banner307

banner308

banner306

banner309

16.05.2020, 15:36

Evlat

Söylemesi bile güç ve kuvvet gerektirir ama bir o kadar da şefkat, nazikçe yumuşak sesle ifade edilmesi gerekir.

29 Nisan… Kızımın, yani Talya’mın doğduğu gün.

Talya isminin anlamı; Doğanın uyanışı, baharın müjdesi. Mitolojide deniz tanrıçası, Antalya'ya adını veren tanrıça - Akdeniz'in su perisi.

Bendeki anlamı …………

Peri kızıma hamileyken bile sabah 09:00 akşam 21:00…Evet, yanlış okumadınız 10-12 saat aralıksız çalışırdım. Yirmi iki senelik iş hayatımda akşam 6’da işten çıkmam toplasanız yirmiyi geçmez, dolayısıyla hamileyken de aynı yoğun tempoda geç vakitlere kadar çalışırdım.

O zamanlardan belliymiş uslu olacağı. Aldığım kilolar olmasaydı hamile olduğum belli bile değildi, hele hamilelik belirtilerinin hiçbirini yaşamadım. Dokuz ayın sonuna kadar ofiste çalıştım. Neredeyse 'işten çıkıp doğuma gittim' diyebilirim. Ne de olsa işten çıkıp gelinlik provasını yapıp gelinliğimi gece 2’de teslim alıp ertesi gün kendi düğünüme gitmiş bir insan olarak doğuma da doğal olarak böyle gidecektim.

Geçen hafta, 24 Nisan babamın yaş günüydü. Bir önceki yazımda da bahsetmiştim, babam tam bir boğa burcu insanıdır. Doktor bize 29 Nisan doğum tarihini verince 'yok yoooook' diye bağırdım, Lütfen, lütfen boğa burcu olmasın da ne olursa olsun ama boğa asla. Üstelik benim şirkette yapmam gereken vergi ve SSK ödemelerim var…"

Eşim, “olmaz benim de o günü çok önemli iş toplantım var” deyince doktor bizi kenara çekip bir güzel azarladı: “Bilmem farkında mısınız ama siz anne baba oluyorsunuz, burada astroloji haritası yapmıyoruz ya da şirket yönetmiyoruz” diye.

Tabii ben ısrarla "peki bu burç için ne yapabiliriz" diye üsteleyince ikinci azarımızı yedikten sonra kabul edip doğuma gittik, o gidişimiz de ayrı hikaye; hastaneye bir kaç saat gecikmeli gitmiştik, oraya vardığımızda bizim dışımızda tüm sevenlerimiz kapıda bizi karşılamıştı 'nerde kaldınız' diye.

Gelelim boğa burcuna, tüm özelliklerini sıralamayalım, ama tam bir lüks, yeme içme, gezme insanıdır, zor beğenir, saray konforu ister.

Mesela babamı pikniğe götüremezsiniz ama Çırağan’da beş çayına asla hayır demez.

Barok akımı, Fransız sairlere hayran, baloları seven, klasik salon insanı… Kısaca zor insandır. Sağ olsun babam, masada düzen ister, kağıt peçete sevmez vs vs… Bunu bildiğimiz için, 'bizim kız rahat, kendini kasmayan her daim eller havaya her ortama girip çıkabilen bir insan olarak yetişsin, o yüzden burçla birlikte değişime başlayalım' dediysek de pek başarılı olamadık.

Ama gel gör ki evdeki hesap doktor beye ve Talya Hanım’a uymadı. Ters doğum olacağından 38. haftada doktorumuzun verdiği tarihe uymak zorunda kaldık. Böylelikle tam bir boğa burcuna layık 3 kiloluk bir kızımız oldu, hem de ne boğa, isminin mitolojideki anlamı bile paralel özelliklere sahip.

Artık biliyorsunuz; çocukluktan kalma bir günlük tutma, kendimle baş başa kaldığım, yalnız olduğum sürece, bulduğum ve yazılabilen her şeye not etme, yazma gibi bir alışkanlığım var…

Ama bu seferki yazıma başlarken ilk defa çok heyecanlandım, bir telaşa kapıldım, hem ne yazacağımı bilip, hem de bilemedim.

Eski yazılarıma, notlarıma baktım Talya doğduğundan bu yana, hatta onu ilk hissettiğimden itibaren, onun için yazdığım küçük büyük notlar, kartlar, mektuplar ve de defterlerim var. Bir kaçını tekrar tekrar okudum, karıştırdım, tabii ki güldüm ama en çok ağladım. Unuttuklarımı hatırladım, yine de eskilerden çok, bugünü anlatan bir yazı olsun bu süreçteki günlerimizi de anlatan bizi biz yapanı yansıtanı kaleme almak istedim aslında.

Ama dediğim gibi ben kâğıda, kağıt bana baktı. Kalem elimde öylece kaldı, kapağını bile açamadım. Normalde kafamda bin bir kelime uçar, ilk defa 'pause' olmuştum, kelimeler donmuştu. Dedim bu böyle olmayacak 'kalk Karin, ara ver sonra yaz'. 

Aslında hiçbir şey yazmadan, yapmadan ara vermek hiç huyum değil, ne demek olduğunu bile bilmem. Birkaç gün dönemedim yazı köşeme. Nefes almam lazımdı, eksi on derece soğuk havayı hissetmek, ayaklarımdan, ellerimden, alnıma vuran, kalbime inen o havaya ihtiyacım vardı. Dedim ya nefes almam lazımdı. Sanki ev, İstanbul, dünya dar, küçük, üstüme geldi.

İlk defa yapamadım, yazamadım, istemedim, sanki yazarsam büyüsü bozulacak gibi hissetim. Büyü… evet büyü... O benim peri kızım, sihirim, başka bilemediğim, tatmak istediğim korktuğum, en derinim ama çok sevdiğim, farklı dünyam…

Ama sonunda yazabildim nasıl mı?

Ta ki Talya için hazırladığım sürpriz videolar gelmeye başlayınca. (Bu konuya tekrar döneceğim)

Bu yaş günü için Talya çok dertliydi her sene kalabalık bir grup, hem gündüz hem gece olmak üzere çok sevdiği arkadaşlarıyla bir parti ile kutlardı. E malum bu yaş günü yasaklı gibi, günahlı gibi, hastalıklı gibi, yalnız olacaktı. Evet, çok şükür ailesi yanındaydı ama on dört yaşındaki bir genç kız için arkadaşları çok önemlidir, hele Talya için… İyi bilirim çünkü o da benim gibi tek çocuk, dolayısıyla kardeş sevgisi bizim için arkadaş sevgisi ile birleşir ve her insan, hayvan, hatta kitaptaki karakterler, filmdeki roller, şarkılar yazılan aşıklar, tablodaki resmedilenler, bizim için yakın bir arkadaş gibidir, özeldir yani.

Ben de kendisine bir sürpriz hazırlamak istedim. Evde kapanmış olsak da aslında yalnız değiliz, tüm dünya ile aynı anda aynı hisleri paylaşıyoruz.

O sebeple ailemizden başlamak üzere kuzenlerden; öğretmenlerinden, okul müdürlerinden, ona yol gösteren, hayran olduğu ablalarından, abilerinden, teyzelerinden, amcalarından, en sevdiği arkadaşlarından, dostlarından kısacası onun hayatına dokunan sevgi besleyen herkesten kısa bir doğum günü videosu istedim. Öyle kıymetli ve değerliydi ki, her biri ayrı özeldi. Bir kaç tanesi sürpriz bile oldu, beklemediğim kişilerden bile geldi.


Bu vesile ile buradan da güzel dileklerini gönderen o yüce yüreklere bir kez daha teşekkür etmek isterim. Mutluğumuza ortak oldukları için.

Bu videolar geldikçe, herbirini izledikçe, mesajları okudukça, önce kalbimde sonra kafamda en sonunda kağıdımda yazım oluşmaya başladı. Öyle güzel yüreklere girmiş ki Talya’m “peri kızım”, o küçük sandığım kocaman kalbine bir daha hayran olup, âşık oldum.

Yazılarımı, kaleme aldığımda -bilgisayardan önce kağıda dökenlerden ve evet dolma kalem kullananlardanım- İlk orada şekilleniyor yazılar, yazdıkça kalbimden gelen gözümden akan yaşlar. Keşke size yazdığım sırada kâğıda dökülen gözyaşlarımı da gösterebilsem… Her damlasında, her harfinde, her vurguda on dört senelik Talya var, ve siz değerli dostların göndermiş olduğu güzel dilekleriniz var.

Bu bambaşka hiç hayal etmediğimiz bir kutlama olacaktı gerçekten de öyle oldu. (Corona) - buradaki parantezin ne için olduğunu artık siz sevgili okuyucularım biliyorsunuzdur- günlerinde, yedi haftadır evde kapalı olduğumuz şu günlerde, evden dışarı çıkamayan on dört yaşına basacak olan bir genç kızın doğum günü farklı bir deneyim olacaktı.

Öyle de oldu. Çok sevdiğimiz, annemin Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nden çocukluk arkadaşının dediği gibi, “Talya’cığım, diğerleri değil ama bu çok özel zamanda kutladığın yaş gününü ömür boyu unutmayacaksın”. Sayenizde öyle de oldu.

Ama yalan yok, bir gün bile isyan etmedi. “Anne niye böyle oldu” demedi. Ama görüyordum sessizliğindeki hüznünü, boşluğunu… Sanki bir şeyler başka olmuştu, belki çocukluktan gençliğe geçiş dönemi yüzünden, belki de hiç bu kadar yalnız olmayışından, hiç bu kadar faaliyetsiz kalmamış olmasından... Ne de olsa on senedir gittiği okulu, devam ettiği balesi, yedi senedir street jazz dansı, arkadaşları ile gezmeleri… Hiçbiri şu anda yoktu.

Sadece bir keresinde, “belki bir mucize olur 29 Nisan günü hastalık tüm dünyada biter ve sen hemen bir parti organize edersin” demişti. Aslında mucize olmuştu kimse gelememiş gibi görünse de, herkes kalbini göndermişti mesajlarıyla.

Bazı kelimeleri şairler anlatmalı, ressamlar tasvir etmeli; “evlat” kelimesi kesinlikle bunlardan biri.

Ben de sadece anne kalbinden çıkanları anlatmaya çalıştım, aslında sözden çok dua gibi, o yüzden tam anlatamazsınız ya… Sanatçı ruha sahip olmak gerek.

Ben Talya’m için ne diyebilirim, ne yazabilirim diye düşünürken, içimden geldiği şekliyle aktarıyorum sizlere… Bir nefesin içindeki aşkı, ebediyeti hissederken, ruhumda gezinirken, sonsuzluk şarkısı gibi vicdanlı, naif, kibar… Hem sağ hem sol omuzumdaki melek, göklerdeki yıldızım, Talya’m kim bilir nasıl bir şeydir derken hep gizlice onunla aramızda fısıldadığım perim, eşsiz güzellikteki kızım. Sanki ben doğduğum günden beri bana eşlik edenim. Her ayın on dördünde parlak bir ışık topu oluverir ya ay gökyüzünde, tüm ihtişamını seriverir gözler önüne. Amma velakin bilirim, geçicidir bu eşsiz güzellik, ama gelelim Çoban Yıldızı’na; her akşam söz verdiği yerde olacaktır… Kalbimde, ruhumda…
Güneşin çekilip, aydınlığın sona erdiği noktada… Tıpkı karanlığı sevdiğim gibi. Aydınlıkta herkes güzeldir. Oysa karanlıkta öyle mi? Sadece ruhu güzel olanlar parlar, görünür, senin gibi evimin tatlı cadısı… Koca yürekli Talya’m, kutsal olanım. Ömrün sağlıkla, neşeyle, mutlulukla geçsin… Huzurla aşkla dolsun. İçindeki müzik, gözündeki parlaklık, ruhundaki renk, kalbindeki sevgi hiç solmasın, bitmesin, çoğaldıkça çoğalsın.

Talya aslında Akdeniz’in su perisi ve benim kalbimdeki…

Periler, inanmayanlara gözükmezlermiş… Kalbiyle bakanlara, kalp yoluyla aşka, koşulsuz olan sevgiyle dolu olanlara görünürlermiş. Ama bir kez göründükten sonra asla bırakmazlarmış... Tıpkı tılsımlı bir büyü gibi.

Aslında onunla öğrendim çoğalmayı, Nare’nin* dediği gibi, “biz annelerimizden, babalarımızdan değil, evlatlarımızla kök salıp çoğalıyoruz”.

Ne anlamlı ne doğru bir cümle... Tıpkı bir dua gibi…

Serumu kana katınca nasıl ki kan çoğalıyor, güçleniyor, tıpkı onun gibi.

Dünya üzerinde evlat dediğimiz her varlık herkese kutlu mutlu olsun.

Yazımı sonlandırmadan önce 7x24 Kocaeli Haber ve Yaşan Portalı’na teşekkür etmek isterim. Beni ailelerine kabul ettikleri, bu süre zarfında hem eski yazılarımı hem de yenilerini sizlerle paylaşma imkânı verdikleri için.

***

Geçen hafta da belirttiğim gibi, sizlere zaman zaman bir müzik, bir kitap bir de film önerim olacak. 

Geri dönüşler güzel olunca yine benim keyifle dinlediğim, okuduğum, seyrettiklerimden kısaca benim en en sevdiklerimden sizler için seçtiklerimi paylaşmak istiyorum.

Bir Lord Byron hayranı olarak, her şiirine, eserine tutku duyduğum yazarın bir kitabını tavsiye ediyorum. Belki bir gün buradan size Lord Byron’un çok ilginç hayat hikâyesini de paylaşırım.

Müzik: Amelie Film Soundtrack - Amelie Piano (Extended) Uzatılmış versyonu

Kitap: Don Juan - George Gordon Byron

“Uzun yıllar sonra, Sana bir daha rastlarsam, Seni nasıl selamlamalıyım, susarak mı ağlayarak mı?” “Ben kendim de severim yalnızlığı, Ancak isterim ki iyi anlaşılsın… Bu,yalnızlık dediğim haremindeki sultanınkidir. Mağarasındaki bir münzevinin değil...”

Film: Dark City (Karanlık Şehir) - Tunning dediğimiz akım, güneşin doğmadığı, gündüzün asla yaşanmadığı bir dünyadan daha karanlık bir dünyayı, geçmişi ve geleceği olmayan insanoğlu.

Oyuncular : Kiefer Sutherland

Jennifer Connelly

William Hurt

Rufus Sewell

Hepinize keyifli bir hafta sonu dilerken.

Aşkla, Kalın,

Sevgiyle Kalın,

Saglıkla Kalın,

Benle Kalın.

Karin Şen Cankan

[email protected]

*Nare: Sefirin Kızı Dizisi Bölüm-7 son sahne

Yorumlar (4)
Gülsen Gültekin 13 ay önce
Talya, gerçekten çok donanımlı bir genç. Siz ailesi, yayı elinizde tutsanız dahi o ok olarak zaten hedefini önceden saptamış ve kendine yön verebilme özgüvenine sahip olmuştur. Dolayısıyla, onu anlatmak anne olarak elbette zor olmuştur. Genelde gözümüzün önündekilerin önemliliğini dışarıda ki kişilerin değerlendirmeleriyle daha anlamlı kılıyoruz. Evladı olup ta, kıymetini bilmeyenlere gelsin...
Gülay çağlayan Arslan 13 ay önce
Muhteşem içten ve samimi bir anlatım. Özellikle kardeşlik benzemesine çok duygulandım..Yazilarinizin kesintisiz devamını bekliyoruz
Neslihan Aktoprak 13 ay önce
Duygularınızı bize geçirdiniz,çok duygu yüklü bir yazı kaleminize, ellerinize sağlık,sevgiler..
nevra gungor 13 ay önce
anne ve evlat olmak ancak bu kadar imrenilir olur.Tüm hayatınız boyunca mutlulukları birlikte paylasmanizı dilerim.karincigim yazıların çok samimi zevkle takip ediyorum.kalemine emegine saglik
banner305
12°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 35 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 13 Mayıs 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı