Hubris Sendromunu hiç duydunuz mu?

Biliyorum duymadınız ama çok iyi bildiğinize eminim.

İnsan bazen kimin ne olduğunu çok iyi biliyor ama adını koyamıyor.

Bu sendrom da onlardan biri.

Hubris Sendromu yani Tanrısal ego hastalığı ya da bildiğiniz adıyla güç zehirlenmesi…

***

Belki de yüzyıllardır bilinmesine rağmen, David Owen ve Jonathan Davidson isimli psikiyatristler tarafından 2009 yılında tanımlandı.

Uzun süre aynı görevde kalan siyasetçilerde ya da uzun süre siyasetin içinde olanlarda görülüyor.

Yani, siyasetçi hastalığı!

Şimdi size bu sendromun bazı özelliklerinden bahsedeyim, eminim gözünüzün önüne birçok isim gelecek.

***

Abartılı gurur bu hastalığın en önemli özelliği.

Baskın bir kendine güven ve kendi dışındakiler için küçümseme duygusu içeriyor.

Dünyayı öncelikli olarak bir güç gösteri alanı olarak görüyorlar.

Yüceltilmeye çok yatkınlar.

Dikkat çekici şekilde benmerkezci kişilik özelliği ve empati yoksunluğuna sahipler.

Kendileriyle ulusu ya da bir kurumu özdeşleştirme eğilimindeler.

Çevresindeki fanilere ve halka değil tarih ve tanrıya hesap vereceği inancı taşıyorlar.

Sürekli artan bir yalnızlaşmanın eşlik ettiği gerçeklik duygusunun kaybı söz konusu.

Kendileri dışında hiç kimse onlar için önemli değil.

Sanırım bu kadarı yeterli.

***

Hangi hastalık olursa olsun, herkes hasta olduğunda o hastalığın çilesini çeker.

Sadece Hubris Sendromlular hastalıktan mustarip değil.

Para bunlarda, idare bunlarda, güç bunlarda…

Her zaman haklılar, her şeyi en iyi onlar biliyor ve herkes hakkında hüküm verebiliyorlar.

Uzun süredir ülkeyi yönetenler, uzun süredir bir kurumu yönetenler ya da uzun süredir seçtiğiniz vekiller…

Hepsi de kendilerini vazgeçilmez görüyor!

Hepsi de kendilerini bir ada, tek başlarına bir bütün olarak görüyor!

***

Peki, John Donne ismini hiç duydunuz mu?

Bundan 550 yıl önce yaşamış bir İngiliz şair ve vaiz.

Onun bir şiiri için, Ernest Hemingway dünyanın en güzel romanlarından birini yazdı.

Çanlar Kimin İçin Çalıyor…

***

Hiç kimse bir ada, tek başına bir bütün değildir.

Her insan kıtanın bir parçasıdır.

Deniz bir toprak parçasını alıp götürse, Avrupa küçülür.

Tıpkı haritadaki bir burun gibi,

Senin ya da dostlarının yurduymuş gibi.

Bir kişinin ölümü de beni azaltır.

Çünkü ben insanlığın bir parçasıyım.

İşte bu yüzden, çanlar kimin için çalıyor diye sorma,

Onlar senin için çalıyor!

***

Hubris Sendromlular hastalıklarının farkında değiller ama…

Artık onları bu hastalıktan mustarip etme zamanı geliyor!

Unutmayın…

Birbirimiz için önemli olmazsak, Hubris Sendromlular için hiç önemli olmayız!