dın dın dın…

En baştan söyleyeyim de

Sonradan sıkıntı çıkmasın…

Burada bahsedilen kişiler ve olayların gerçek kişi ve olaylarla hiçbir alakası yoktur : )

Zaman da, mekan da keza aynı şekildedir…

Yani yazının sonunda üstüme hücum edilmesini şimdiden şiddetle reddediyorum

Her şey ama her şey benim hayal gücümle

Muhteşem yazı yeteneğimle alakalıdır : )

Bu böyle bilinsin de

Durduk yere başıma iş almayayım…

Küçük bir ‘hayal ürünü’ öyküdür bu anlayacağınız : )

Efendim günlerden bir gün

Yaşanan bunca sıkıntılı ve stresli günlerden sonra

Biraz kafayı dağıtmak

Hakikaten bunaldığımız

Hakikaten çok sıkıntılı geçirdiğimiz günlerden sonra

Azıcık nefes alabilmek için arkadaşlarla muhteşem bir tatil planı yapıyorsunuz diyelim…

Ve hikaye bu ya; plana ön ayak olan arkadaşımız bir kaza kurşununa kurban gidip : ) gelemiyor ya

O da başka mevzu…

Aslında ne şanslıymış, şükretsin : )

Hoş, her gün her gün tacizden bunalttı hepimizi ya o da başka mevzu : )

Sevdiğiniz

Kafanızın uyduğu

Birlikte olmaktan keyif aldığınız insanlarla birkaç keyifli bir gün planlıyorsunuz farz edin

Ve bir heyecanla yola koyuluyorsunuz…

Aslında bir tedirginlik de yok değildir hani

Ne kadar tanısanız da birbirinizi

Bu kadar uzun süre ve ilk kez

Hem de denizin ortasında

Baş başa geçecek o günler kabus da olabilir rüya da

Sonunda sarmaş dolaş yeni planlarla da ayrılabilirsiniz

Tekme tokat da : )

Aslında ilk, arabaların nereye park edileceği konusunda çıkıyor maraza : )

Bağzısıları paraya kıyıp, limana en yakın park yerine koyma derdinde

Bağğzıları da üç kuruş az vermek için tee ötedeki yere

Beleş sokak da aranıyor bu arada ama nafile…

Üç kuruşluk yerden limana gelmek için taksi tutmak

Taksici ile on lira için pazarlık

Hadiii bavulları oradan oraya yüklemek

Büyük bir stratejiydi doğrusu : )

Hele dönüşte yeniden taksi parası vermemek için, yakına park eden arkadaşlara yalvarıp yakarmak

Olacak şey değildi yarebbim : )

Hepsini ağzım bi karış seyretmekle yetiniyordum sadece

Yapacak fazla bir şeyim yoktu açıkçası…

Ben özel uçağımla geldiğim için : ) bu tür ufak hesaplara şaşkınlık içinde bakıyordum…

Eskimesin diye arabasına kıyamayıp, az yaksın diye minnacık arabalarla gelenler mi ararsınız?

Gezi boyunca boy boy tekne arayanlar mı?

Döviz, borsa peşinde koşanlar mı?

Beş liranın hesabını yapanlar mı?

Kahveyi, dondurmayı birbirine ‘kitlemek’ için uğraşanlar mı?

Her yemekte zeytinyağı ve kase kavgası yapanlar mı?

Boş kamaraları uyanıklık edip elbise dolabı için kapanlar mı?

Kocaman kocaman balıklar avlayacağız diye

Saatlerce olta sallayıp

Sonunda ufacık iki palamuda, şuncacık bi balon balığına fit olan koskoca profesörler mi?

Kimi ararsanız vardı yani bu hikayede: )

Ne kadar farklı farklı sosyal tabakalarda insanlardı inanılmaz : )

İkinci şok da yiyecek için alışverişe çıkıldığında yaşanacaktı;

Ben istiyorum; havyarlar, ıstakozlar, rokfor peynirler, viskiler

Öbürküsüler tutturmuşlar istavrit, hamsi

İlla ki süt de süt

İlla ki bulgur, ayran

“Aman Allah’ım” diyorum “bu bir kabus olmalı” : )

Nihayet kavga dövüş bu fasıl da atlatılıp

Demir alınıyor limandan…

Her şey en başta çok güzel başlıyor aslında;

Hikayeler hep mutlu başlar ya ona sebep : )

“Ohh be” diyorsunuzdur

“İyi ki ne iyi ettik de geldik”…

Ve ilk bir iki gün hakikaten rüya gibidir;

Yıldızların altında

Romantik romantik

Kahkahalar

Sohbetler

Şarkılar

Türküler

Karşılıklı iltifatlar

Espriler eşliğinde…

Dibine vuruyorsunuzdur zamanın

Çocuklar gibi şen…

Hele hele gıybetler ki; hafazanallah

Hiç birine katılmadım bilinsin isterim yıldızlar şahit, ay şahit

Nasılsa ağızları yok, dilleri yok : )

Ama sonra ya sonra?

Benim için kabus dolu günler geceler başlayacaktır : )

“İnsan birbirini ya yemekte ya yolculukta ya da alışverişte tanır” derdi babaannem

Ne kadar da haklıymış…

Hepsi makam mevki sahibi

Görmüş geçirmiş insanlar aslında ama;

Bu kadar nezih bir seyahatte

Şişme patlak deniz botları

Lastik toplar

Şambreller

Daha neler neler

Akıllara ziyan…

Hele birisi ki ismi lazım değil;

Tam bir cinayet romanı ‘baş aktörü’ gibi

Tabii yardımcı aktör ve aktrisler de öyle…

Gecenin karanlığında

Denizin ortasında

Güvertede nerede olunursa olunsun

O kabus müziği diline dolayıp

“Dın dın dın dın….” diye etrafınızda, bir de köpek balığı taklidi yaparak suda dolanan birilerini düşünün

Tedirgin olmaz mısınız?

Tam bir kabustu inanın

Hala kurtulamadım etkisinden : )

Bu geziye kimi, çeşitli pazarlıklarla ‘gıdı’ operasyonunu

Kimi yeni ev yaptırmayı bedavaya getirmek için çıkmışmış da

Sonra sonra öğreniyoruz tabii : )

Bi de sevgili patron arayıp

“İasos yakın size, bana da uğrasanıza” demez mi?

Tee bi günlük yol için diyor yani bunu : )

Ben de “bizi özlemiş ne hakikatli” derkene içimden

Bir mesaj “ben de sizinle dönerim İzmit’e” demez mi : )

İnsanlık ölmüş arkadaş : ) : )

Velhasıl-ı kelam kazasız belasız bitirdik hikayeyi

Artık kim üstüne alınırsa : )

Haa ‘sağlığımız yerinde şükür’ sloganıydı bu hikayenin : )

Bir de olmayan ‘sarma’ : )

Onca şeye rağmen;

En kısa zamanda ‘yeniden’ diye kavilleştiler bu hikayenin kahramanları

İyi mi : )

Aman bana ne ‘dın dın…’ : )

YORUM EKLE