ÇOK FENA KÜSECEĞİM

Güneşin sadece ısısını hissetmek yetmiyor bana; kırmızıdan mora, rengarenk gün batımlarını, uyku mahmuru gökyüzünün taze bir güne uyandığı gün doğumlarını, öğle vakti göğün ortasında kocaman bir tepsi gibi parlayışını geri istiyorum.

Rüzgarın sadece yüzüme dokunan elini hissetmek yetmiyor bana; peşine kattığı yaprakları, sokak çöplerini, kağıtları savuruşunu, salınan ağaçların ahenkle dans edişini geri istiyorum.

Dalgaların sadece çırpınışlarını dinlemek yetmiyor bana; kumlara vuran beyaz köpükleri, rengarenk büyüklü küçüklü çakıl taşlarının sürüklenişini geri istiyorum.

Pencereden elimi uzatıp yakaladığım kar tanelerini parmaklarımda ezmek yetmiyor bana, her bir tanenin gökyüzünden süzülürken birbirini kovalayışını, cama vuran tanelerin birbirinden farklı binlerce şekillerinin önce ortaya çıkıp sonra yavaş yavaş eriyişini geri istiyorum.

Ağaçların altında, yaprakların hışırtılı şarkısını dinleyip, sadece temiz havayı içime çekmek yetmiyor bana; aralarından güneşin bir görünüp bir kaybolduğu dallarıyla üstümde uzanan, içerisinde onlarca tonunu barındıran yaprakların yeşilini geri istiyorum.

Göçen kuşların sürüler halinde bulutların üstünde akıp gidişini,bulutların şekilden şekle geçen kah sakallı bir dede, kah upuzun hortumlu bir fil, kah bir kuş, kah bir kuzu oluşunu, gemilerin engin ufuklarda yavaş yavaş yokoluşunu, yüksek bir evin balkonundan görünen şehrin kalabalık telaşını, elinde rengarenk balonlarla baloncuyu, boğazda oltalarının ucuna takılacak kısmetini sabırla bekleyen amatör balıkçıları, fırından henüz getirdiği simitleri tezgahına özenle dizen simitçiyi, parkta otururken serçelerin, attığım ekmek kırıntılarına hücumunu, topun peşinde koşturan neşeli çocuk gruplarını istiyorum geriye.

Yazın deniz kıyısında serin sulara koşan gençlerin, soğuk sudan ürperip başlarını omuzlarının içine çekişlerini; sıcaktan kumun üzerinde oluşan buharla flulaşan türlü renkte şemsiyeleri şezlonkları havluları, deniz malzemelerini, akşama doğru tenhalaşan sahilde öpüşen sevgilileri, sevgilisinin gözlerinin içine dakikalarca bakıp gözleriyle konuşan çiftlerin beyaz perdedeki yansımalarını, geri istiyorum.

Bir çocuğun bir kedinin başını okşayışını, bir kedinin zavallı bir kelebeğin peşinden koşturuşunu, bir kelebeğin kırlarda bir çiçekten öbürüne nazikçe konuşunu, kırmızı gelincikleri, sarı papatyaları, mor sümbülleri, çingene pembesi akşam sefalarını, yemyeşil çayırları, dağları, nehirleri, ormanları geri istiyorum. Geri verin. Yoksa küseceğim, hem de çok fena küseceğim.

Sen de, kafanı çevirip bakmadığın her ayrıntıyı, bakıp da görmediğin her olayı, görüp de önemsemediğin her durumu, her nesneyi, her insanı... Gör, önemse, kafanı çevir ve bak, bak ki sonra küsme kimseye.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Rukiye kivrak
Rukiye kivrak - 3 yıl Önce

Canim inan bu saydiklarini bircogunun farkinda bile deyil gorenler bende da dayil inşAllah bundan sonra daha dikkatli bakariz hayata gozumuzu actigin icin sagol