20.11.2020, 09:23

Deniz Olunmalı, Akçakoca’da

Parlayan bir Pazar gününe, fırından yeni çıkan ekmek sıcaklığında bir günaydınla başlamak ne büyük nimettir. 15 gün izolasyon, akabinde bir daha ağırlamak istemediğim bir Covid 19 vakası sebebiyle, 10 gün de karantina sonrası özgürüm. Negatif sonucumu da almışım nasıl tebessüm etmem. Kızlarımla aynı masada kahvaltı yapabilmek bile en büyük şükürüm.

Bu satırları yazarken yasaklar çoktan açıklandı, trigonometriyi bile zor anlayan ben, çoğumuz gibi olayı kavrayamamış olsam da 'Pazar günü iyi ki dışarı çıkmışım' diye iç huzuru yaşamaktayım.

Kızlarımı ikna ederek kahvaltı soframızı ışık hızıyla toplayarak, Değirmendere’den İzmit istikametine doğru sürdüm arabayı. Kızlarımın jargonuna göre ‘düştüm’ dedikleri müzikleri, yarım kulak dinleyerek kafamdaki nereye gitsek sorusunu cevaplamaya çalışıyorum. Derken aklıma yıllarca aynı ofiste beraber çalıştığım Oğuz geldi. Her pazartesi, hafta sonu kritiklerimizi yaparken ‘Akçakoca’daydık biz abla’ derdi… Hımmmmm Düzce - Akçakoca, hazır kızlarım da kaç gündür balık yemek istiyor en kötü balığımızı yer döneriz diyerek hemen Oğuz’dan aldım önerileri.

Otobandan çıktıktan sonra hız sınırımın 70 olması sebebiyle, arabaya sızan yağmur kokusunu daha da bir ciğerlerime çekerek, sonbaharın tadını çıkartmaya başladım. Gözümün önündeki manzarayı tarif edemem, sonbahar rengi diye bir şey var kesin bilgi, sileceklerin arasından eski bir arkadaşa el sallar gibi seyrediyorum etrafı.

Derken, Yeni Vakıf Köyünde buldum kendimi. İç içe geçmiş gibi duran biri eski, diğeri yeni iki cami dikkatimi çekince kızları arabada bırakıp ziyaret etmek istedim. Ettiğim duaları tahmin edeceğinizi düşünüyorum.

İki saatlik bir yolculuğun ardından Akçakoca’ya girmeden tavsiye üzerine Fakıllı Mağarasına uğradım. Normalde giriş ücretli ama ben girdiğimde öyle bir yağmur vardı ki, bu havada hiçbir akıllı buraya gelmez diye düşünen görevliler yerinde değildi. Adını bulunduğu köyden almış mağaranın uzunluğu 1012 metre ve 350 metrekarelik kısmı ziyarete açık. Çamurlu olmasına rağmen dökülen yapraklarla sarı sarı gözüken yokuştan ve merdivenlerden indikten sonra bi cesaret mağaraya girmiş bulundum. Cesaret diyorum çünkü benden başa kimse yok. Mağaranın havasının astım ve nefes darlığı hastalarına iyi geldiğini duymuştum da e benim nefesim kesildi, cesurum tamam da çok da kahraman kadın rolüne girmeye gerek yok, sarkıtlar ve dikitlerin arasından bana bu kadar yeter diyerek damlataşlara da selam verip hızlıca çıkmak gerek.

Günlerce evde kalan kızlarımdan en çok duyduğum ‘anneciğim ne yiyeceğiz, açız biz’ cümlesinden sonra, sıra onların gönlünü yapmaya geldi. Ankara’da duyduğum fakat gidemediğim ‘HAMSİ’ balık lokantasına gitmek Akçakoca’da kısmet oldu. E madem Karadeniz’deyiz şöyle Karadeniz’i seyrederek balık yemek gerek. Şanslıyım ki cam kenarında yer bulabildik. Karaya vuran dalgaları izleyerek verdik siparişleri. Sadece şunu söylemeliyim çinekop olacakmış da istavrit olarak kalmaya karar vermiş olan bir balık yemişim ki sen nasıl istavritsin, ben sırf seni yemek için bile bir daha gelirim diye konuştum kendisiyle. Ekmek zaten mısır ekmeği yazmama gerek olmasa da, yemek sonu gelen fındık helvası da mağarada kaybettiğim tüm enerjimi toplayarak beni yağmurda yürümeye hazırlamış oldu.

Ben pazarları çok severim, yöresel pazarlara bayılırım. Çok öyle müze gezeyim kafasında olamadım hiçbir zaman, yine öyle yaptım ve 200 yıllık çantı evlerinin de bulunduğu Yukarı Mahalledeki yöresel ürünler pazarına geçtim. Yaklaşık 130 kadar çantı adı verilen evlerin ( tahtalar birbirine geçirilerek çivi kullanılmadan inşa edilen evler ) arasında hem tarihi, hem huzuru koklayarak gezince insan hiç yorulmuyor. 

Bu Pazar bizim bildiğimiz ‘alamayanı dövüyorlar abla’ seslerinin baskın olduğu bir Pazar değil elbette. İlk çıkış noktası, kadınların çeyizlerinde sakladıkları sandık lekesi olan ürünleri satmaya karar vermesi olmuş. Antikadan eski kasetlere, melengücceği tatlısından mancarlı pideye, patikten yemeniye neler yok ki. Elim boş dönmedim, ben de tereyağlı eriştenin üstüne çok yakışan keş peyniri aldım. Artık nasılsa evdeyiz bol bol yaparım. 

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine giren Akçakoca 1204-1212 yılları arasında Trabzon İmparatorluğu hakimiyetinden 13. yüzyılda Cenevizlilerin egemenliği altına girmiş. 14. Yüzyılda ise Osmanlı tarafından alınmış. Bakmaya doyamadığım evlerinin dışında asla görmeden dönmemem gereken Ceneviz Kalesinde aldım soluğu. Aldım diyorum çünkü kızlar arabada oturmayı tercih ediyorlar. Ceneviz Kalesi yüksek bir kuleye ve su sarnıcına sahip. Falezlerin üzerindeki Kaleden bu mevsimde dalgaların sesini dinlemek amfi tiyatroda senfoni orkestrasıyla Andrea Bocelli dinlemek gibi, uysal ve masum ama karaya vurunca hırçın ve bir o kadar sarhoş eden. Kaleye gelmek için bence en doğru tarih. Yakınlarda plajların olması ve manzaranın heybeti sebebiyle, yaz mevsimindeki resmini gözümün önüne getirebiliyorum.

E bi yorgunluk kahvesi de içmeliydim tabi, Oğuz ‘teyze oğlumun mekanı var abla kahveyi orda iç’ deyince, Esentepe Cafede söyledim az şekerli kahvemi. Hava daha kararmadı şu limandaki deniz fenerine de bir gideyim derken ‘abla afiyet olsun’ diye Oğuz’un sesini duymayayım mı? Oh be şükür vallahi sohbet edecek birinin olması ne güzel hele bir de fotoğraf işinde de ustaysa daha ne isterim. Esentepe Cafenin hemen karşısındaki duvarları süsleyen Mural resimlerinde kalmıştı aklım. Kahveler bitince biraz yordum kardeşimi.

Akçakoca her geçen gün daha da kendini geliştiren bir şehir ve yazın gezilecek görülecek mekanlar ve doğa harikaları çok daha fazla. Ben hava kararmadan ancak limana gidebildim. Limanda, Akdeniz ve Ege’de sıkça görmeye alışık olduğumuz ama Karadeniz’de görünce şaşırdığım bir Korsan Gemisi karşıladı bizi. Gemi 400 kişilik turistik bir gemi aslında tekne diyelim. Yazları Karadeniz kıyılarını gezen tekne – gemi bence limana çok yakışmış.

Liman deyince balıkçı tekneleri ve balıkçı ağları favorimdir her daim. Gün batımını izlemek bu Pazar Akçakoca’da Limanda nasip oldu. Biz dönmek zorunda olsak da Deniz Feneri bekçilik ediyor bir anne gibi hem balıkçı teknelerine, hem ağlarına. 

Ve Nazım’ın bir şiiri gelir aklıma;

Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür.

