Bi Yeşil Üzümlü Köy alır mıydınız?

Tam da hırka mı giysem, şemsiye alsam mı sorularının kafamızı karıştırdığı günlerdeyiz. Maske ve mesafe uyarılarına ek olarak, telefonumuza her an gelebilen gezegensel retro bilgileri de bizleri her konuda temkinli ve dikkatli olmaya sevk ede dursun, ben valizime iki üç parça elbise alarak son güzel günleri değerlendirme kararı aldım. Ama gideceğim yeri daha sonra anlatacağım size. Nedendir bilmem özleyince her şey daha bir güzel geliyor bana, bu sebeple de yazılarımı özlediğim zaman yazmaktan yanayım.

Son seyahatimde ikinci kez dalış yapmak için Kaş’a gitmiştim ve dönüşte Kalkan’da tatilde olan kızlarımı da alarak yol üstünde bir mola yeri belirledik, YEŞİL ÜZÜMLÜ. Mola yeri belirledik derken, arkadaşımla ben tercih ettik, ergen kızlarım arabanın arka koltuğunda kıyameti kopardılar. Geçen sene uğramış ve köy halkına hayran kalmıştım, öyle ki yoldan geçerken evine çay içmeye davet eden teyzelerimiz olmuştu öyle içten insanlar.

Yeşil Üzümlü, Fethiye’den Göcek’e geçerken yol üstünde uğranılacak en keyifli köylerden biri. Adını da renginden almış, yemyeşil ve bol üzümlü. Fethiye’den 20 dakikada kıvrıla kıvrıla, yeşillikler arasında varıyoruz köye. Yol üstünde size açık davet sunan İncirköy gibi yerler de var. Ama benim favorim Fethiye’de Kayaköy’den sonra Yeşil Üzümlü. 

Köy meydanına geldiğimizde Osmanlı Döneminden kalma 100 – 200 yıllık tarihi taş ve ahşap evleri keşfe başladık. Yaşam hala devam ettiği için hala ayakta kalmayı başarabilmişler. O yaşanmışlık kokan evlerin önünde çaylarını demlemiş bizi de buyur eden teyzelerle sohbet ederken büyükşehirlerde yaşamanın ne kadar da gerginlik bulaştırdığını anlamış oluyorum bir kez daha.

Eski taş evlerin dışında yeni yapılan evlerde var sokaklarda ve o evlerin önünden geçerken de kendinizi İtalya’nın bir köyündeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Nedenini tam anlamasam da biraz terkedilmiş evler gibi, çıt çıkmıyor içerde, arkadaş hiç mi çoluk çocuk olmaz da kavga etmez ya da ne bileyim hiç mi evde misafir olmaz da kahkahayla dedikodu yapılmaz anlamadım, neyse köy gibi insanları da sakin demek. 

Kökleri yörüklere hatta Likyalılara kadar dayanıyor yöre halkının. Dar ama bir o kadar da sakin sokaklarında gezerken sanki orda doğmuş büyümüşüm de gurbetten memleketine geri dönmüşüm gibi karşılanıyorum. Hem köy tertemiz hem de burada yaşayan insanların kalpleri. 

Yeşil Üzümlü DASTAR adı verilen dokumalarıyla ünlü, hemen hemen her evde dokunuyor. Pamuk, yün ve ipek iplikler kullanılarak yapılıyor. Dokunan parçaların hepsi farklı, bir başka eşi yok. Ben Olcay Ablanın tezgahına konuk oldum. ‘Anamdan doğduğumdan beri bu işi yapıyorum’ dedi. Evinin alt katında el emeği göz nuru o kadar değerli parçalar var ki. Dışarıdan bakınca kolay gözükse de tezgahın başına geçtiğimde o şallar, masa örtüleri, o elbiselerin aslında birer sanat eseri sayılması gerektiği kanaatine varıyorum. 

Her biri ayrı bir hikayeye ortak olacak tülbentler, peştamaller arasında fotoğraf çektirirken çocukluğum geldi aklıma. Annem, el işi, kanaviçe, batik boyama gibi teknikler kullanarak yaptığı bohçalarının arasında 3 kızı için çeyizler hazırlar ve sevdiği misafirler geldiğinde büyük bir gururla gösterirdi yaptığı işleri. O zamanlar gereksiz zaman kaybı gibi gelirdi bana, malum çocukluk işte, şimdi diyorum ki ne umutlarla işlenir o çeyizler ve ne aşkların ilk günlerine şahitlik ederler ( konuyu yine aşka bağladım ya gurur duydum kendimle J ). 

Köyün gençleri DASTAR’a pek asılmasalar da ( malum biraz tembeliz yeni nesil ) ne varsa eskilerde var Olcay Ablam diyorum ve sarılmak istiyorum kendisine ama o da ne CORONA var… 

Üzüm bağları, incir ağaçları, tavuklar ve horozlarla renklenmiş bahçeli evlerin arasında, sanki iki doz antidepresan almışım da dünya güllük gülistanlıkmış gibi kuzu seslerine eşlik ederek şarkı türkü söyleye söyleye gezerken, bir türlü fotoğraf çekmeme fırsat vermeden beni arayarak hadi gidelim anneciğim diyen kızlarım sayesinde gerçek hayata istemesem de dönüyorum. 

Köyde ev şarapçılığı da geçim kaynakları arasında. Geçen yıl 2.si düzenlenen Yeşil Üzümlü Bağ Bozumu Şenliği ile köy bir Bozcaada olmasa da adını her geçen gün daha da duyuracak gibi. Bağ Bozumu Şenliği Eylül ayında yapılıyor ve Nisan ayında da Kuzugöbeği Festivali var. Festivalde kuzugöbeği ve diğer mantar türlerinin değeri, bilinçli toplanması ve tüketilmesi gibi konularda paneller de yer almakta. Yılın 8 ayı bu bölgede çeşitli mantar türleri bulunuyormuş. 2008 yılından beri de bu festival devam ediyor, sadece panellerle sınırlı değil elbette, mantardan yapılan leziz yemekler, börekler, gözlemeler de ilginizi çekebilir, umarım fırsatını yakalayıp gidebilirim. 

Köyde yaşayan İngilizlere de rastlamak mümkün, adım başı gözlemeci görmektense tercih edeceğimi belirtmek isterim. Bu köy diğer popüler köylere göre melankolik havasıyla daha bir huzur kokuyor sanki. Sanat Galerileri, Kültür ve Sanat Kafeleriyle sakinlik isteyen sanatçı ve sanatçı adayları için potansiyel bir köy. Dikencik Evlerinde taş ev veya ağaç evlerde kalma imkanınız var, alın yanınıza okumak için ertelediğiniz kitaplarınızı, bir iki rahat ayakkabı, bir iki sweatshirt e tabi en önemlisi belki size eşlik edecek bir yol arkadaşı, son karantinasız günlerin ve kışın kasveti gelmeden Eylül’ün tadını çıkarın. 

Bak şimdi Eylül yazınca bi romantikliğim tuttu… O zaman bir sözle değil bir şiirle bitirelim bu kez. Düşmanlarınızı bağışladığınız, dostlarınızı daha çok sevdiğiniz bir sonbahar olsun.

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum
Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi
Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda
Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda
Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum…

Ataol BEHRAMOĞLU

Hoş kalın, hoşçakalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Muzafferlinka
Muzafferlinka - 11 ay Önce

Şimdi Ege’ de olmak vardı anasını satayım. offf offf

Ümran Şirin
Ümran Şirin @Muzafferlinka - 11 ay Önce

Mümkünse sen artık ofiste ol

uğur bayram
uğur bayram - 11 ay Önce

yine keyifli bir yolculuktu ömrüne bereket arkadaşım. şu an hayıflandım, her yıl yolumun üstü bu muhteşem köye ilk fırsatta ben de uğrayacağım.

Ümran
Ümran @uğur bayram - 11 ay Önce

Çoookkkk sevindim beğenmenize :)

berrin
berrin - 10 ay Önce

Buraya bayilidim gelince muhaka gidecem tesekurler umranci hem yazilari cok guzel hemde ne guzel yerle ogreniyoruz Emmeline saglik