir cumartesi sabahı uyanmışım, tembellikten mutfak alışverişimi henüz yapamadığım için buzdolabı sadece ecza amaçlı kullanılıyor gibi, durum böyle olunca annemi de aldım düştüm yollara. Sosyal medyada gördüğümde listeme aldığım ‘Bi Değişik Ev’ geldi aklıma ve hemen arayarak iki kişilik rezervasyonumu yaptırdım.

Karamürsel Pazarköy yolu üzerinde, annemin gece gördüğü rüyaları dinleyerek sürüyorum arabamı Samanlı Dağlarının yeşiline, haaa bu arada kızacak biliyorum ama anneme bir türlü gece uyku girmez buna rağmen sabah bin tane rüya anlatır… Kurban olurum yaradana….

Bi değişik parka arabamı parkedip, gözlerim fal taşı gibi açılmış halde mekana giriyorum. İlk intiba önemli… 

Kapıda Ali Bey karşılıyor bizi ve ön bir dezenfekte işleminden sonra bir abi, bir dayı, bir yakın akraba gibi rahat oturabileceğimiz alternatifleri gösteriyor, dışarıdan stres getirmenin yasak olduğu Bi Değişik Ev’de bir bayram sabahında hissediyorum kendimi. Yan masadaki çocuklar sanki kuzenimin çocuklarıymış gibi bayram harçlığı vermek geçiyor içimden.

Çay kaşığı sesleriyle, çocuk seslerinin birbiriyle yarıştığı kahvaltıları severim, hele bir de kahvaltım bana özelse daha da bi severim. Gül Hanım’ın enerjisini çayına kattığı neşeden aldım ilk, sonrasında kendimi özel hissetmemi sağlayan notundan. 

Kahvaltı bahane burası şahane diyerek Ali Bey ve Gül Hanımdan bahsedeyim size. 99 depreminde hasar görmüş evleri ve emeklilik için düşündükleri bu köye bu eve yerleşmişler. Ali Bey 30 yıl kimya sektöründe çalışmış ( hijyen konusunda o kadar titiz ki o söylemese ben soracaktım ). Bu köye yerleştikten sonra her geçen gün eve, bahçeye geri dönüşüm kullanarak yenilikler güzellikler katmışlar. Zamanla yoldan geçenler evi bir butik işletme zannederek içeri girmeye başlamış, hoş beş kahve ikramından sonra misafirlerin de talepleri göz önünde bulundurularak aile biraraya gelmiş ve bir aile işletmesi haline dönüştürmüşler evlerini.

Tabiri caizse ‘Bi Değişik Ev’ bir geri dönüşüm evi, 50 yıldan 150 yıla kadar objeler, yapılma amaçlarının çok dışında bir şekilde değerlendirilmiş. Yaşlılıktan rafa kaldırılan bir şemsiye daha önce yağmurdan insanları korurken burada yağmur suyuyla renklenen çiçeklere saksı olmuş. 

Hangi birine bakacağımı şaşırdığım eşyaların arasında bir masa dikkatimi çekti. Mavi oluşu beni zaten cezbederken masanın eski bir Rum Kapısından yapılması hayranlığımı daha da arttırdı.

1920’lerde Mübadele Döneminde Karamürsel – Ereğli – Tepeköy’de yaşayan Rumlar, evlerini terketmek zorunda kalmışlardı. Tepeköy’de Herkül Kalesi olarak bilinen antik bir kale varmış. Bir zamanlar kalenin üstüne bir rahip fıçı yıkamak için çıkmış, fıçıyı temizlemek için içine girdiğinde fıçı ile birlikte dereye yuvarlanmış. Rumlar da kendi arasında köye “Papaz Yuvarlandı Köyü” derlermiş. O zamanlar köyde bir kilise, iki değirmen, yarı-yüksek statüye sahip okul ve iki konuk evi varmış. Papazın evinin kapısı mıdır, konuk evinin kapısı mıdır bilemem. Bildiğim ve içimi acıtan tek şey bavuluna kalplerini ve anılarını da alabilirken nice aşklara, sevinçlere, hüzünlere açılan kapılarını yanlarında götürememeleri.

Şimdilerde o kapı, birçok el değiştirerek Bi Değişik Ev’de Ali Bey’in özenli tadilatından sonra yeni misafirlerini ağırlıyor. O kapıyı bir daha kimse çalamayacak ama kapının etrafında nice sohbetler yapılmaya devam edecek.

Kendi evimdeymişim gibi gezerken bir taraftan Gül Hanım mutfakta diğer misafirlerine hamarat ellerinden kahvaltılıklarını çıkartıyor ben de yardıma ihtiyacı olursa seve seve mutfağa girebileceğimi söylüyorum. Kahvaltı demişken herşeyin doğal olduğunu söylemeden geçmeyelim, hazır meyve suyu bile yok, mevsimine göre limonata, erik suyu, vişne suyu, reçeller ve mis gibi mutfakta biri mi var kokusu. 

Gül Hanımın marifetleri sadece mutfakla sınırlı değil, tasarıma da hayli yetenekli. Annemin ‘bak gördün mü bir de bana herşeyi attırıyorsunuz, ne güzel değerlendirmiş ben de saklamaya devam edeyim’ serzenişleriyle Bi Atölye’yi geziyorum. 

Düğme bile dikmeyi becermeyen benim için farklı karakterlerle canlanmış mutfak önlükleri, kim taksa yakışacak türden renk cümbüşü takılar bir sanat eseri. Dikmesini bilmem yavrum gülüm katina diyenlerdenseniz, getir dikeyim diyecek bir Gül Ablamız var. Kırmızı önlük seçer elime tavamı alırım almasına da, bi insana bu kadar mı yakışmaz tencere tava … eh benim de dilime türküler, elime kalemler ( klavye de olur ) yakışır o vakit. 

