Her dini inancın temel kuralları vardır.

Bir inanca sahip olanların, o inancın temel kurallarına uyma yükümlülüğü olmalıdır.

Örneğin; İslam dininde ezan, “namaza çağrı” ifadesidir. Aynı zamanda, bir Yaradan’ın yani Allah’ın yarattığı, “yaşama şansı” verdiği bir yaratılmış olmanın da hatırlatılmasıdır.

Hangi inançtan olursanız olun, karşınızdaki insanın inancına saygılı olmalısınız. Çünkü, her insan kendi hesabını kendisi ödeyecek!

Öte yandan; farklı inanç sahiplerinin bir arada yaşadığı bir ülkede ve dünyada, her inancın özgürce yaşanabilmesi için “dünyevi kurallar” konmuştur. “LAİK DEVLET” in temel işlevi budur; “Her inancın, devletin güvencesi altında özgürce yaşanabilmesi.”

Gelelim “ezana saygı” olayına.

Ezan, İslam dininin her Müslüman için “farz” kıldığı beş vakit namaza davettir. “Vakit namazı” diyoruz. Yani her namaz vaktinde kılınmalıdır. Özellikle de akşam namazı.

Kural nedir?

Camilerde kılınan vakit namazında, kimsenin hatırı için namaz vakti ertelenemez! Bu nedenle ezan da ertelenemez!

Ezan okunurken, sakince dinlenir. Gürültü edilmez. Hele hele ezanı “protesto etmek” hiç düşünülemez. Zaten “aklı başında” hiçbir insan da ne ezana ne de herhangi bir inanca saygısızlık edemez.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlar İstanbul’da bir toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için toplanıyorlar. Siyasi iktidar, bu gösteri ve yürüyüşe izin vermiyor. Oysa, Anayasa ve yasalarımızda, “Önceden izin almaksızın gösteri yapabilme özgürlüğü” var!

Kadınlar polis engeliyle karşılaşıyor.

Kitle psikolojisi ortaya çıkıyor, itiş-kakış ve protestolar oluşuyor. İnsan seslerinin yanı sıra düdüklerle de protestolar yapılıyor. İşte tam o GÜRÜLTÜ ortamında ezan okunuyor!
Ertesi gün, siyaset sahnesinin aktörleri, bu olay üzerinden “siyasal prim” sağlamanın hesabı içinde basıyorlar yaygarayı;

Biri diyor ki;

Ezanı ıslıklamak, iblise selam durmaktır!

Bir diğeri, bu olay üzerinden rakiplerini vurmanın hesabında;

Arkalarında CHP ve HDP var! Diyor…

Din üzerinden siyaset, toplumu böler, birbirine düşman eder.

Oysa, “DEVLET ADAMI” niteliği taşıyan her siyaset insanı toplumu kin ve nefret duygularıyla beslemek ve ayrıştırarak “DÜŞMAN” kamplara bölmekten kaçınır!

Ama, önce gerçek anlamıyla “DEVLET ADAMI” olmak gerek!

“Ezana saygısızlık” olayına gelince, buna dair birçok kötü örnek var!

Örnekleyelim;

15 Mayıs 2015; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırıkkale’de Nur Camisi ile 71 tesisin toplu açılışını yapıyor. Sonra, aynı camide tam 50 dakika gecikmeli olarak CUMA namazı kılınıyor!

Bu olaya benzer daha birkaç örnek var. Merak eden olursa, yer ve tarih belirterek açıklarım!

İslamiyet’e göre namaz vaktinde kılınır. Camide namaz vaktini bekleyen esnaf, yaşlı, işi gücü olan insanları bekletmek doğru mu?

Kameralar altında namaz kılmak, onlarca aracın ve yüzlerce korumanın eşliğinde, trafiği altüst ederek namaza gitmek gösteriş değil mi?

Padişah düzeninde mi yaşıyoruz?

Hangi ülkede dini inanç bizdeki kadar siyasetin aracı olarak kullanılır?

Yoksa, Anayasa değişti ve “LAİK DEVLET” sona erdi de biz mi bilmiyoruz?

57 İslam ülkesinin toplam üretim gücü ve Ulusal Geliri neden bir Almanya kadar etmiyor?

İnsanca ve özgür yaşayabilmek için üretmek, kendi alın terimizle yaşamak zorundayız. Bunun için “Ulusal birliktelik” içinde olmalıyız.

Dini istismar ederek, toplumun bir kısmını “kafir ve düşman” sayarak hiçbir yere varamayız.

Aklımızı başımıza toplayalım!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.