Geçtiğimiz ay, Ocak sonuydu…

Hani İzmit’e sağlam kar yağdığı günler…

Çok uzun zaman sonra kendisine whatsapp’dan yazdım.

Ben öyle selam sabah yazmaz, direk konu ne ise yazacağım, onunla girer yazarım birkaç satır.

Ona çok uzun zamandır yazacak bir sebebim yoktu, genelde hapis dönemlerinde Suna abla ile çok sık konuşurduk.

Usta aradı hemen.

*

“Seneler önce YOUTUBE çekmeliydik söylediğim zaman” dedim. “Bak kimler kimler youtube çekiyor”

“Kardeşim beni biliyorsun, bir şey yapacağım zaman şekil şemail olmalı..” dedi. Yaş 60’tı ama inanın bende onun o andaki enerjisi yoktu.

“Yorgunum usta.. Daha da yorma. Ben youtube’a başlayacağım, gel ilk konuğum ol, senden ala reyting malzemesi mi olur”

“O en kolay kısmı” dedi, “Nerdesin şu an” diye sordu

“Evdeyim” dedim.

“Söyle bir yer görüşelim” dedi.

*

Yaklaşık 1 saat içinde Yeni Cuma’da herkesle buluştuğum pandemiden kaynaklı kapalı alan fobisi sebebiyle dışında oturduğum kafedeydim.

Gazete ofisinden çıkıp geldi.

Akşam karanlığında beyaz sakalından tanıyıp seslendim “hoca burdayım”

*

“Hey maşallah hoca, insan yaşlanır yav” dedim.

“Sen çökmüşsün Duygu” dedi.

Ağzımda maske, kafamda bere vardı

O da benden farksızdı.

Son 15 senedir ne zaman görse öyle derdi

“Sen sırrını söyle madem hapis hayatı yarıyor o halde” dedim.

Fuzuli konuştuğumuz 2-3 cümle bu kadardı.

*

“Neden bu İzmit sevdan inatla” diye sordum

“15 Temmuz’da almasaydılar aslında sen gibi kıyılara gidecektim” dedi

Lüksüm yok çalışmaya devam etmek zorundayım biliyorsun dedi (ailesini kastederek)

*

Yarım saat 45 dakika o soğuğun karın altında oturduk o anlattı ben anlattım

O ofise mutlaka gelmemi söylüyordu, ortak kullanabiliriz vs vs..

Youtube, seçimler…

Seçim gündemiyle birlikte ortak youtube yayınları yapacağımızda anlaştık

Ama önce o benim ilk program konuğum olacaktı…

Ona üst üste çağrı gelmeye başladı

“Haydi sen fırla hoca” dedim, “ben sana haber vericem…”

*

Fırladı gitti yüzünde anlaşıldığının tebessümü ile..

*

Severdik birbirimizi..

Kızardım çok ama gene de pek çok sütsüzün, döneğin, lavuğun içinde SAYGI DUYULACAK insan derdim.

Bana en ufak zararı olmadı, faydası da olmadı ama zararının dokunduğu insanlar kimlerdi onu da pek anlamadım doğrusu

*

Gidemedi…

Mal varlığının tamamını elinden aldılar!

Göndermediler..

O da vazgeçmedi!

Hayatı boyunca yaptığı şekil gazeteciliğine devam etti.

*

Hacı yatmaz gibi görürdük Güngör Arslan’ı

Ne yaptı ne ettilerse susturamadılar!

Tek kişilik ordu gibiydi, O!

Yanında tek adam çalışmasın; köşe yazar, kulis yazar, gündem yazar pes etmezdi.

Edebi yazmakla uğraşmazdı, filtre kullanmazdı, konu neyse direk girer ve yazardı.

Ölüm haberini aldığım ilk saniye inanamazlıkla Ses’i açtım

Kocaeli’deki haber sitelerinin içinde o an en özgün gazete, en özgün siteydi!

Çünkü son an’a dek Güngör Arslan eli değmişti!

*

İçim acıdı o an… ‘Saat 15’e yani olay anına kadar gazetede çalışmış’ diye düşündüm.

*

Mutlaka canını yaktıkları olmuştur. 15 Temmuz olayı gecesi ile başlattıkları bir bahaneyle mal varlığını tamamen elinden almalarından önce güzel yaşamışlığı da oldu ama o mal varlığını edindiği iddia edilen insanlar da sütten çıkma ak kaşık değillerdi kuşkusuz!

“Önce insanım sonra gazeteci mi, önce gazeteciyim sonra insan mı”

Güngör Arslan önce gazeteciydi sonra insan.

Bu tercihi sebebiyle hiçbir gazeteci kınanamaz.

Sevilmek zorunda da değil.

Ama öldürülmek? Ama canını kahpece kurşunla almak?

Güngör Arslan’ı sevmeyenler; ya damarına bastıklarıdır ya da onun insandan önce GAZETECİ olduğu gerçeğini anlamayanlardır.

Mutlaka yaptığı haberlerle canını yaktığı insanlar vardı.

Ama pespaye de yapmazdı yaptığı işi..

Hakkında çok şey söylediler ama ona dokunan tek bir şey vardı..

Onu da neyse ki insanlara göstermiş olduğunun bir parça iç rahatlığındaydı

(off the recorddur, açıklamayacağım)

*

Gündemden asla sıkılmadı, asla pes etmedi!

Sordu, yazdı, göze soktu, uyardı, bir tek gün olsun ‘durayım’ demedi..

*

En son yetiştirdiği kardeşten bahsetti..

“Şahane olacak” dedi adını bile bilmiyorum…

Düşünüyorum da, o ne kadar çok gazeteci yetiştirdi..

Kimisi kötü andı sonradan, kimisi gazete kurdu…

Ama hepsi ‘isim’ oldu.

*

Hakkında olumsuz söyleyenler de dahil

Güngör Arslan’ı okumaktan hiç vazgeçmediler.

*

Kına yakabilirler, ‘ohhhh yırttık’ nefesleri alıyor bu gece bu kentte pek çok isim

Başardılar. O artık yazamayacak.

*

Dilerim işin arkası çabucak çözülür.. Ama basit bir haber meselesinden öldürüldüğüne beni hiçbir kuvvet inandıramaz.

*

Suna abla…….. Bu dünyada ne çok çekeceğin varmış be kadın……………….

Nazlıcan………..Babasının gözbebeği………………..

Özgün…………..Özgün…………

*

Hep söylerim giden gider de, ardında kalanlaradır ızdırap.

Allah peygamber sabrı versin kalanlara…

*

Gidişin şok etti, ama daha mühimi gidiş şeklin kanıma çok dokundu Usta…………….

Kentteki son kaleyi de düşürdüler.

Güngör Arslan'ı basın şehidi ettiler.