Yazar Mario Levi Karamürsel Alp Salonu’nda “İstanbul’da Yazar Olmak” adlı bir söyleşi gerçekleştirdi.

 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 12. Kocaeli Kitap Fuarı’na kitapseverlerin yoğun ilgisi sürüyor.

“ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR ORTAMDA DOĞDUM”

1492’de İberya’daki son Müslüman devletin yıkılmasıyla ailesinin Osmanlı topraklarına göç ettiğini dinleyicilerle paylaşan Levi, çocukluk ve gençlik yıllarının Doğu-Batı senteziyle geçtiğini anlattı. Levi, “Ben doğunca kendimi çok kültürlü bir ortamda buldum. Annemin babası ve annesi Fransız okullarında okumuşlar. Evde Fransızca konuşulurdu. Batılı bir evdi. Valsler yapılır, operalar dinlenirdi. Babamın evine gelince babaannem tam bir Osmanlı kadınıydı. Çok sert ve dediğim dedik bir kadındı. Hepimiz korkardık ondan. Balkan Harbi’ni hayal meyal hatırlıyordu. Gençliğinde ud çalarmış. Evde Türk musikileri söylenirdi. Taş plakları vardı. Ben babaannemden çok şey öğrendim. Ben Batı ile Doğu’yu bir arada yaşatmak geleneğine, ikisini de aynı değerde görmeye meğerse kendi doğalı içinde sahip olmuşum. Bu tanrının bana bir armağanıydı. Yazar olmamın yolunu açmıştı.” ifadelerini kullandı.

“HERKES EN İYİ BİLDİĞİNİ YAZMALI”

Ailesinin başlıca bir hikaye olduğunu ve o hikayeleri toplayarak yazarlık serüvenine atıldığını dile getiren Levi, İstanbul tarihini bu şekilde özümsediğini söyledi. Levi, “Bir yazar adayı edebiyatta çok şey bilebilir. Ama ansiklopedik bilgi hiçbir işine yaramaz. Önemli olan içselleştirilmiş, özümsenmiş bilgidir. Mesela ben hiçbir zaman bir çiftçinin hikayesini yazamam. Ben toprağa sadece saksılarda dokundum. Ama 3 bin yıllık İstanbul tarihini öyle bir özümsedim ki 19 kitap yazdım. Hala anlatmayı bitiremedim. Herkes en iyi neyi biliyorsa onu yazmalı” diye konuştu.

'Körfez Kupası Kürek Yarışları' heyecanı yaşanacak 'Körfez Kupası Kürek Yarışları' heyecanı yaşanacak

“BENİM ÖDÜLÜM BİRİLERİNE SÖZLERİMLE DOKUNABİLMEK”

Samimiyetin edebiyatta çok önemli olduğunu aktaran Levi, bazı meşhur yazarların ne kadar kurgu ve teknik bilseler de samimiyetlerinin eksik olduğunu söyledi. Haldun Taner Öykü Ödülü sahibi olan Levi, bir yazar için en büyük ödülün kitap yazabilmek olduğunu ifade etti. Levi, “Yazarların yaptığı sadece var olanı bulmaya çalışmak. Bir keşif yolculuğu. Ben şu ana kadar yazmak istediklerimin birçoğunu yazdım. Ama her yazar için değişmeyen bir şey vardır en güzel kitap henüz yazılmayan kitaptır. En çok istediğim ödül ise birilerine sözlerimle dokunabilmek. Ruhlarına seslenebilmek” dedi.

Mario Levi söyleşi (4)