18.12.2020, 00:08

Hale, Jale ve diğerleri

"Babacığım, sana benim cennetimden sesleniyorum!

Burası hiç soğuk değil baba, hiç açlık çekmiyoruz, su kabına da ihtiyacımız yok; çünkü susamıyoruz bile. Bizim cennetimizde bizi sopayla kovalayan, taş atan, bağıran, tekme atan da hiç kimse yok biliyor musun babacım?

Allah’ın en güzel melekleri ilgileniyor bizimle ve hep gülümsüyorlar kanatlarının altında...

Sahi, sen de gelecek misin cennetimize babacım?" - Kızın Hale

Artık zamanı geldi, hatta çoktan geçti bile. Aşağıda okuyacağınız uzun yazıda tek bir cümlede siyaset yapacağım, o da benim siyasi tercihimle ilgili olacak. Yargıda olan kimsenin de adını deşifre etmeyeceğim.

Vicdanımdan ter akıta akıta, neredeyse 4 aydır yaşadığım skandala, katliama, hüzne, umutsuzluğa, ardından yeşeren umuda ve bir mucizeye şahit olacaksınız.

Ne bir eksik, ne bir fazla!

Sizi de her satırında vicdanınıza bırakıyorum...

26 Ağustos 2020'de başladı hayatımın en zorlu günleri.

O gün Akdeniz'de tatildeydim ve aldığım haberle şehrime bir an önce gelebilmek için 'tatile rağmen' gün saydım!

İzmit Ayazma Mahallesi, Toki Konutları'ndan Gözde'nin telefonuydu hayatımın akışını değiştiren.

Gözde, İzmit Belediyesi'ne bağlı ekiplerin şikayet yüzünden henüz 3 aylık 4 köpek ve 2 yaşındaki gözbebeğim Hale adındaki yavrumun alındığını söylediğinde beynimden vuruldum!

Hemen toplama ekibindeki arkadaşı aradım. Bana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’ndeki veterinerlerin kararına göre kısırlaştırma olacağını, hayvanları ufak görürlerse zaten geri bırakacaklarını söyledi.

Ekipte, yeni kurulan İzmit Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’nden de bir veteriner vardı.

Yine de rica ettim. Hayvanların henüz çok küçük olduğunu, kısırlaştırma için uygun zamanın beklenmesi gerektiğini söyledim. Rehabilitasyon merkezinde bulaşıcı bin bir virüsün cirit attığını, yavruların gitmesinin yanlış olduğunu anlattım.

Ama belli ki hayvanlar çoktan teslim edilmişti. Beş gün boyunca rehabilitasyon merkezini sürekli aradım, bilgi istiyorum ama alamıyordum!

Altıncı günde hayvanlar alındıkları yere henüz dikişleri bile kurumadan geri bırakılmıştı. 4 tane 3 aylık bebek ve canım Hale’m...
Yavrular en büyük anne Hürmüz’e aitti. Hale de Jale’nin ikizi...

Jale’nin de 7 haftalık 11 bebeğinden erkekler alınmış, geriye 7 minik, 4 midi, 3 yetişkin toplam 14 dişilik bir amazon çetesi kalmıştı.

Ama İzmit Belediyesi’nin transferini yaptığı, Büyükşehir Belediyesi’nin de operasyona aldığı bu 5 köpek, merkezin meşhur distemper, parvo ve hepatit virüslerini de beraberlerinde getirmişlerdi!

Yaşatmak için neler yapmadık ki!

Orada oturan melek kardeşlerim Gözde, Gizem ve Meryem yeşil bir alana kulübe yaptılar. Durumu acil 3 bebeğe hemen Kulüp Veterinerlik ve Kohayder desteğiyle tahliller yapıldı, serum takıldı. Daha sonra tüm masrafları Deniz ile üstlendik. Onlarca serum izotonik, dekstroz, vitamin, antibiyotik, mide koruyucu, özel mama...

Sabahın köründe, akşamın bir vaktinde evime yakın olan ve adına ‘ölüm vadisi’ dediğim kulübe çevresinde soluğu alıyordum.

Kızlarla serumları takıyor, iğnelerini yapıyor, canla başla bebekleri yaşatmaya çalışıyorduk.

(Panik yapmayın, Laborant Veteriner Teknik Bölümü ikinci sınıfa okuyorum)

O sırada İzmit Belediyesi Veteriner Müdürü’ne durumu bildirdim. Bir ekip yolladı. Bir kaç parazit tedavisi yapıldı o kadar.

Her gün onlarca şırınga, bir dolu ilaç...

Maliyeti binlerce lira tutsa da para mara gözüm görmüyor. Bebeklerin yaşaması için dilimden dualar eksik olmuyordu.

Bir hafta olmadan tüm bebekler virüsün pençesinde acı çekmeye başladı.

Onların acılar içinde attığı çığlıklar hala kulağımda!

Çiçeği burnunda müdür, yaşanan skandalı Büyükşehir Belediyesi’ne atıyor, Büyükşehir Belediyesi Rehabilitasyon Merkezi de çağrılarıma cevap vermiyordu!

Yani minicik onlarca pati, Eylül sıcağında iki belediyenin çekişmesinde buz kesiyordu.

Bir Allah’ın kulu da, “Bebekleri erken aldık, aşıları yapılmadan kısırlaştırma yapmamalıydık” demiyor, yani kimse elini taşın altına koymuyordu!

Hatta bana bile, “Madem öyle aşılarını siz yaptırsaydınız” bile dendi!

Yahu ben belediye miyim?

Oldu olacak sokak çocuklarını ben toplayayım, evimin bir odasında kısırlaştırma operasyonlarını da bizzat ben yapayım!

Masasını çok sevmiş olacak ki, İzmit Veteriner Müdürü bu katliamı görme zahmetinde bile bulunmuyordu.

Bir gün olsun hayvanların çektiği eziyeti yerinde görmeye bile tenezzül etmedi.

Yapayalnız bırakıldık!

Minicik bedenleri eridikçe eriyor, iğne acısı yüzünden bağırmaya çalışan bebeklerin kısık sesleri ölüm vadisinde sessizce çınlıyordu.

Sonra ne mi oldu?

Birer birer ölmeye başladılar, sonra bir büyük boydaki kısırlaştırılan bebekler öldü. En son Çilli kalmıştı.

Bir sabah geldiğimde onun da kaskatı kesilmiş cansız bedenini gördüğümde çaresizlikten dakikalarca kalakalmışım.

O dönem yağmurların yağmadığı toprak betonlaşmış, mezar kazmak için yumuşak toprak aramaya koyulmuştum.

Ama kanlı ishal ve gençlik virüsü yüzünden ölen bebeklerin cansız bedenlerini, çevredeki köpekler için de tehdit oluşturur düşüncesiyle bir kaç definden sonra temizlik işlerine vermek zorunda kaldım!

Yorulmuştum...

Mesleğimi yapamıyor, pandemiye rağmen büyük televizyon kanallarından gelen ballı iş tekliflerini geri çeviriyordum.

Bir gün önce yaşamak için gözüme umutla bakan el kadar bebekleri, ertesi gün bir alışveriş bezine kefen yapıp temizlik görevlisine teslim etmenin acısını buradan daha fazla anlatmak istemiyorum sizlere.

Ve ilerleyen günlerde Hale ve Jale de zayıflamaya başlamıştı.

Hale’yi tutmak zor.

Hale

Yavrum zaten kısırlaştırmaya götürülmek için o meşhur uyuşturucu iğne ile uyutulmuştu!

Kimseye güveni kalmamıştı Hale’nin, insan canlısı çocuğum insandan kaçıyor ve her gün ölüme koşuyordu.

Jale daha sakindi.

Jale

Tüm yavruları gözleri önünde ölen Jale’yi, İzmit Belediyesi aracılığıyla Wetnose Veteriner Kliniği’ne götürdüm. Gençlik hastalığı vücudunu sarmış, zor nefes alıyordu.

Mucizenin mimarı Cihat Ekinci hocam sağolsun. Büyük emeği var. Hale ve Jale için ayrı ayrı tedavi protokolleri hazırladı bana.

Zaman içinde Jale yürüyemez olmuştu.

Her iki yavrum da 40 kilodan 20 kiloya düşmüştü.

Baş, kurumuş beden, kemikler ve derileri dışında hiçbir şeyleri kalmamıştı.

Haftalarca ben de yemeden içmeden kesilmiştim.

Bir çoğunun sadece köpek dediği o canlar, aslında benim çocuklarımdı.

İnsanın çocuğunun günden güne eriyip yok olması ne demek bilenler iyi bilir.

***

Bu skandalın bir açıklaması olmalıydı. Her iki belediyeyi de tekrar aradım.

Seçimleri kazandığı gün, sevinçten gözyaşları döktüğüm Fatma hanıma ulaşmıştım o süreçte.

Durumu anlattım.

Olan olmuş, bir şeyler yapmasını beklediğim için değil...

Maddi destek beklentisi için hiç değil!

Sadece içimi dökmek, sorumluyu tespit etmesi için aradım Fatma hanımı.

Bana;

“Biz sadece transfer yapıyoruz Uğur bey. Veteriner Müdürlüğümüz yeni kuruldu. Henüz teknik donanımımız yok” dediğinde, alınan bebeklerin kısırlaştırma için çok küçük olduğunu söyledim.

Bu toplama işlemi yapılırken ekibin inisiyatif yapıp almaması gerektiğini de ekledim.

Bağışıklık kazandırılmayan hayvanların transfer de olsa alınmasının doğru olmadığını tekrar ettim.

“Ben ne yapabilirim Uğur bey, diğer taraftan da vatandaş köpeklerden şikayetçi. Köpek saldırıları çok oluyor” diye son noktayı koymuştu Fatma hanım.

Zordur idare etmek bilirim.

Zordur her kafadan çıkan sese kulak vermek ve her sesin isteğini tam olarak yerine getirmek.

Ama idareci dediğin de zaten bunun için tercih edilmez mi?

Sonra Büyükşehir Belediyesi’ni aradım, başkanla birebir konuşmak için randevu talep ettim.

Özel kalem gayet ilgilendi, Rehabilitasyon Merkezi gibi telefonları açmamazlık da etmedi!

Ama Tahir Büyükakın için ne o randevuyu alabildim, ne de kalan üç çocuk için izole edilmiş bir yer tahsis edildi.

Çare olarak yeniden Rehabilitasyon Merkezi önerildi.

Yahu birader, bu çocuklar zaten oradan almadı mı bu virüsleri?

“Ölürlerse yaşam alanlarında mutlu ölsünler!” dedim.

***

Ekim ayı ortalarıydı...

Hale o sabah son suyunu içti, kevgire dönen derisine artık iğne yapmama kararı vermiştim. Çünkü şırıngayı deri altına zerk ederken, önceden açılan başka bir delikten ilaç geri çıkıyordu.

Hale var gücüyle ayağa kalktı, gitti gitti...

Bu onu son görüşüm oldu!

Çünkü yetişkin köpekler ölümü kokladıklarında, huzura ermek için teslim olacakları sakin bir toprak ararlar bedenlerine.

İki yıl boyunca gözüm gibi baktığım Hale, içimde acı bir yara olarak hep taze kalacak!

İçimdeki kızgınlığın tazeliği de hiç geçmeyecek.

Jale ve Hürmüz mü?

En büyük anne Hürmüz’ü el birliğiyle kısırlaştırdık.

Jale ise mucizenin tek ve son halkası oldu.

Gözde kardeşim ile o süreçte her gün özel protein takviyesi yaptık, 24 saat Gözde’niyor!

Şimdilik hareketlerinde koordinasyon kaybı var, yani hayatta.

Ömür boyu kas seğirmesi devam edecek.

Yaşam kalitesi düşecek, ölümcül risk hep var olsa da şu an yaşıyor ya kızım?

Şükür olsun Rabbime...

***

Her iki belediyeden sözlü ve yazılı taleplerim oldu bu zaman içinde:

(Tüm yazışmaları isteyenlere gönderebilirim)

* Ayazma Mahallesi Kurtuluş Bulvarı’nda yol kenarında yaşayan canlar var. Büyükler yoldan geçmekte usta ama onlarca bebek araç altında kalarak feci şekilde can verdi. Araçlar o noktada çok hızlanıyor. Hızlarının kesilmesi için uygun noktaya kasis istedim. Büyükşehir Belediyesi’ne rica ettim. Top Karayolları Müdürlüğü’ne atıldı, yapılmadı!

* Benim de gücüm bir yere kadar. Geçen gün bu katliamın tedavisi için yaptığım harcama tutarını hesapladım. Beş rakamlı ilk sayıya resmen kafa tutmuşum. Sadece tek kullanımlık şırıngalara 400 lira harcadım. Katledilen bebekler için de şırınga istedim yine Büyükşehir Belediyesi’nden, veremezlermiş!

