Image-35

Kuş olup uçmak ister bazen insan. Ayağı yerden kesilsin ister, bulutların arasına dalıp gitmek, rüzgârı tüm bedeninde hissetmek ister. Günün yorgunluğundan, dertlerinden, stresinden, kaygısından bazen de sadece kalabalıktan bir kanat çırpışıyla uzaklaşmak ister.

Çoğu zaman özenir insan kuşlara. Bulutlarla haşır neşir oluşuna, güneşle olan dansına, bir diyardan diğerine özgürce dolaşmasına, okyanusları, engin denizleri azmiyle aşmasına özenir. Gökyüzüne bakıp iç geçirir çoğu zaman, ahenkle dans eden kuş sürülerini özenerek bakar onlara.

Bir günlüğüne kuş olsaydık ya her birimiz. İstediğimiz gibi kanatlarımızı rüzgara açsaydık, güneşin sıcak dokunuşunu, rüzgarın esintisini kanatlarımızın arasında hissetseydik. En sevdiğimiz ülkeye, şehre çırpsaydık kanatlarımızı. Bir günlüğüne uzaklaşsaydık hayatlarımızdan. Bir sürünün peşine takılıp yepyeni diyarları keşfetseydik, görmediğimiz şehirleri hissetseydik kemiklerimizde. Sonra soluklanmak için bir apartmanın çatısına konup izleseydik koşuşturmacadan yaşamayı unutan, telaş içinde oradan oraya savrulan insanları. Belki o zaman fark ederdik içinde kaybolup gittiğimiz o koşuşturmacanın ne kadar gereksiz olduğunu. Yaşadığımız bu hayatın ne kadar kısa, her anın ne kadar yaşamaya değer ve kıymetli olduğunu.

Bir günlüğüne kuş olsaydık her birimiz, kapalı duvarların arasından çıkıp özgür olmanın ne demek olduğunu tüm bedenimizde hissetseydik. Bıraksaydık kendimizi engin denizlerin üstüne, gerçekten yaşamanın ne demek olduğunu hatırlasaydık tekrar. Yarınlar yokmuşçasına çırpsaydık kanatlarımızı bulutların eşliğinde, gözlerimiz kapalı teslim olsaydık tüm benliğimizle rüzgara, iliklerimizde hissetseydik hayatta olmanın, yaşamanın ne demek olduğunu…