banner75

Gerçekte tek bir çocuk vardır: Bütün çağların, bütün ırkların çocuğu, törelerin vârisi, kültürün temel taşı, tarihi kuşaktan kuşağa aktaran ve barışın yolunu açandır çocuk.

"Çocuğun görevi," diyor Dr. Montessori, kendinden içinde yaşadığı çevreyle uyum halinde, zamanına, yerine, kültürüne uygun bir insan yaratmaktır.Roma Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin ilk kadın mezunu olan Maria Montessori, sinir ve akıl hastalıkları konusunda ihtisas yaptığı sıralarda, zihnen sakat ya da gelişmemiş çocuklarla ilgilenmiş ve onları normal çocuklar için düzenlenen sınavlara hazırlamaya koyulmuştu.

Bir gerçeğe parmak bastı. Madem ki, o "sakat", o "geri kalmış" çocuklar, üzerlerinde çalışılırsa, normal çocukların düzeyine erişebiliyorlardı, normal çocukların daha iyi sonuçlar almalarını engelleyen ne olabilirdi?

Normal çocukların eğitiminde büyük bir eksiklik yok muydu?

Buradan yola çıkan ve günümüzde çocuk eğitimi konusunda en geçerli yöntemi geliştiren Dr. Montessori'ye göre, öğretim süreci içinde verilen eğitimle yetinilmemeliydi.

O, yaşamın tümünü kapsayacak ve değiştirecek bir eğitim sisteminin geçerliliğine inanıyordu. Geliştirdiği yöntem, bugün şöyle tanımlanıyor.

"Montessori yöntemi, çocuğa, önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve eylem özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir eğitim sistemidir.

Çocuklar, normal olarak 1.5-3 yaşları arasında konuşmaya başlar. Okula gitmeden, eğitim almadan,

ana dilini gayet güzel konuşmaya başlarlar. Ortalama 2 yılda, siz başka bir dili bu kadar mükemmel bir şekilde öğrenemezsiniz.

Montessori, “zihinsel emilim “olarak adlandırıyor . Çevresel faktörün önemini vurguluyor. Oluşturulmuş çevresel faktörlerin, çocuk eğitimini mükemmel bir seviyeye çıkaracağını söylüyor.

Finlandiya ve Güney Kore gibi ülkelerde, bu doğrultudaki uygulamalar, mükemmel sonuçlar veriyor.

Bu ülkeler;eğitimdeki başarıları ile zirvedeler.

Bizde?

Köy Enstitüleri dışında, başarılı bir uygulama yok.

Eğitimle ilgili bir miras da devralmadık.

Osmanlı Devleti; halkın eğitimi ile ilgili bir sorumluluk taşımıyor, ihtiyacı olan devletgörevleri için belirli merkezlerde medrese açıyordu. Enderun; üst düzey görevliler için, sarayda açılan bir okuldu.

Başlangıçta, hem akli, hem nakli eğitim verilirken, Yavuz ve Kanuni dönemlerinden itibaren,Tanzimata kadar,nakli eğitim ağırlık kazandı.

Cumhuriyetin kurucuları, gerçek tehditincehalet olduğunu gördüler. 1921 yılından itibaren her iki cephede de savaşıldı.

Askeri cephe zaferle sonuçlanmasına rağmen, Cehaletle yapılanı hala devam ediyor.

Bu cephenin karargahları okullarımız..

Kurmayları, eğitim yöneticileri..

Subayları ise, öğretmenlerimiz!

Bir savaşın başarısı; kurmay heyeti ve subaylarının bilgi ve yetenekleri ile doğrudan bağlantılıdır.

Eğer iyi eğitim almamışlarsa, başarı hayalden ibarettir.

Takdir sizin!

Özveri ile cansiperane çalışan bir avuç insanla, sadece günü kurtarırsınız.

Yüzme havuzlu, 5 yıldızlı binalar da yapsanız, ruhu olmayan bir okul, mabet değildir! Eğitim; çok teknik ve komplike bir uğraşıdır.

Öznesi, insandır. Bu nedenle, ciddi bir uzmanlık gerektirir.

Uzmanlık eğitimi ise, sadece okullarda uygulamalı olarak verilir.

Yani, ne kadar iyi eğitim alırsanız alın, nasıl bir diplomaya sahip olursanız olun.

Okulda öğretmen olursunuz veya olamazsınız.

Hele bizim gibi; tamamen siyasallaşmış ve ticarileşmiş bir sistem; başarılı öğretmenin ilerlemesine izin vermez.

Eğitim; toplumumuzun giydiği gömleğin ilk düğmesidir.

Yanlışsa, diğer bütün kurumlar üzerindeki etkisi yıkıcıdır.

Sistemin motoru , öğretmen..

Yakıtı, programdır.

Birisinin kalitesi, diğerinin kalitesini etkiler.

Neyi tartışıyoruz?

Kıyafetleri, yardımcı kitapları, okul kantinini, servisleri...

Bahçesi ve uygulama alanları olmayan okulları?..

Hayır!

Asıl mesleği seyyar satıcılık olup, öğretmenliği ek iş olarak yapanları?..

Hayır!

Okulları, siyasi beklentileri için kullananları?..

Hayır!

Eh o zaman.. Hayırlı işler!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner116

banner115