emel hanım…

Karşılıklı bir “ face” atışmasında, nazımın geçtiği bir arkadaşım aynı zamanda tabi ki Sn. Başkanım Nilgün hanım, cesaretli cevaplarım karşısında şakayla karışık ve biraz da tehditkar bir uslupla :) “ Arif bey yürek yediniz ” herhalde demişti..

Ben de “ pek severim ” diye karşılık vermiştim…

Arkadaşım diyorum ama saygıda kusur etmeyeyim tabi ki, kendisi koromuzun çok değerli bir Başkanıdır..

Neme lazım biraz ileri gidersem sanat hayatım tehlikeye bile girebilir..

Mesafeyi korumam lazım yani :)

Uslubuma dikkat etmeliyim…

Yoksa “ başassolislik ” unvanım gitti mi gider vallahi :)

Zaten bin türlü çirkeflikle :) aldım bu ünvanı

Neşe-i Sağlık korosundan bahsediyorum..

Çok değerli korist assolist arkadaşlarım da kırmıyorlar beni, bu ünvanla hitap ediyorlar bana sürekli :)

Sağolsunlar…

Hoş hafif bir gülümseme beliriyor yüzlerinde bu hitaptan sonra ama, çözemedim neden olduğunu :)

Diyorlar mı, diyorlar..

Önemli olan bu benim için..

“ Solist ” bile denmezken “ başassolist ” denilmesi muazzam :)

Biraz geç yakaladım şöhreti ama

Kısa sürede kapatırım açığı

Tozunu attırırım billahi sahnelerin :)

Zaten Bülent Tamer usta da “ karizmam yerlerde sayenizde ” yazmıştı geçenlerde özelden…

İnkar ederse de yayınlarım vallahi yazdığını :)

Duygu hanım duymasın ama yakında “ başyazar ” ünvanını da onun elinden almayı düşünmüyor değilim :) :)

Yani bu yazıyı yazarken az buz değil, kilolarca yürek yemişim demek ki farkında olmadan…

Ne cesaret ben de şaştım şimdi kendime..

Pesss…

Allah korusun beni gazaplardan :)

Eeee ne alaka bu yazdıklarınızın yazınızın başlığı ile dediğinizi duyar gibi oluyorum…

Aslında böyle bir girizgah tasarlamamıştım ama “ başyazarlık ” :) böyle bir şey işte; Allah yetenek vermiş bir yerden başlıyorsunuz, nereden çıkacağınız belli olmuyor :)

On parmağında on marifet de böyle bir şey demek ki..

Zaten arkadaşlarım da son günlerde “ tevazu abidesisin ”demeye başladılar…

Onlar mı değişiyorlar, ben mi anlamıyorum :)

Ben bu yazımla da yürek yemeğe devam ediyorum sanırım

Tehlikeli sulardayım yine anlayacağınız

Birkaç kez daldım çıktım bu sulara ama

Şükür boğulmadan karaya ulaştım..

Cesaretim ondandır :)

Aslında Emel hanımı yazacaktım uzun uzunnnn…

Baktım o bile olsa

Ne yazsam evden yanlış anlayacaklar

Kaynatmak için konuyu uzattım da uzattım

Ona satırlar da yetmez aslında

Sayfalar da..

Benim yeteneğim bile :) kifayetsiz kalır onu kaleme almaya..

Az gelir onun gibisi gösteri dünyasına

Kimbilir kaç kuşağı kendine mest etti bilinmez

Gençliğimden beri çok az konserini kaçırmışımdır…

Hele “ Neşe-i Muhabbet ” müzikali

Sanırım mensubu olduğum koromuzun adına da ilham veren bu müzikaldir..

Anneciğimin müdavimi olduğu tek assolistti..

Bakın Emel hanıma bile “ başassolist ” ünvanı verilmemiş

Dikkatinizi çekerim :)

Egemen Bostancı’ lı Şan Tiyatrosu

Fahrettin Aslan’lı Maksim’ ler

Osman Kavran’ ın Lunapark ’ı…

İzmir Fuar yılları…

Hiçbir galasını kaçırmazdı..

Nurlarda yatsın..

Yaşasaydı o devirlerde, ilk insanlar bile,aşkı sevmeyi onunla öğrenirlerdi eminim…

Bir kadında “ zarafet ” ancak bu kadar anlam kazanır

Çuval giyse bile ancak ona yakışır…

Hele topuzları…

Elleri ise Tanrı’ nın en özene bezene yarattığı

Sussa bile elleri konuşuyor hanımefendinin…

Behiye Aksoy ailemizin geliniydi.. O da çok asildi ama

Emel hanım bizim için hep bambaşkaydı..

Kadına dair ne kadar güzellik varsa onu tarifler

Diye düşünüyorum da…

Akşama eve de gideceğim…

Bakalım :)

Belki beni misafir etmek istersiniz bu yazıdan sonra

Keyifle gelirim birkaç gün..

Şarkılar da söylerim size

Pişman olmazsınız yani :)

Demem o ki;

En çok o yakışıyor sahnelere…

Kadınlarda üstüne tanımam kimseyi..

Erkeklerde de Arif beyi :) :)

YORUM EKLE