Aslında anlamaya direnmeyince basit anlamak. Kadına şiddet münferit olayların toplumsal bir cinnete dönmesinden sebep bu kadar kızdırıyor insanları

“Eşitlik eşitlik diyorsunuz da erkeğe de şiddet uygulanıyor neden kadının beyanı esas alınıyor” gibi çok aydınlık bir düşünceniz mi var? Anlatayım:

Öncelikle şiddette eşitlik diye bir şey olmaz. Bir taraf belirlemeniz bir zorunluluk olduysa illa ki, o zaman “şiddetin her türlüsüne karşıyım” diyerek işin içinden çıkabilirsiniz. Ben öyle yapıyorum. Üstelik mesela şirinsel şiddetle sevmem çocukları ve hayvanları çok tatlış kabul ediliyor. Yeni bir akım olursa duyar edilecek kısımlar için haber veririm şimdilik güvenli alanımız bu.

Şimdi o öyle değil. Eşitlik söz konusu olduğunda deriz belki, erkeğe şiddet son bulsun artık. Ki eşitlik sağlandığı takdirde zaten erkeği kadını da atarız başından. Şiddet problemi var kabulüyle çözmeye çalışılırız. Şimdilik o yok. Ve evet bu tür mücadeleler önce toplumsal duyarlılığı uyandırmakla gündemde tutmakta ve susmamakla oluyor. Üzgünüm bazılarınız üzüldüğü için.

İkinci olarak, hayır kadını namus meselesi dahi olsa dövemezsin. Hayır, bir insanı çok sinirlendiğin için darp edemezsin. Hayır, öldüremediğin kadının kemikleri kırmanın meşruiyetini onun yollu, müsait (TDK terimleri) olmasıyla sağlayamazsın. Yani birine sinirlendiğinde içinden bir cani çıkması hiçbir şartta kabul edilebilir ve “adamı çıldırtmış işte” diye geçilecek bir şey değil. Tepeden topuğa (yani kırmak istediğin her noktaya kadar) yanlış.

Kadını dövmek bir erkeği dövmekten, bir kediye vurmaktan; kadına yapılan taciz başka türlerin ve cinsiyetlerin ve dahi yaşların hepsi kadar kötü. Pozitif ayrımcılık dediğiniz şey o değil.

Ama eğer kedilere tecavüz edildiğinde ses çıkarmıyor olsaydık, güç bela bunu meclis gündemine getiremezdik. Hukuki yaptırımı olsun diye sesimizi çıkaramazdık. Kediler öz savunma da talep edemezler. Ne yapalım o zaman? Hukuki olarak koruyalım, nasıl? Adalete güvensek ne iyi olur değil mi?

Hep cezalandırmakla, yapana ne yaptırım uygulayacağımızda ilgilendiğimiz için bu şiddetin esas nedenlerinin tartışıldığı yerlerde kimse durmuyor. Kaçmayalım bence. Bak bunlar benim ilk aklıma gelenler:

-Evlilik programlarında “ay ne bileyim ben maço seviyorum, bana karışsın, gerekirse müdahale etsin” diyen aptal kadınlar.

-Erkek çocukları severken büyüyünce çok canlar yakacak diye seven teyzeler.

-Erkek çocuklarını millileştirme operasyonunda gösterdikleri esneklikte ve kız çocuklarının gözünün kaydığı her şeye, yürüdüğü her yola gayrimeşru etiketi yapıştırmakta aynı kuvveti gösteren dayılar, amcalar.

-Er kişinin ardını, evini, işini, dişini her şeyini temiz tutmayı asli görev bilmiş bizler.

- “Adddam” gibi bazı iltifatlar.

- “Kocan yanındayken sen konuşma ba(ğ)yan.” (Favorim. N’apayım, karını çağırayım)

Hepimiz, buradayız be.

Elinden çıkan bir kaza değil. Kazanın kendisi sensin. (maço erkeklerin hoşuna gidecek türden bir espri)

Sinirli yazının sinirlerini Yiğit Özgür ile alalım. Yiğit Özgür, evlendiği hafta çizdiği köşesine, eşinin soyadını alarak adını yazmış bir feministtir :)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.