"İnsan değer verdiği şeylere gözüyle bakar, yüreğiyle taşır." der Neşet Baba, bu evde herşey değerli, senin benim belki de çöp diye gördüğümüz eşyalar güzel bir çift göz ile bakılınca yürekte taşınacak hale gelmiş. 

Yürek dedik en önemli noktaya geldik, benim için tabi. Bir yerde yürekten okunan bir şarkı varsa oturur dinlerim hatta belki söylerim de. Gül Hanım’dan Ali Bey’in cümbüş çaldığını duyunca rica ettik ve sağolsun kırmadı bizi. Cümbüş dediysem sıradan bir cümbüş değil. Gençlik yıllarında müzikle ilgilenen Ali Bey, ilerleyen yıllarda bir enstrüman çalmak istiyor ve teknesi cümbüş, sapı bağlama olan bir saz hayal ediyor, kısa bir araştırmadan sonra, Zeynel Abidin’in torunlarında üç tane olan bu sazdan biri artık kıymetini bilen ellerde. 

‘Yüzün geçmişten kalan, aşka tarif yazdıran, bir alaturka hüzün, yüzün kıyıma vuran, anne karnı huzuru, çocukluğumun sesi, senden bana şimdi zamanı sızdıran’ sözleri nasıl da yakıştı bu güne, ELFİDA ( Beyzanur ) ruhun şad olsun. Ali Bey’den dinleyerek şarkılarda tanımak varmış seni.

Güzel insanlara rast gelmemiz dileğiyle hatta aynı yerlerde karşılaşma umuduyla veda edeyim. Olur da Bi Değişik Ev’i ziyaret etmek isterseniz Karmürsel Pazarköy Yolu üzerinde, benden de selam söylemeyi unutmayın. 

Hoş Kalın – Hoşçakalın

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mutlu TAŞPINAR
Mutlu TAŞPINAR - 2 ay Önce

Negüzel bir yazı ilk fırsatta gitmek istiyorum Bi değişik eve.

Ümran Şirin
Ümran Şirin @Mutlu TAŞPINAR - 2 ay Önce

Hiç zaman kaybetmeyin

Gül pilavcı(bi değişik ev)
Gül pilavcı(bi değişik ev) - 2 ay Önce

Ümran hanımcım, nasıl bir yürekle anlatmışsınız bizi, ağladım ben... Teşekkürler, teşekkürler. Yazınızı okuduktan sonra Ali ye ve kendime bir kahve yapıp yapmak istediklerimizi, gönlümüzü anlayıp, harikalaştırmış biriyle tanışmanın keyfine vardım.. Her nekadar giderayak insanın taaaaa içine işleyen sesinizle bizi ağlatsanızda biriktirdiğimiz insanlara katıldığınız için çoooook mutluyuz. Evet sizin selamınızı bize getirsinler ama lütfen sizde gelin, gelin ki daha söylemediğimiz pek çok türkümüzü söyleyelim... Görüşmek dileğiyle, sevgiler.. ❤️

Ümran Şirin
Ümran Şirin @Gül pilavcı(bi değişik ev) - 2 ay Önce

Çok sevindim beğenmenize, sizlerle yolum kesiştiği için çok şanslıyım ☺️

Mustafa ULUSOY
Mustafa ULUSOY - 2 ay Önce

Kalemine Sağlık
Yazın ve Görseller harika
Bu yaz insanlar buraya muhakkak gidecektir.
Böyle güzel bir mekanın ilimizde olması bizlerede bir şans diyelim...

Ümran Şirin
Ümran Şirin @Mustafa ULUSOY - 2 ay Önce

Kesinlikle çok büyük bir şans

Sevdalinka
Sevdalinka - 2 ay Önce

Ne güzel anlatıyorsunuz Ümran hanım
Siz nereden bahsetseniz oralı oluyor yüreğim. Yarın kahvaltı yapacak mekan arıyordum nasıl da denk geldi mutlu selamınızı ileteceğim

Ümran şirin
Ümran şirin @Sevdalinka - 2 ay Önce

Çok sevindim sevgiler

Meltem.
Meltem. - 2 ay Önce

Bu yazınız, en akıcı ve en güzeli olmuş. Tebrikler...

Ümran şirin
Ümran şirin @Meltem. - 2 ay Önce

Çok teşekkür ederim ☺️

Kübra Yavaş
Kübra Yavaş - 2 ay Önce

İnsanın kendinden, hayatından, yaşanmışlıklarından bir şeyler kattığı bu tarz mekanlar çok hoşuma gider. Ama buralara gittiğimizde sahipleriyle konuşma imkanımız yoksa o ruhu tam hissedemeyiz. Sayenizde o eşyaların hikayelerini o mekanın oluşum aşamasını da öğrenmiş olduk. Artık mekan biraz daha kıymetlendi. En kısa sürede uzun zamandır takipte olduğum ama bir türlü ziyaret edemediğim mekana gitmeliyim. Kimbilir belki de bu hikayeyi okuduktan sonra gitmek çok daha iyi olacaktır oranın ruhunu anlamak için

Ümran şirin
Ümran şirin @Kübra Yavaş - 2 ay Önce

Çok sevindim selam da söyleyin ...

Tuğba
Tuğba - 2 ay Önce

Yüreğine kalemine sağlık canım ablam

Ümran Şirin
Ümran Şirin @Tuğba - 2 ay Önce

Teşekkürler ablam

Kalemine yüreğine sağlık canım.
Kalemine yüreğine sağlık canım. - 2 ay Önce

Kalemine yüreğine sağlık canım.

Ümran şirin
Ümran şirin @Kalemine yüreğine sağlık canım. - 2 ay Önce