Ülkemizde yaşayan her yurttaş ekonomik bir çöküntü içerisinde bir yaşam sürüyor ve bu çöküntünün düzelmesi için görevde olanların her hangi bir girişimde bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan tablo ve çaresizlik bir çok sorunu da beraberinde getiriyor.

İşte bu sorunlardan ve çözüm bekleyen sektörlerden bir tanesi,

Tarım Sektörü,

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan ve hala bu etkisini sürdüren Covid 19 salgını sürecinde, yeme içme sektörü ön plana çıktı.

Tarım arazileri fazla olan ve bu arazilerini bilinçli, bir şekilde kullanarak çiftçisine üretmesi konusunda destek olan ülkelerde yaşayanlar yiyecek içecek konusunda sıkıntı yaşamadı.

Üretme konusunda sıkıntı yaşayan ülkeler paraları olsa bile, bazı ürünleri alamadılar, yurttaşları da bu ürünlere ulaşma konusunda sıkıntı yaşadı ve hala dünyanın bazı bölgelerinde yaşanmaya devam ediliyor.

Ülkemizde ise salgın öncesinde sıkıntılı bir süreç yaşayan tarım sektörü üretmeye devam etti ve bu sayede fazla bir sıkıntı yaşanmadı.

Bu üretmenin karşılığında tarladaki ürününe aldığı fiyat ile çarşıda pazarda markette manavda o ürünün arasındaki fark nedeniyle yaşanan hakkını alamama sorunu önemli bir gündem oluşturdu.

Bu gündem ve soru işaretleri bu yılın başından itibaren bu güne kadar çok daha farklı bir boyut kazandı.

Tarım sektörü içinde yer alan çiftçilerimiz,

Ülkemizin dört bir yerinde bulunan tarım arazilerini ekip kazandıkları parayla geçimlerini sağlamaya çalışan, yiyeceğimizi, sebzemizi, meyvemizi üreten çiftçiler son üç yıldır emeklerinin karşılığını alamamakla karşı karşıya kaldılar.

Bu yıl içerisinde tarlalarını sürmek için kullandıkları traktörde kullandıkları,

mazota gelen zamlar, havaların kurak gitmesi nedeniyle tarlalarını sulamak için kullandıkları elektrik fiyatlarının yükselmesi artan işçilik maliyetleri sonrasında,

Patatesleri,

Soğanları,

Kıvırcıkları,

Salçalık domatesleri,

Elmaları,

başta olmak üzere ürünlerinin büyük bir bölümünü maliyetlerin altında bir fiyatla satılması nedeniyle toplamayıp tarlada bıraktılar.

Limon üreticileri,

Zeytin üreticileri,

Mandalina üreticileri,

Ürünleri ağaçta bırakmalarının yanı sıra ağaçlarını söktüler…

Hükümetin bazı ürünlerin ithalatında gümrük vergisini sıfırlamasıyla oluşan olumsuz durum çiftçiyi içinden çıkılmaz bir duruma getirdi.

Yeni ürünün ekim zamanının gelmesinin ardından özellikle gübrede yüzde 300 varan zamlar sonrasında çiftçilerin sahip oldukları tarım alanları boş kalma tehlikesiyle karşı karşıya.

Bir de borçlarını ve aldıkları kredileri ödeyemeyenlere yönelik icra işlemleri ise konunun felaketle değerlendirilmesi gereken bir başka bölümü olarak karşılarında duruyor.

Çiftçinin bu zor koşullardaki durumuna müdahale etmeye çalışan muhalefet belediyelerine ise bir çok engel çıkartıldı çıkartılmaya devam ediyor.

Ülkeyi yöneten hükümetin mensubu Tarım ve Orman Bakanı, ‘Zarar’ eden çiftçimiz yok derken, yurdumuzun bir çok bölgesinde yaşayan ve tarım kredi kooperatifleriyle bankalardan aldıkları krediyi ödeyemedikleri için traktörlerine haciz gelmesin diye evinin önü yerine ormanlık alanlara saklayan çiftçiler adeta isyan etti.

Hükümetin çiftçiye arazine göre vereceği desteğin artan döviz fiyatları nedeniyle daha eline geçmeden erimesinin getirdiği olumsuzlukta için bir başka kötü tablosu olarak gözleniyor.

Üretmenin hem kedi geçim hem de ülke insanı için önemli olduğunu bildiğimiz çiftçiler ne yazık ki kötü bir tarım politikası nedeniyle 2021’i çok kötü geçirdi 2022’den ise adeta umudunu kesmiş görünüyor.

Ülkemizi yöneteneler bu durumu göz önünde bulundurarak tarım sektöründeki çiftçimize destek vermek için çalışma yapmalı, bu çalışma yapılmazsa

bugün 2 ile 2,5 TL’ye aldığımız ekmeği 2022 yılı içinde 5 TL’ye yeriz.

Tarım sektörü ve çiftçilerimiz zor durumda umarım ve dilerim bu sorunu çözmek için üzerine sorumluluk düşenler gereğini yapar…