Image-32

Sözde bu kadar geliştik, bu kadar ilerledik, peki ya neden hala kafalarımızı, davranışlarımızı ileriye, yeniye götüremiyoruz?

Neden hala her yeni güne bir ölüm, bir şiddet haberiyle uyanıyoruz? Neden hala sorunlarımızı, problemlerimizi şiddetle, yumrukla, silahla, bıçakla çözmeye çalışıyoruz? ‘Sözde’ modern’ insanız ya her birimiz; hala neden akıllarımız, düşüncelerimiz, kelimelerimiz yerine yumruklarımız konuşuyor, sorunlarımıza silahlar çözüm arıyor?

Herhangi bir şiddetin, kime olduğunun önemi olmaksızın kabul edilemez olduğunu ne zaman kabul edeceğiz? Ne hayvana, ne anneye, ne babaya, ne eşe, ne avukata, ne doktora, mesleği, cinsiyeti, yaşı, cinsi ne olursa olsun şiddet uygulanamayacağını ne zaman sokacağız o ilkel beyinlerimize? Kimsenin şiddeti hak etmediğini, çünkü şiddetin “ama o da hak etti” diyerek  savunulacak bir yanı olmadığını, insanlık dışı bir davranış, vicdansızca yapılan bir eylem olduğunu ne zaman kabul edeceğiz?

Biz unuttukça, sessiz kaldıkça, yeteri kadar tepki göstermedikçe şiddeti savunan, şiddeti bir hak arama yolu olarak gören, sorunlarını silahla, bıçakla çözenlerin sayısı gün geçtikçe artmaya devam edecek. Sebepsiz yere babasız kalan çocukların, anneleri gözlerinin önünde katledilen evlatların, tek suçu mesleğini, görevini yerine getirmek olduğu için öldürülen doktorların, hemşirelerin, avukatların sayısı da artmaya, çoğalmaya devam edecek.

Sessiz kalmayın, elinizden ne geliyorsa, yapabildiğiniz en iyisini yapın. Tüm benliğinizle dur deyin şiddete. Deyin ki koruyun yakınlarınızı, sevdiklerinizi. Unutmayın ki sıradaki masum canın kim olduğunu bilmeden yaşıyoruz her birimiz…