Bulut mu olsam, gemi mi yoksa?
Balık mı olsam, yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Deniz olunmalı olunmalı da, denize de yakışmalı bir deniz feneri gibi. 

Özgürce gezebildiğimiz günlere kadar,

Hoş kalın, hoşçakalın.

Yorumlar (14)
Sevdalinka 6 ay önce
Çok severim Akçakoca’yı
Her mevsim başka güzeldir ama yazın doyulmaz tadına yaz mevsiminde tekrar gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Kaleminize sağlık
Evrim 6 ay önce
Muhteşem bir yazı tam anlamıyla gezerken yanındaymış gibi hissetiren duygularla okudum tebrikler
Ortaya karışık 6 ay önce
Şu ana kadar ki en güzel yazınız bir solukta okudum.
Misket 6 ay önce
Süper olmuş en güzel yazılarınızdan biri gezmiş kadar olduk
Meral Aras 6 ay önce
Akçakoca ne kadar güzelmiş... Sayenizde öğrenmiş olduk.
ULUSOY 6 ay önce
Öncelikle Geçmiş Olsun Diyelim Ümran Hanım...
Yazınızı Okuyunca Gidilmesi,Gezilmesi Gereken Tarihî Bir Yeri Daha,
Daha Gitmeden Gezmiş Gibi olmamız Sizin Yazımızın Kalitesini Ortaya Koyuyor.
Kalemine Sağlık.
Harika Anlatım...
Gülşen 6 ay önce
Seyahatler çekiyor içim siz böyle yazınca...Keyifle okudum kaleminize sağlık.. Gelsin bir sonraki yazı....
MUZAFFERLİNKA 6 ay önce
Şimdi Akçakoca’ya gitsek ne yapacağız ki? Ne o istavritleri yiyebiliriz ne de kahveyi içebiliriz teyzeoğlunun mekanında. Bitsin bu Coronaaaa:(
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 37 81
2. Fenerbahçe 37 76
3. Galatasaray 37 75
4. Trabzonspor 37 64
5. Sivasspor 37 58
6. Alanyaspor 38 57
7. Hatayspor 37 57
8. Gaziantep FK 37 54
9. Göztepe 37 51
10. Karagümrük 37 51
11. Konyaspor 37 45
12. Rizespor 37 45
13. Antalyaspor 38 43
14. Başakşehir 37 43
15. Malatyaspor 37 41
16. Kasımpaşa 37 40
17. Kayserispor 37 39
18. Ankaragücü 37 38
19. Erzurumspor 38 37
20. Gençlerbirliği 37 35
21. Denizlispor 37 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 33 67
2. Giresunspor 33 67
3. Samsunspor 33 67
4. İstanbulspor 33 61
5. Altay 33 60
6. Altınordu 33 57
7. Ankara Keçiörengücü 33 55
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 33 47
10. Bursaspor 33 46
11. Bandırmaspor 33 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 33 35
14. Adanaspor 33 34
15. Menemenspor 33 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 33 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 34 80
2. M. United 33 67
3. Leicester City 35 63
4. Chelsea 34 61
5. West Ham 34 58
6. Tottenham 34 56
7. Liverpool 33 54
8. Everton 33 52
9. Arsenal 34 49
10. Aston Villa 33 48
11. Leeds United 34 47
12. Wolverhampton 34 42
13. Newcastle 35 39
14. Crystal Palace 33 38
15. Brighton 34 37
16. Southampton 33 37
17. Burnley 34 36
18. Fulham 34 27
19. West Bromwich 34 26
20. Sheffield United 34 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 34 76
2. Real Madrid 34 74
3. Barcelona 34 74
4. Sevilla 34 70
5. Real Sociedad 35 56
6. Villarreal 34 52
7. Real Betis 34 51
8. Granada 34 45
9. Athletic Bilbao 34 45
10. Celta de Vigo 34 44
11. Osasuna 34 40
12. Cádiz 34 40
13. Levante 34 38
14. Valencia 34 36
15. Getafe 34 34
16. Deportivo Alaves 34 31
17. Real Valladolid 34 31
18. Huesca 34 30
19. Elche 35 30
20. Eibar 34 26
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 08 Mayıs 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı