Eskiden evlerin bulunduğu dar sokaklarda ufacık taburelerde, lojmanlarda apartmanların koridorlarında, üç beş katlı evlerin önündeki küçücük...

Eskiden evlerin bulunduğu dar sokaklarda ufacık taburelerde, lojmanlarda apartmanların koridorlarında,  üç beş katlı evlerin önündeki küçücük bahçelerde toplanırdı insanlar, çay içer çekirdek çitler, kendilerine bile yetmeyecek bir kâse yemeği paylaşır, şen kahkahalar içinde yaşar giderlerdi.

Bir apartman çatısının altında yaşayan herkes tanırdı birbirini, birinin bir şeye ihtiyacı olduğunda diğeri düşünmeden koşardı, elinde eteğinde ne varsa verir, bir karşılık beklemezdi. Yeni biri taşındığında hemen bir kek yapılır hoş geldin ziyaretine gidilirdi, küçükte olsa bir ev hediyesi alınır yüzler gülümsetilirdi.

Gözden kaçırmayın

Onlar eriyor muradına.. Aylin ve Orhan'ın en güzel günleri! Onlar eriyor muradına.. Aylin ve Orhan'ın en güzel günleri!

Şimdi ise yirmi otuz katlı gökdelenlerde birbirinin yüzünü bile görmeden yaşayıp gidiyoruz her birimiz. Eskilerin getirdiği o ‘Komşuculuk’ kavramından çok uzakta, soğuk ve yalnız hayatlar sürüyoruz. Karşı dairemizde yaşayan insana haftalar hatta aylar sonra çöp çıkartırken rastlıyor çoğu zaman kuru bir merhaba ile geçiştiriyoruz. Öyle izole, öyle kapalı hayatlar yaşıyoruz ki, bir gün evimizde düşüp kalsak seslenecek tanıdık bir isim bile bilmiyoruz.

Oysa ne güzeldi eskiler, eski komşular, eski komşuculuk ilişkileri. Bir bardak şeker bahane edilir, saatlerce iki lafın beli kırılırdı, üzüntüler paylaşılır, sevinçler hep birlikte yaşanırdı. Yalnızlık nedir bilinmezdi, başı sıkışan karşı dairesinin kapısını çekinmeden çalardı. O zamanlar insanoğlu daha bir farklıydı, kimse kimseye bu kadar sırtını çevirmemiş, duvarlar örmemişti. Kimse, kimse hakkında ‘Acaba bana bir zararı dokunur mu?’ diye düşünmezdi, korkmazdı karşısındaki insandan, önyargıları bu kadar sert ve çerçeveli değildi.

İşte o zamanlar insanoğlu daha bir insandı belki de. Bu kadar karamsarlığa düşmemiş, bu kadar önyargılı bir varlığa dönüşmemişti.

Etiyle, kemiğiyle, duygularıyla çok daha insandı, daha bir insandı…