"Arkadaş kalalım artık" dedi adam.

Yoksa birbirimizi kırıp dökeceğiz. Bir akşamüstü alacasının aydınlattığı odada, koltukta otururken kadın. Çaprazındaki masada oturuyordu adam. Kestane rengi kısa saçlarının çevrelediği başını çevirmeden gözleriyle döndü kadın. Dolgun dudaklarıyla fısıldadı: "Arkadaş kalalım."

Tam tamına altı yıldı. Demek ki benden yıldı.

'Altı yılın tamamı aşktı oysa' diye düşündü kadın. Soluk soluğa bir aşktı.  Yürek yüreğe, omuz omuza, el ele, sıcak, terli, ıslak, derin, dingin, huzurlu. Hiç konuşmadan saatlerce bakmaktı gözlerinin içine. Sırtını dönebilmekti hiç düşünmeden. Her baktığın yerde onu görmekti. Küsmekti ve barışmak. Barışınca kıyasıya sevişmekti. Hastayken başında nöbet tutmak.

Sabah gözlerini açar açmaz onu düşünmekti. "Bitti" dedi adam. 'Bitmiş' dedi kadın. Oysa tüm dünyayı karşısına alabilmekti aşk. Ondan geleni gözü kapalı kabullenmekti. Sorumlulukları sırtlanabilmekti aşk. Kendini adayabilmekti. Fedakarlıktı. Feda etmekti. Ömrünün geri kalanını ipotek etmekti aşk. Yanında uyurken bile rüyasında görmekti. Elele bembeyaz karlarda yürümekti. Kar kadar beyazdı aşk. Masumdu. Çıkarsızdı. Yarışsızdı. Açık oynamaktı kartları. Blöfsüz. Restsiz.

Artık midende bir kelebek sürüsüyle birlikte yaşamaktı aşk.

'Zorla bana cinayet işletecek' diye düşündü kadın. "Daha çok üzülmeden üzmeden" dedi adam. 'Zorla' dedi kadın. Bu muydu aşk. Tam altı yıldı. "Artık hissetmiyorum" dedi adam. Oysa beklemekti, sabretmekti aşk. "Cinayet" dedi kadın. Körlüktü, sağır olmaktı aşk ondan başkasına. Mavi bir yokoluştu aşk. Birbirinin ruhunda bulutların üstünde.

Şimdi yeryüzüne indi kadın. 'Cinayet' dedi. Elleri boştu. Soğuktu ve sırtını dönebileceği kimse yoktu. Feda edilmişti. Huzursuzdu. Yalnızdı. Resti gördü. "Olamaz" dedi. "Cinayet bu."

Çantasını topladı kadın. Hiç konuşmadı. Hiç ağlamadı. Omuzuna astı. Ceketini giydi. "Nereye" dedi adam. Adamın yüzüne baktı kadın. "Cinayet" dedi. Gitmeliydi artık. "Gitmeliyim" dedi. İşi vardı. Kelebekleri düşündü. "Cinayet" dedi. Hala çok canlıydılar. Kıpır kıpır. "Küsmeyelim" dedi adam. "Kırılmayalım" dedi. Zor bir işi vardı kadının oysa. "İşim var" dedi. "Gitmeliyim." Kapıdan çıktı. "Hoşça kal" dedi. Kapıyı kapattı. Nasıl yapacaktı. Hala çok canlıydılar. Öldürmeliydi hepsini. Cinayetti bu. Hepsini öldürmeliydi. Kelebekler ölecekti. Eve gitti. İçeri girdi. Soğuk bir rüzgar esti, yalnızlık rüzgarıydı bu. Yatağa girdi. Karanlıktı ve kimsesiz. Gözlerini kapattı. Bacaklarını kendine doğru çekti. Ağladı. Ağladı ve derin bir uykuya daldı.

Ağır bir hastalıktı aşk.

Ağır semptomlarla seyreden bir hastalıktı. Hepimize geçmiş olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.