Ülkemizde uygulanan hatalı ekonomik modeller sonrasında,

Alım gücümüzün her gün geriye doğru gittiği,

Paramızın döviz karşısında her gün değer kaybettiği,

Temel yiyecek maddelerinin her gün zamlandığı,

Çarşıda, pazarda, markette mevsim meyveleriyle sebzelerinin ateş pahası olduğu,

Ev kiralarındaki artışların dudak uçuklattığı,

Konut ve otomobil sahibi olabilmenin hayal olduğu,

Sabit gelirlilerin, asgari ücretlilerin ve emeklilerinin tatil yapamadığı,

Ailelerinin çocuklarını gelişim çağında besleyemediği,

Süt ve süt ürünlerinin tüketilmesinin lüks olduğu,

Kırmızı ve beyaz etin ülkemizdeki bir çok eve girmediği,

Çiftçilerin, besicilerin üretemediği,

Küçük esnafın işyerlerini kapattığı,

Sanayicinin girdilerin artması sonrasında dünya ile rekabet edemediği,

Çok ama çok zor bir süreç yaşıyoruz.

Özellikle anne ve babaların çocuklarının istediğini alamadığı, bunun içinde hem kendilerini hem de etrafındakileri kahrolduğu günler yaşıyoruz.

Buna örnek olarak,

Bir babanın pazarda çocuğuna alamadığı bir meyvenin alınmasıyla ilgili hikayesini ve o anlatımdan çıkartılacak dersi bugün paylaşmak istiyorum.

Babasıyla pazara giden küçük kız babasına "Muzda alalım mı baba?" diye sordu.

"Söz kızım paramız kalırsa bu hafta alacağız" diye geçiştirdi babası.

Bu konuşmaları duyan bir hayırsever,

Pazarcıya dönerek,

"Bu baba ve kızına iyi bak. Şimdi 2 kilo muz hazırla, birazdan buradan geçerlerken adama seslenip, 'Hani geçen hafta bozuk yok diye para üstü verememiştim ya, al bu muzu helalleşelim' diyeceksin. O  baba çocuğunun yanında rencide olmasın, ufaklığın canı çekmiş. Söz 4-5 kilo da ben alacağım, hem sevaptır, bereketlenirsin. Şimdi ben arkadan sizi seyredeceğim" ifadelerini kullandı.

Baba kız biraz sonra göründüler. Adam, muz tezgahını görmesin diye kızını diğer tarafa almıştı. Derken pazarcı hayırseverin dediklerimi yaptı ve muzları verdi.

Küçük kız poşeti babasına bırakmadı, kendi taşıdı.

Fakat babası durumu anlamıştı.

Başı önde yürüdü gitti.

Giderken de geriye dönüp gözleriyle pazarcıya teşekkür eder gibi baktı.

Hayırsever pazarcının yanına gidip parasını uzattı, pazarcı almadı.

Gözleri dolmuştu, yutkundu.

Pazarcıyı ve hayırseveri en çok etkileyen ise şu konuşmaydı.

“Poşetin içinden alıp bir tanesini yemek isteyen kızına,

Evde yersin kızım belki alamayan vardır olur mu?"

diyen o babanın sözleri ve yaşama bakışı oldu.

Değerli okurlar,

İşte birini utandırmadan mutlu etmek bu kadar kolay.

Yeter ki  doğru zamanda doğru yerde olun ve doğru hamleyi yapın.

Böylesi yardımlar yaparken de bir elin verdiğini diğer el görmesin anlayışından ayrılmayın.

Şunu da unutmayın,

Sizin sahip olduğunuz özellikle yiyecekleri etrafınızdakilerin alamayacağını düşünerek onların canı çekecek şekilde onların gördüğü yerde yemeyin