* Yakın zamanda Cumhurbaşkanımız İnterteks Fuarı’na kongre için gelmeden önceydi. Uzun zamandır arka otoparkta tel örgüler dibinde sokak canları için yaptığımız derme çatma ahşap kulübeler vardı. Zarife, Arife, Hachiko ve anneleri yağmur yağınca da sığınırdı. Ertesi gün hepsinin toplandığını sadece belediyeye ait olanların yerine konduğunu söyledim. “Biz almadık, haberimiz yok” dediler. “Madem öyle yenisini koyabilir misiniz” dedim ama sadece ben duydum! Şu anda az önce saydığım küpeli ve kısırlaştırdığımız 5 canın bir çatısı bile yok, üşüyorlar!

* Her ay hiçbir sponsor ve dernek desteği almadan, Deniz ile birlikte 300 kilo kuru, 40 kilo kaliteli yaş mama dağıtıyoruz sokak çocuklarına. Kedi, köpek, güvercin ve hatta kirpi...

Parazit, hastalanma, yaralanma giderleri de cabası. Ayazma Mahallesi 5’nci adada bulunan ve annelerinin terk ettiği 6 bebek için kulübe istedim İzmit Belediyesi’nden, olmazmış!

***

Önceki gün, yukarıda sözünü ettiğim 6 bebeğin bir toplu konutta ve balkon altı mücadelesinde, hem de tam yaşam alanlarının dibine çamaşır suyu döktü adamın biri. Sorsan güya hayvansever olduğunu iddia ediyor.

Aradım Hayvan Polisini, civan gibi iki delikanlı adam, gerekeni fazlasıyla yaptı sağolsunlar.

Aklıma gelmişken yazayım, sonra unutuyorum.

Cümleye “Ben hayvanseverim” deyip, cümle arasında “ama” ekleyen her kimse, hayvan düşmanının önde gidenidir.

Cehennemin dibine gidebilir!

***

(Sayın iki güzide belediyemizin yöneticileri)

Farkındayım, gelişigüzel yazılmış, karmakarışık ve uzun bir yazı oldu.

Ama yazının sonunda bazı tavsiyelerim olacak sabırla okuyun lütfen.

Emin olun, biz hayvanseverler kadar hayvanlardan korkanlara da faydası olacak bu tavsiyelerim.

Hayvan düşmanlarına da çok fazla sözüm yok.

İnşallah bir köpeğin rehberliğine, sizi enkazdan kurtarmasına ya da bir kedinin merhametine muhtaç kalmazsınız!

***

İdareci dediğin nabza göre şerbet yerine, net çözümler ürettiği müddetçe baş tacı olur.

Çözüm ise gayet basit:

* Rehabilitasyon Merkezi’nde izolasyon odaları kurulmalı. Gerekli kontamine tedbirleri alınarak buraya getirilen köpekler önce aşı programına sokulmalı. Bağışıklığı kazandırıldıktan sonra da kısırlaştırmaya alınmalı.

* Rehabilitasyon Merkezi’nde virüsle mücadele edilmeli. Hijyenik ortam, uzmanlar tarafından sürekli denetlenmeli.

* Bu şartlarda sokak hayvanlarının merkeze götürülmesi için gönüllü hayvanseverler ve derneklerden destek alınmalı.

* Mahallelerin sakinleri olan zararsız köpekler için anlaşmalı veteriner kliniklerinde kısırlaştırma yapılmalı. Bu köpeklerin transferi kesinlikle çok kolay olacaktır.

* Zararsız ve sakin hayvanları uyuşturucu iğne ile riske sokmak yerine, yine gönüllülerden destek istenmeli.

* Gruplar halinde gezen köpekler, bazı insanları haklı olarak korkutuyor. Gece evine köpeklerden korktuğu için gidemeyen binlerce insan var. İlk olarak bu popülasyonun önüne geçilmeli, ‘kesinlikle canların kılına zarar vermeden’ çözüm üretilmeli.

* Yakalanamayan hayvanlar uzman veterinerler tarafından uyuşturmadan sedasyona alınmalı. Ardından da takip edilmeli. (İçine belli dozda Sedapet konulmuş lezzetli mama görsem, ben bile yerim!)

* Artık şu uyuşturucu iğne kabusuna son verilmeli. (Eline silah alan bazıları kendini kovboy sanıyor, bir kovboy şapkaları eksik!)

* Maliyeti ne olursa olsun artık yakalama kafesi uygulamasına geçilmeli.

* Besleme için dağıtılan mamalar en ucuzundan değil, en besleyici olanından seçilmeli. Şu an dağıtılan mamaları hiçbir hayvan yemiyor, talaştan farkı yok. Böylece mamalar da telef oluyor.

* (Pandemi dönemi dışında) Sokak hayvanlarıyla çocukların kaynaşmasını, sosyal bağ kurmalarını sağlayacak özel besleme günleri yapılmalı.

* Yine örgün ve online eğitimlerde hayvan sevgisi aşılanmalı. Çocuklarımız bilinçli birer hayvansever olmalı.

* Hayvan üretiminin önüne geçmek adına kontroller sıkı tutulmalı, cezai yaptırımlar ağırlaştırılmalı.

* Petshop'larda kedi köpek satışı kesinlikle engellenmeli. Sahiplendirme ile ilgili özendirici çalışmalar yapılmalı. (Mesela sokaktan kedi ve köpek sahiplenen vatandaştan su bedelini indirimli alın. Ya da hiç almayın. Bakalım sokakta bu kadar çocuk olacak mı?)

* Mecliste bekleyen ve bekletilen ‘Hayvan Hakları Yasası’nın çıkarılması için artık hükümete baskı yapılmalı.

***

Bu yazıyı yazdığım dakikalarda Muhammed Feyzi Karabıyık, İnstagram’dan yazarak benimle telefonda görüşmek istediğini söyledi.

Tevafuk mudur bilemem, Muhammed bey Outlet Center’da ilgilendiğim 7 tane 2 aylık bebeğin bakımını bizzat üstlenmek istediğini söyledi bana.

Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Şube Müdürü Muhammed beyi bulmuşken de içimi döktüm.

“Büyükşehir belediyesi olarak sizi sonuna kadar eleştireceğim, kusura bakmayın Muhammed bey” dedim...

“Yapıcı olduğu sürece bu bize güç verecek Uğur bey” dedi...

O saatlerde İzmit Belediyesi Veteriner Müdürü, çok sevdiği makamında değildi!

***

Aradan 4 ay geçti.

Bir sabah Kohayder gönüllüsü Ayşe hanım aradı telefonla. İzmit Yahya Kaptan’da uyuşturucu iğne ile öldürülen canlardan söz etti.

Bir haftadır İzmit’te gündem değişmedi.

Gecenin bir vakti, veteriner hekim gözetiminde olmayan hayvan toplama eylemi cinayet değil de nedir?

O uyuşturucu iğneyi doz ayarını bilmeden, yıllardır köşesinde son günlerini yaşayan yaşlı bir köpeğe atarak katletmek nedir?

İhmalkarlık demeyin, sakın!

Durum yargı sürecinde olduğu için çok konuşmak istemiyorum.

Ne yazarsak yazalım bence doğru değil.

Ama bu katliamın baş aktörü ya da sorumluları yargı tarafından belirlenirse ve görev başına yeniden getirilirse eğer, kalemimin ucunu daha da keskinleştirmek zorunda kalacağım ‘haberim’ olsun!

Son olarak daha düne kadar, “Toplayın artık bu köpekleri” şeklinde yazılar yazan ve bugün “Ahh vah, zavallı köpekler katledildi” diyen arkadaşlar,

Kaleminizden akan mürekkep leş kokuyor haberiniz olsun!

***
Başta Hale’m ve katledilen tüm çocuklarımın, insanoğlunu kıskandıracak sadakatinin yüreğinden öpüyorum.

Bir gün onlarla buluşmak üzere...

Uğur Bayram

Yorumlar (0)
-5°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 18 33
5. Hatayspor 18 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Malatyaspor 18 24
11. Sivasspor 18 23
12. Başakşehir 18 23
13. Konyaspor 18 22
14. Göztepe 18 22
15. Kasımpaşa 18 22
16. Rizespor 18 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 18 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 18 37
2. Man City 17 35
3. Leicester City 18 35
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 19 Ocak 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı