Bahçeli’nin konuşmasından satır başları:

* Türkiye’nin öncelikli sorunu bölücü terördür. Zaman zaman kanatılan bu yara kapatılmadıkça üzerine konan haşarat her zaman olacaktır.

* Türk milleti terörizmin hain planlarına, terör örgütlerinin kanlı saldırılarına baş eğmeyecek ve diz çökmeyecektir.

“TBMM’DE TERÖRİST İSTEMİYORUZ”

* Ekonomik istikrarımızın sürekliliği, siyasal dirliğimizin sürdürülebilirliği, toplumsal huzurumuz terörle mücadeleden alınacak kalıcı ve kesin sonuçlara birebir bağlıdır.

* Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde terörist istemiyoruz. Terör örgütüne eleman devşiren, sözde Kürdistan propagandasıyla sabrımızı kemiren HDP’yi Türk siyaset ve demokrasi hayatında bir saniye bile görmeye tahammül edemiyoruz.

* Anayasa Mahkemesi’nin görevini de yapmasını bekliyoruz. İblise piyonluk yapan bölücü terörün TBMM’de olması zuldür, zulümdür, zillettir. Mehmetlerimize kurşun sıkan hainlerle düşüp kalkacaklar, terör kamplarında ideolojik ve silah eğitimi alacaklar sonra da karşımıza geçip demokrasi, özgürlük, insan hakları, barış ezberlerini utanmadan, sıkılmadan sıralayacaklar. Bu ne kepazeliktir?

* 29 Nisan 2017’de Adıyaman Akçalı kırsalında TSK operasyonu ile imha edilen 4 teröristten biri olan Volkan Bora’nın şu anda HDP Diyarbakır milletvekili olan bir kadının nasıl karanlık münasebet kurduğu deşifre olmuştur.

* Bu bölücü milletvekili hakkında lazım gelen dokunulmazlığı kaldırılması derhal yapılmalıdır. Terörist sevdalıları Meclis koridorlarındadır.

* Bu bölücü milletvekili hakkında lazım gelen hukuki takip derhal temin etmelidir. Terörist sevdalıları Meclis koridorlarındadır. Bu kadar şehit veriyoruz, bu kadar acı yaşıyoruz, bir HDP’linin saldırıları kınadığını bilen var mıdır?

* Geçtiğimiz cumartesi günü 3 kahramanımızın şehadeti neticesinde taziye mesajları paylaşılmıştır. CHP Genel Başkanı’nın yayınladığı taziye mesajına lütfen dikkat buyurunuz.

* Daha ilginç ve düşündürücü taziye mesajını İP Başkanı gündeme taşıdı. Patlayan nedir, belli değil. Patlatan kimlerdir açık ve net değil.

* Anlayan yoktur, anlatan yoktur. PKK’ya YPG’ye tek bir laf yoktur, tek bir atıf, tek bir eleştiri yoktur. Bu kadar yok ortadayken diğer yanda bölücülerle işbirliği vardır, patlama ortaklığı vardır, ağız birliği vardır ve karşımızdadır.

* HDP’yi küstürmemek için 40 dereden su taşıyanlar, PKK’yı incitmemek için kaçınanlar millet ve milliyet muhalifleridir. Ey zillet partileri çekinmeyin, yürekliyseniz itiraf edin; PKK bomba patlattı derseniz sadece dürüst, tutarlı olursunuz.

“BU AÇIKLAMAYA NE DESEK BOŞ”

* CHP Genel Başkanı geçen hafta katıldığı bir televizyon programında milletimizin gözünün içine baka baka bir yalana bin yalan ekleyerek şu ibret verici değerlendirmelerde bulunmuştu. ‘Terör konusunda bir şey geldi de biz hayır mı dedik? Terörle mücadele ederken yapmayın, etmedik mi dedik. Hayır.’

* Bu açıklamayı duyduktan sonra ne söylesek boştur. Türkiye’nin değişen terörle mücadele stratejisi kapsamında terörü kaynağında engellemek asıldır, önceliktir. Irak ve Suriye’ye asker gönderilmesini 2 yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi’ne CHP hayır dedi.

* Bu tezkereye HDP hayır dedi. İP sadece 2,3 milletvekiliyle oylamaya iştirak edip evet dedi. O halde CHP Genel Başkanı kuyruklu yalana nasıl başvurabiliyor? Kılıçdaroğlu’na bakarsanız Suriye’ye barış getireceğiz masalını dinler, bütün komşularımızla barışacağız palavrasını dinlersiniz.

“KILIÇDAROĞLU KANDİL’İN TEDARİKÇİSİDİR”

* CHP Genel Başkanı, İBB’de terör örgütü ile irtibat ve iltisak içinde olanların işe alınmasıyla ilgili devam eden teftiş sürecinde görevli müfettişlere ateş püskürüyor. Çünkü çiğ süt içtiğinde karnı ağrıyor, hesabını veremeyeceği açıklarından dolayı korkuya kapılıyor.

* İmralı canisi tarafından kurdurulan PKK ve KCK şehir yapılanmasında yer alan DİAYDER’in referansıyla belediyede işe girdikleri iddia edilenlerin destekçisi çok açık söylüyorum Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

* Bize Sarayın sözcüsü diyen Kılıçdaroğlu, Kandil’in tedarikçisidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanmış DİAYDER iddianamesinde Kılıçdaroğlu’nun adı geçiyor mu geçmiyor mu? Bu zat, DİAYDER’in bölücü mensuplarıyla toplantı yaptı mı yapmadı mı? Saklanma Kılıçdaroğlu, çık karşımıza mertçe söyle.

TÖRÖRLE MÜCADELE ÖNERİLERİ

* Karşımıza kim çıkarsa çıksın, Cumhur ittifakı olarak hepsine yeteriz. Terör bitecektir, bölücülük batağı kurutulacaktır. 22 Mart 2016 tarihinde grup toplantısında açıkladığım, terörle mücadele önerilerimi tekrar paylaşmaktan mutluluk duyacağım.

* Önce olanı olmuşu ve olacağı bütüncül yaklaşımla terörle mücadele vizyonu geliştirilmelidir. İkinci aşamada yapılacakların tamamın kavrandığı, terörle mücadele konsepti oluşturulmalıdır.

* Üçüncü aşamada vizyondan beslenen konseptten çıkarılan terörle mücadele stratejisi ortaya konulmalıdır. Dördüncü aşamada resmi ve gayri resmi tüm kurullarla terörle mücadele stratejisi oluşturulmalıdır.

* Beşinci aşamada terörle mücadele kitle kazanımı yapılmalıdır. Terörle mücadele silahtan mayına, pusudan intihar eylemine kadar çok farklı değişiklikler gösterilmektedir. Bunlara ön alarak bir icra programı oluşturulmalıdır.

* Tutarlı dengeli istikrarlı terörle mücadele tanıtımı ortaya konulmalıdır. Ekonomik sorunların tamamen gündemden çıkacağı. Adaletin önemli kılınacağı bir Türkiye gerçeğidir. Cumhur İttifakı ve MHP bunu ortaya koyacaktır.

* İstiklalinden yoksun bir milletin uşaklıktan başka bir şey olmayacağı ortadadır. Türk milleti bağımsızlık onuruna düşkün bir millettir. Bu meşale sönmedikçe istikbal irfanını sürdürecektir. Türkiye Cumhuriyeti bu meşale ile aydınlanmaktadır.

KAZAKİSTAN’DAKİ OLAYLAR

* Kazakistan’da fitili tutuşturulan toplumsal olayların, iç kargaşanın yalnızca petrol zammıyla, sosyoekonomik olumsuzlukla tanım yapılması basit ve kolaycılıktır. Dost ve kardeş ülke Kazakistan’daki kanlı gösteriler, mağdur kitlelerin hak arayışı, refah ve özgürlük talebi de değil.

* Orta Asya, küresel ekonominin küresel siyasi mücadelenin çok boyutlu ticaret ve güvenlik müzakerelerinin ana mihveridir. Kazakistan’da zamlar geri alınmıştır, yeni sözler verilmiştir, yeni paketler gündemdir. Ama olayların durulması mümkün olmamıştır. Hükümet istifa etmiştir.

* Meselenin can alıcı noktası şudur: Kazakistan’da devlet sokak gösterilerine, kanunsuz göstericilere tüm imkanlarıyla direnmiştir. Güvenlik güçleri ile göstericiler arasında çatışmalar yaşanarak çok sayıda ölüm ve yaralanma vakası görülmüştür.

* Ülkenin güneyinde polis araçları ateşe verilmiştir, devlet binaları işgal edilmiştir dolayısıyla OHAL ilan edilmek durumunda kalınmıştır.

“KAZAKİSTAN’DA FETÖ PARMAĞI ARAŞTILMALI”

* Sonu gelmez çatışmaların projelendirildiği anlaşılmaktadır. Toplumların siyasi ve ekonomik talepleri, dış destekçilerin vasıtasıyla silaha dönüştürülmektedir. Kazakistan’daki olayların gerçek iç yüzünü kesin ifadelerle söyleyebilmek için yeterli bilgiye elbette sahip değiliz.

* Zalim parmakların devrede olduğunu söylemek temelsiz bir iddia olmayacaktır. Demokrasi bu süreçte en çok istismar edilen kavramdır. Ekonomik çarpıklıklar, haddinden fazla abartılan konu başlıkları olarak sıcaklığını korumaktadır.

* Bize kalırsa Kazakistan’da FETÖ parmağını araştırılması elzemdir. Sorun sadece Kazakistan’ın sorunu değildir, ‘Ben Türk’üm’ diyen herkesin sorunudur.

* Adımız birse mücadelemiz de bir olmalıdır. Terörist ellere karşı tutumuzun da aynı olması lazımdır. Nasıl Karabağ’da Azerbaycan ile tek yürek olduysak, Kazakistan’la da beraber oluruz.

“DÜN HEDEF ECEVİT’Tİ BUGÜN ERDOĞAN”

* 4 Temmuz 2002’de 57. koalisyon hükümetini oluşturan partilerin genel başkanları olarak Türkiye ekonomisinde yaşanan sorunlarla ilgili Başbakanlık Konutu’nda bir toplantı yapmıştık. Bu toplantıya ekonomi bürokratları, bakanları pek tabii Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş de katılmıştı.

* Bakanlık görevini DSP kontenjanından üstlenmiş bu kiralık batı komiseri, o günkü toplantıda defalarca siyasi belirsizlikten bahsetmiş, yeni bir siyasi senaryoya ihtiyaç olduğunu sürekli vurgulamıştı.

* Derviş, merhum Ecevit’in koltuğundan inmesini sağlayacak, koalisyon hükümetini dağıtacak, kendisine verilen talimat listesinde ne var ne yoksa uygulamasına refakat edecekti.

* Dün siyasi belirsizlikten bahseden tehlikeli zihniyetin çırakları bugün erken seçim dayatmalarıyla aynısını tekrarlamaktadır. Gerçekten de Kemal Derviş’in yetiştirmeleri CHP’de köşe başlarını tutmuştur. Dün hedef Bülent Ecevit’ti bugün Recep Tayyip Erdoğan'dır.

* İsimler değişse de oyunlar hep aynı oyundur. Kurgu aynıdır, kumpas aynıdır, komplo aynıdır. 57. hükümet gitti gitmesine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesi gitmeyecek, sayın Cumhurbaşkanımızı göndermeye gücü asla yetmeyecektir.

* Egemenliğin büyük sahibi Millettir. Hükümeti ile devleti hedef alan sokak olaylarına canımızla kanımızla direnmeyi çok iyi biliriz.

“TTB BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN KAPATILACAK”

* TTB isimli tıbbın yüz karası meslek örgütü Türkiye’yi karalamaktan, saygın bilimsel çalışmaları kötülemekten başka bir işe yaramıyor. Türk düşmanlarının çatısı organı beşiğidir.

* Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun acil kullanım onayı verdiği, şahsımın da severek kullandığı TURKOVAC’ın Faz1-2-3 çalışmalarının olmadığını iddia eden bu örgüt, Koronavirüs’ün Omicron varyantı gibidir.

* Ülkesine bu kadar yabancılaşan, şaşı bakan böyle bir meslek örgütünün hala faliyetine devam etmesi esef vericidir. Yerli ve milli aşımızın itibarını aşındırmayı heves edenler, Türkiye’yi hedef alan köksüzlerdir. TTB virüs kadar tehlike saçmaktadır.

* TURKOVAC’ın 3 faz çalışması olmasına rağmen bunu inkar etmek düpedüz yalancılıktır. Kime hizmet ettiği belli olan TTB, bugün değilse ne zaman kapatılacak, Türk hekimleri bu bölücü husumet yapının tasallutundan ne zaman kurtarılacaktır? MHP’nin siyaset anlayışının öznesi insan, nesnesi devlet, yüklemi demokrasi, cümlesi millettir.

* MHP kendisinin millet üstü görenlerin dayatmaları karşısında sapasağlam yerini almıştır. TTB yönetiminden hesap sorulmalı, milletine, vatanına, bayrağına bağlı yeni bir mesleki örgüt planlanıp hayata geçirilmelidir.