Hiç sevmem yeni bir yıla girerken “yeni umutlar, yeni başlangıçlar” falan demeyi ama son yıllarda gerçekten bunu avaz avaz söylemeye hepimizin ihtiyacı var sanırım..

İnsana en çok koyanın da şahsi yolculuğunda kendi hatalarından, kendi tercihlerinden değil de başkalarının çapsız, sığ, dayatmacı yanlışlarından dolayı çaresizliğe, umutsuzluğa itilmesi diye düşünürüm hep

Anlarım; sen ısrarla yanlış adımlar atarsın, bütün uyarılara kulaklarını tıkarsın ve sonucunda karşılaştığın faturayı da bedeli ne olursa olsun kendin ödersin. Sonu hüsran da olsa “ben yaptım, ben çekerim” der yoluna öyle böyle devam edersin..

Ama öyle saçma sapan bir düzen kurulmuş ki dünyada gerçekten hak etmiyoruz. İşte bu düzende güya seni mutluluğa, refaha, başarıya götürecek, insan gibi yaşamanı sağlayacak, öyle kıt kanaat değil cömertce hayattan keyif almanı sağlayacak bir sistem kurmak için birileri karşına geçip senden yetki ister. Neymiş efendim; kendilerini seçmen için kapını çalanlar her şeyin en iyisini, en güzelini senin için yapacaklarmış da, beceremezlerse de bir müddet sonra senin oyunla geldikleri gibi gideceklermişmiş

Koca bir demokrasi yalanı bu..

Koltuğu ele geçirip de milyonların lehine çalışanı, siyasi ikbalini milletin yararından sonra düşüneni çok az gördü insanlık. Her gelen kendi istikbali ve belli bir azınlığın geleceği için çalışmaktan ve bunu herkesin gözüne soka soka yapmaktan çekinmiyor, sonrasında da güç zehirlenmesi ile Ali kıran baş kesene dönüşebiliyor. Ve milletin oyu ile gitme vakti geldiğinde de maalesef çoğunlukla her şey yerle yeksan oluyor; Basra harap olduktan sonra misali...

Hepimiz de bu oyunun bile isteye oyuncağı oluyoruz ve bazen kapımıza bile sokmayacağımız insanları ellerimizle yetkilendirerek kendi cehennemimizi yaratıyoruz; cennet gibi bir dünyada hakça, eşit, mutlulukla yaşayacağımız yerde. Ve öyle bir rutin ki zerre ders almadan her sefer başa dönüp bu oyuna alet oluyoruz..

Sistem maalesef bütün dünyada böyle tıkır tıkır işliyor. Savaşları bu çapsızlar çıkarıyor, insanları açlığa bu beceriksizler mahkum ediyor, ekonomiyi bu cahiller bile isteye berbat ediyor ve bunları yüksek idealler uğruna yaptıklarını millete yedirmeye kalkıyorlar

Önce pespembe bir dünya vaad ediyorlar sonra sonra kendi beceriksizlikleri ile özelde kendi insanını, genelde de koca dünyayı bir çıkmaza sürüklüyorlar; hırslarıyla, doymazlıklarıyla, bilgisizlikleriyle ve bazen de yarattıkları kirli savaşlarla. Ne yazık ki kimse de pek sesini çıkaramıyor bu vahim duruma, çıkarmak bir yana bir de alkış kıyamet destekleyenler de cabası. Çıkaranı da “yaa dur bakalım ne oluyoruz” demeye kalkanı da anında derdest ediveriyorlar.

Allah aşkına bu nasıl bir pis düzendir ki hep sıradan insanların düzüldüğü?

Daha eşit, daha adil, kuralları daha insanca bir düzen kurmak mümkün değil mi acaba?

Susup her şeyi kabullenmek yerine insan sorgulamaya başlasa pek çok şey değişir de bunu yapacak insanoğlunu ara ki bulasın...