“Can çekişen doğa için daha gür ses çıkaralım”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kocaeli İl Başkanı Harun Özgür Yıldızlı 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısı ile bir açıklama yayınladı.

“Can çekişen doğa için daha gür ses çıkaralım”

Başkan Yıldızlı yayınladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

“Sağlıklı çevrede yaşamak nasıl ki temel bir insan hakkı ise, yaşadığı çevrenin sağlığını korumak da her insanın görevidir. Doğanın can çekiştiği, iklim krizinin kapıda olduğu günümüzde ne yazık ki çevreyi korumak adına iktidarın toplumumuzda farkındalık yaratması gerekirken, doğayı katletmeye yönelik adımlarının her gün bir yenisine şahitlik ediyoruz. Şu anda yakından takip ettiğimiz birkaç örnekle çevrenin nasıl rant uğruna peşkeş çekildiğini anlatmak istiyorum.

KIZDERBENT TAŞOCAĞI İÇİN HALK DİRENİYOR

Karamürsel’in incisi Kızderbert’e çevre halkının tüm itirazlarına rağmen Yalova’daki Kınalı ve Karadere barajlarına malzeme temini için taş ocağı yapılmak isteniyor. 8-10 km ötede zaten taş ocakları var. ÇED toplantısını bile Karamürsel’de değil, Ankara’da düzenlediler. ÇED’in ardından 10 günü kapsayan bir itiraz süresi belirlenir. Yaklaşık 2 ay önce itirazlar için imza kampanyası başlatmak isteyen Kızderbent halkına denildi ki, itiraz süresi başladığında Jandarma gelip buraya duyuru afişi asacak. Ancak konuyu takip eden Kızderbentliler itiraz süresinin başladığından internetten haberdar oldu ve imza toplamaya başladı. İmza süresinin dolmasına 3 gün kala Cuma gününe denk gelen bir tarihte Jandarma gelip bölgeye duyuru afişi astı. O tarihte Cumartesi ve Pazar 2 günde sokağa çıkma yasağı vardı. ÇED raporuna ne yazık ki onay çıktı.

RES, KANSEROVASI, LASTİK YAKMA TESİSLERİ

Rüzgar Enerji Santrali ile Kızderbent taş ocağı ile Karamürsel’in ilimizdeki son yeşil alanlarını meyve ve sebze yetiştiriciliği, hayvancılık bakımından son derece değerli alanlarımız adeta talana açılmak isteniyor. Doğayı katlederek sağlanması planlanan enerji temiz enerji değildir. Çok değerli bir profesörün kanserovası dediği için sürüldüğü, kazılacak dağ kalmadığı, hava havadan evlere kömür tozu yağdığı Dilovası’nda kapasite artışlarına hala izin veriliyor. Torba yasayla ile yenilenebilir enerji kapsamına alınıp, işlemi yapanlara teşvik verilecek olan insana ve doğaya zararlı lastik yakma tesislerinin kurulumu için ilimizde de harekete geçildi.

SÜLFİRİK ASİT TESİSİ İLE MÜCADELE

Körfez ilçesinin Kabakoz bölgesinde yapılmak istenen ve hem insan sağlığı hem de çevre için büyük bir tehlike oluşturduğu tüm çevrelerce kabul gören Sülfürik Asit Fabrikası’na ilk olarak hem vatandaş hem belediye karşı çıktı. Ancak AK Partili Körfez Belediyesi daha sonra bölgedeki ikametgahları tahliye edeceği bir proje hazırlığında olduğunu açıkladı. Ancak bu tahliyenin sebebini açıklamamakta da bir o kadar ısrarcı. Belediyenin eğer oldu bittiye getirme planıyla burada bir sülfirik asit tesisi kurma planı varsa, sanayi ile vatandaşlar arasında acil olarak sağlık ve güvenlik bandı oluşturarak hareket etmelidir. Oldu bittiye getireceğim diye insan ve çevre sağlığını tehlikeye atmalarına izin vermeyeceğiz.

İNSAN ELİYLE YARATTIKLARI AFET MARMARA’YI ÖLDÜRÜYOR

Sanayinin başkenti diye övündüğümüz Kocaeli’den başlayan, Marmara’yı aşarak Ege kıyılarına ulaşan deniz salyası sadece ülkemize kıyısı olan tek denizimizi nasıl katlettiğimizin göstergesidir. Deniz salyasını ‘doğal olay’ diye geçiştirenler, bu afeti insan eliyle yaratanları yakından tanıdığından çevreye ihanet etmeyi tercih ediyor. Deniz salyası sorunu için partimizin verdiği araştırma önergesi AK Parti ve MHP tarafından reddedildi. Çünkü Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Kocaeli’de sanayi tesislerine, limanlara, tersanelere, kimyasal depolama tesislerine yenilerinin eklenmesinde ve mevcuttakilerin de kapasite artışlarında bu insanların imzası var. Yüzlerce dönüm alanda dolgu ve dip tarama yöntemleri kullanılıyor.

DOĞA İÇİN SES ÇIKARIN

Bu tip eylemlere izin verip, altına imza atıp deniz salyası ile plastik atık toplama makinaları ile mücadele ediyorlar. Daha dün yağmur suyu hattına karışarak Kilez Deresi’ni kırmızıya boyayan kimyasal atığı bırakan Başiskele’deki firmaya sadece para cezası verildi. Yıllardır günü kurtarmaya yönelik atılan bu adımlar Marmara Denizi’ni ölüme sürükledi. Çevreyi korumak ve sağlıklı bir çevrede yaşam hakkımızı savunmak için rantı, yandaşı, siyaseti bir kenara bırakarak topyekün anayasa ile desteklenen politikalar üretilmesi için sesimizi yükseltmeliyiz. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde bu farkındalığı yaygınlaştırmak için herkesi doğa için ses çıkarmaya davet ediyorum”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER