İçten içe çok küfür yedim biliyorum.

Bol miktarda da homurtu duydu kulaklarım…

Sabırsızdı kalabalık.. Öyle böyle bir kalabalık da değildi hani…

Belsa’nın girişine yerleştirilmiş sahneye, usta bir ‘tırmanışçı’ edasında çıkıp kamerayı çalıştırdığım anda; artık bir türlü durduramayacağım ‘canlı aktarım’a başlamış olduğumu biliyordum.

Cumhuriyet tarihi boyunca ikinci kez gerçekleşen ‘kadın’ başkanın töreninde;

‘Tarihe tanıklık etmek’ deyin, mesleki heyecan, ‘belgelemek’ aşkı deyin; son an’a dek o sahneden inemedim.

* * *

Muazzam bir kalabalıktı.

“Ellerde TÜRK Bayrakları, genci yaşlısı…” diye başlayan cümleleri hatırlayın ve o gün de aynen öyle bir bayram havası olduğundan emin olun işte…

Yaklaşık 2 saate yakın da durmadan çektim.

Coşkuyu çektim.

Nefes almayı unutmuş, kazanmayı unutmuş toplumun bir yarısının mutluluğunu kaydettim.

“Biz seni çok sevdik Fatma” diyen yaşlı teyzeyi görüntüledim.

* * *

Adliyeden mazbatayı nihayet alıp, belediye binasına dek o müthiş kalabalıkla gelen Fatma Kaplan Hürriyet, devir-teslim için binaya geçmişti.

Ona bir an önce kavuşmayı, konuşmasını bekleyen binlerce insan bu yüzden sabırsızdı ama en ufak taşkınlık olmadı.

Dev ekrandan içeride olup bitenlerin görüntüsü aktarılırken sahnenin önünde ‘dellenen’ kalabalıktan yedim işte homurtuları; çünkü canlı aktarıma devam ediyor ve dev ekranı görmelerini engelliyormuşum o cephedekilerin…

* * *

Nevzat Doğan Belsa’nın kapısından son kez çıkarken de görüntülemeyi başardım. Sahneden inip kapıya geçmiştim.

Kalabalığı ‘imana kuvvet’ bir dirençle yara yara canlı kayıta devam ederek sahnenin ön tarafına ulaşmayı başardım.

Nihayet beklenen an geldi. Diğer yetkililerin kısa kısa mesajlarından sonra Fatma Kaplan Hürriyet nihayet mikrofonu eline aldı.

İlk hareketi de mazbatayı ‘yetki belgesi’ni kalabalığa doğru kaldırmak oldu.

Yüzündeki o kocaman gülümsemesi ile ortalık alkış kıyamet yıkıldı.

Konuşması her zamanki gibiydi. Ama kendisinin de söylediği gibi biraz ‘heyecan’ katkılı olduğu açıktı.

İkinci muhteşem hareket; mikrofonu rahat kullanabilsin diye Cengiz Sarıbay’ın mazbatayı almaya hamle etmesine verdiği esprili tepkiydi. ‘Vermem, o benim’ mimiği kalabalığı kırdı geçirdi.

3. hoşluk ‘güvercin’ uçurmak oldu. Düşünüp getirenin beynine sağlık.

Fatma Hanım, yüzünde çocuk sevinci heyecanı ile bembeyaz güvercini yukarıya atarken, sahne spotlarına çarpan güvercin sahne üstündekileri de ‘pisleyip’ uçtu…

O an bütün güvercinler toptan kalabalığın üstüne ‘pisleseydi’ dahi o kalabalıktan sadece sevinç, mutluluk, kahkaha nidaları yükselirdi eminim.

* * *

Şimdi artık Fatma Kaplan Hürriyet için; kendisine duyulan sevginin, güvenin karşılığını; çıtası çok yükselmiş olan beklentilerin karşılığını vermeye başlama zamanı...

İşi kolay mı? Hiç değil. 

Siyasi iktidarın söylemleri de bu düşüncemi perçinliyor.

Uzun süredir bekletilen halkın bir yarısının beklentileri de o oranda çok fazla.

Ama bir şey diyeyim mi?

İnançlı ve çalışkan insanların durdurulamayacağının tarihini yazmış 'Fatmalar' çıkardı bu millet...

İzmit de Ona öyle inanıyor...

Gerisi laf-ı güzaf.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.