24.12.2019, 09:31

hafif roman -2-

Yine başka bir gece..

Başka bir zaman..

Kavurucu bir Temmuz ortası..

Gebze…

Uykunun koynundayım. Nefes almakta zorlanıyor gece. Uykum da, gece de kendini yarılamış olmalı ki uzaktan gelen sesleri hayal meyal duyabiliyorum. Anlaşılmayan bağırmalar, gecenin sessizliğinde sanki daha esrarengiz. Yarı uykulu, kulağıma çalınan garip seslerin ne olduğunu kestirmeye çalışırken, babaannemin otoriter sesini fark ediyorum “sokakta kavga mı var, neler oluyor oğlum?” diye babama seslenen. Bütün ev ahalisi paldır küldür ahşap merdivenlerden aşağıya inerken çocuk sezgimle ‘kötü şeyler oluyor’ diye tedirgin oluyorum. Artık ben de aşağıdaki büyük taşlıktaydım. Herkes kapıya yüklendiği için anahtarı çevirmek güç olsa da en sonunda babam kendini sokağa atmayı başarıyor, tabi ki peşinden hepimiz…

Sokak lambaları belli belirsiz süzülürken gecenin karasına, ileride yerde çırpınan ve garip sesler çıkaran bir gölge fark ediyoruz. Yine babaannemin kararlı sesi “İbrahim bu”…

Kendimi bildim bileli İbrahim amca ile beraberdim. On dört odalı kocaman bir evde büyüyordum el bebek gül bebek. Bir dediğim iki edilmiyordu, bir evin bir erkek çocuğuydum.. Cümbür cemaat büyüklerle yaşamak çok eğlenceliydi benim için. İbrahim amca bir nev’i evin kahyalığını yapardı. Bütün alışveriş onda, ailenin kadınlarının sağ koluydu. Benim de bütün çocukluğum boyunca en büyük koruyucum olmuştu. Hep böyle hissetmemi sağlamıştır. Mahallede nerde olursam olayım, terleyince hemen yanımda biter, terimi siler, bir ihtiyacım olup olmadığını sorardı. Bisiklete bindiğimde düşmeyeyim diye peşimde gezdiğini bilirdim. Mahalle kavgalarında, yiğitliğime toz kondurmamak için, uzaktan markajını da…

Saf bir adamdı, bir sinir hastalığı yaşamıştı eskiden ama kimseye bir zararı yoktu. Başından bir evlilik geçmiş, pırıl pırıl iki evladı olduğunu duyardım ama hiç görmemiştim. Çocuklarının anneleri ile yaşadığını, annelerinin de zor bir mücadele ile onları büyüttüğüne tanıklık ederdim yakından. Yakından diyorum çünkü ayrıldığı eşi de, babaannemin isteği ile bizim evde çalışırdı. Şimdi düşünüyorum da o zamanlara göre ne kadar modern bir hayat sürmüşler. Ayrılan bir karı kocanın, aynı ailenin içinde ama birbirine saygılı, mesafeli, sınırlarını bilerek ve hiç sorun çıkarmadan çalışıyor olmaları bugün bile neredeyse çok zor…

Ben ikisini de çok severdim. Hele Meliha teyzenin bana olan hoşgörüsünü hala unutamam. Çocuk aklımla bazen dozunu aşan sataşmalarımı, oyunlarımı öyle kibar idare ederdi ki, bazen ben bile kendime dayanamazken, onun bu sükûnetine şaşar kalırdım...

Sanırım aileye olan sevgisinden, biraz da bana olan ilgisinden bütün bu şımarıklıklarıma katlanıyordu diye düşünüyorum şimdilerde. Bir de İbrahim amca ile aralarında gizli bir ‘benim gönlümü kazanma’ itiş kakışı olduğunu hep hissederdim. Bunu da açıkçası iyi kullanırdım. Muzırlık işte...

Sabahları annem ya da babaannem ihtiyaç listesini Meliha teyzeye yazar verirler, o da İbrahim amcaya çok ciddi ve buyurgan tavırlarla iletirdi. Her sabah bu ritüeli kaçırmamak için büyük çaba sarf ederdim. Sanki her an bir hır çıkacak beklentisi beni çok heyecanlandırırdı. Ama maalesef bu beklentim hiçbir zaman gerçekleşmedi. Her ikisi de işlerini çok profesyonelce, geçmişlerini karıştırmadan yaparlardı. Aslında aralarında bir şeylerin bitmediğini, zaman zaman birbirlerine olan kaçamak bakışlarını yakaladığımda, çocuk aklımla bile anlayabiliyordum. Aile içinde de durumları bazen konuşulurdu. Babaannem her ikisinin de ileri derece de saf olduğunu söyler, aslında iyi de geçindiklerini ama çok bilmiş bir görümcenin onların işlerine sürekli burnunu sokarak, bu evliliği yıktığını anlatırdı. Fakat evin büyükleri bu ilişkiye pek fazla karışmak istemez bir havadaydılar. Bense aslında ikisini bir araya getirmek için aklımca türlü işler çevirmekle uğraşır, onları yan yana getirmek için türlü türlü bahaneler yaratırdım. Ama büyükler hiçbir zaman böyle bir gayretin içinde olmadılar…

boğucu sıcağında İbrahim amca boylu boyunca sokağın ortasında yatıyor, hırıltılı anlamsız sesler çıkarıyordu. Annem telaşla beni sokaktan alıp eve sokmuştu. Aklım sokakta İbrahim amcadaydı. Ne olmuştu? Neden öyle yatıyordu gecenin bu vakti? Nasıl gelmişti kendi evinden bizim evin önüne? İçim içimi yiyor, kendimce cevaplar bulmaya çalışıyor ama çaresizce odamda dolanıp duruyordum. Gece uzun sürmüştü. “Apar topar İstanbul’a Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesine gönderdik İbrahim’i” demişti annem zorlanarak. Neden burada bir hastaneye götürülmediğini anlamaya çalışıyordum. Ciddi bir durum olduğunu hissetmiştim. Hastanenin adı da ne garipti. Nereden bilebilirdim ki bu yolculuğun sonsuza dek ‘elveda’ demek olduğunu? Benim ısrarımla babam beni bir kez hastaneye götürmüştü. Doktorlar izin vermese de önce kalın camlar arasından fark etmiştim onu. Beni görünce tuhaf bir gülümse belirdiğini görmüştüm yüzünde. Doktorları atlatıp, bir yolunu bulup yanına gitmiş, boynuna sarılmıştım. Gözlerinden iki damla yaş süzülmüştü. Daha da sıkı sarılmıştık birbirimize. Hiç konuşmamıştı. Bir daha da onu göremedim. Küçücük yüreğim ilk kez böyle bir ayrılıkla paramparça olmuştu. O yaz çok zor geçmişti benim için. Onu öyle hatırlamak istemediğimden olsa gerek, herkes koşup oynarken sokağa çıkmayı hep reddetmiştim. Yapayalnız hissetmiştim kendimi koca bir yaz…

…………………………………………………………………………………

Neden bu olay aklıma gelmişti? Biraz huzursuzlanmıştım. O gece yarısı duyduğum garip seslerin benzerini yine bu sefer başka bir mekan ve başka bir zamanda ama bu sefer zemherinin ortasında duymak çok

garip geliyordu. Yavaş yavaş uykumun kaçtığını fark ediyordum. Gecenin ayazını iliklerime kadar hissediyordum sanki. Ağaçların birbirine karışan uğultusuyla beraber rüzgarın pencereye vuran sert sesi geceyi daha da korkunç yapıyordu. Büzülmüştüm yatakta ama merak içindeydim bir yandan da, dışardaki sesler ne, neden bu eve doğru yaklaşıyor adımlar?..

Halbuki ilk köye geldiğimiz günler ne eğlenceliydi diye düşündüm. Sabahları erkenden bembeyaz bir ovaya uyanmak, biraz tereddüt geçirsem de sonra sonra vazgeçemeyeceğim sabah sağılan sütlerin enfes tadı. “Köy yumurtası bu oğlum” dediğinde annem, “ben bunu yemem” diye gösterdiğim garip tepki. Hele korka korka ilk at binmelerim ne güzeldi. Kara Şimşek’ ti adı. Simsiyah çok yakışıklı bir attı. Evin bir ucundan bir ucuna koşturmalarım, odaları, odalar içinde yüklükleri keşfetmek benim için çok heyecanlıydı. Seyhan yengeyle sabahları ahırları denetlemek, hayvanlarla onların konuşmalarını izlemek benim için çok ilginçti. Evlerin aralarının birbirinden uzaklığı, komşuların bahçelerden birbirine seslenmeleri, köyün büyüklerinin benim gibi bir çocuk önünde bile saygı ile davranmaları benim hiç daha önce karşılaşmadığım şeylerdi. Çerkes’ler çok başkaydı.

Annem Çerkes’ lerin hikayelerini, adetlerini anlattıkça daha da şaşırıyor, ne garip adetler diyordum aklımca. Hele evin gelini ile kayınpederinin senelerdir birbiri ile konuşmuyor olması, anne babanın çocuklarını aile büyükleri önünde sevemiyor olmaları hiç anlayabileceğim şeyler değildi o zaman. Hala da öyledir ya.

Bu Çerkes evi, ne zaman gelsem, nedense beni sarıp sarmalıyor, annemin çocukluğunu geçirdiği bu mekanda olmak bana büyük sevinç veriyordu. Bastığım her noktada annemin geçmiş izlerine dokunmak çok değişik bir duyguydu. Belki de bu ahşap tavanlı, ahşap döşemeli odada o da uyumuştu. Belki benim kadar heyecanlandığı, ürperdiği geceler de olmuştu. Kim bilir?

Sesler, biraz daha telaşla yaklaşıyordu sanki. Ev ahalisi de uyanmış olmalı diye düşündüm. Artık kararlıydım. Tüm cesaretimi toplayıp odadan çıkmaya karar vermiştim…

( devam edecek ) 

Yorumlar (0)
11°
kapalı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 29 57
4. Altay 29 53
5. Altınordu 30 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 14 Nisan 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı