banner307

banner308

banner306

banner309

16.05.2020, 14:09

KALBİM YEDİ TEPELİ ŞEHİRDE KALDI…

En son klasik müzik kokulu şehirden ayrılarak Prag yollarına düşecektik ama bilseniz başımı işten kaldıramadım ve çok ara verdim, bu sebeple affınıza sığınarak başlamak istiyorum.

Son yazımda bugünlerin biteceğini ve yeniden özgürce gezebileceğimizi yazmıştım ve 2 yıl önce gittiğim Viyana-Prag Turundan Viyana’da hafızamda kalanları paylaşmıştım. Sıra geldi daha da özel bir şehire. 

Avrupa’da Venedik’ten sonra en romantik bulduğum şehirdir PRAG. Viyana’dan erken saatlerde bindiğimiz trende 4 saatlik yolculuğumuz tam bir eziyetti. Önümüzde ve solumuzda oturan Uzakdoğulu aileler, hiçbir harfini anlamadığımız cümlelerini en yüksek ses tonlarıyla etrafa saçarken bir de 4 saat boyunca abur cubur yemesinler mi? Ben sadece biz Türklere özgü sanırdım uzun yolculuklarda sarma, börek gibi atıştırmalıkları yanımızda götürmeyi, unutulmayacak bir tecrübeyle öğrenmiş oldum.

Trenden indiğimizde bizi çok özel bir insan karşıladı, sevgili rehberimiz Okan ile trenden indiğimizde bir rehber olarak tanıştık ama ayrılırken sanki kuzenimize ziyarete gelmişiz de bayramda tekrar görüşecekmişiz gibi ayrıldık ( ki sağolsun Türkiye’ye geldiğinde ziyaretimize gelme inceliğini de gösterdi ).

E vakit dar, beynimiz yorgun olsa da Prag sokaklarında dinlenme zamanı. Geleneği bozmayayım, yol yorgunu olunca insan bi yemek yemek istiyor. Kısa bir yürüyüşün ardından öğle yemeği için Klasterni Restauranta vardık. O yorgunluğa çorba nasıl iyi geliyor anlatamam. Ekmek kase içerisinde servis edilen geleneksel gulaş çorbası ve ardından da hemen her mekanda bulabileceğiniz et gulaş yemeği mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden. Prag’da yemeklerin yanında ekmek yerine genellikle hamur işi servis ediliyor tam benlik yani. Bir de önemli bir bilgi, Çek Cumhuriyeti ya da yeni adıyla Çekya’da, Euro değil Çek Korunası kullanılıyor ve böylelikle matematiğe olan ihtiyacınız artıyor.

Prag da İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulmuş, belki de bu benzerlikten dolayıdır bu şehre hayran kalmam. İlk olarak Strahov Manastırına çıkarak sana önce tepeden bir bakalım Prag dedik. Şehri yürüyerek çok rahat gezebiliyorsunuz ve gezdikçe daha da bir hayran kalıyorsunuz. Şehrin ortasından Vltava Nehri geçiyor ve şehri eski ve yeni kent olmak üzere ikiye bölüyor. Yeni dedim ama sakın yeni binalar ve gökdelenler gelmesin gözünüzün önüne. Yeni kent de 17 ve 18. Yüzyıllara götürüyor sizi.

Çekya denilince ilk akla gelen isim şüphesiz ki Franz KAFKA. Kafka’ya göre Prag ‘gitmene izin vermeyen, sert pençelere sahip küçük ve sevgili bir anne’.

Biz haziranda gitmenin şansı ve dünyanın en güzel meydanlarından birinde bulunan Astronomik Saatin tadilatta olmasının şanssızlığı arasında kaldık maalesef. Astronomik Saat’in çan sesini dinlerken bu kadar eski bir mekanizmanın hala nasıl çalışabildiğine hayret ettik. 1410 yılında inşa edilen saat, dünyanın en eski üçüncü saati ve çalışır durumda olan en eski saati olma özelliğini taşıyor. Saat Ustası Hanus Usta’nın saatinin eşi yok çünkü ikincisini yapamasın diye gözlerini kör etmişler. Eski kent meydanında olan saatin asıl adı ise ORLOJ.

Prag’ın simgelerinden biri Charles Köprüsünden bahsedeyim. Tam aşk şehrine yakışan köprü, zaten aşıkların buluşma noktasıymış. Düğün fotoğrafları için de hayli güzel bir fon oluşturmuştu biz geçerken. 515 metre uzunluğundaki bu köprü, üzerinde birbirinden güzel heykelleri barındırmakta. köprünün yapımı 50 yılda tamamlanmış. Şehrin simgelerinden olan kuğuları köprünün üzerinden de seyredebiliyorsunuz. Ressamlardan sokak müzisyenlerine hayli renkli ve coşkulu karakterleri de görmek bir kere daha köprüyü geçme isteği uyandırdı bizde ama o gün değil kim bilir belki bu yaz.

Her sokağın ayrı bir hikayesi var bu şehirde. Allahtan spor ayakkabılarımı giymek gibi doğru bir karar vermişim. Kuklacılarla dolu pasajlar, sanat eserlerinden esinlenilerek yapılmış eşyalar satan mağazalar sizi içeri girmeniz için davet ediyor. Geçirdiği istilalara rağmen bozulmamış orta çağ mimarisini seyre dalarak ve arnavut kaldırımlı yollardan geçerek, sağlı sollu dizilmiş olan hediyelik eşya dükkanlarından eli boş çıkmadım tabii ki ( cüzdandaki son krona kadar harcamak gerek ).

Avrupa’da bir çok şehirde olduğu gibi burada da sokak müzisyenleri çoğunlukta ama ben ilk defa bir meydanda halk konseri yerine bale gösterisi gördüm ve izledim.

Avrupa başkentleri arasında 14 ve 18. yüzyıla ait binaların en iyi korunduğu başkent olan Prag’da, merkezin büyük çoğunluğu Dünya Mirası olarak koruma altında. Kentin sembolü olmuş kuleler, görkemli katedraller, zarif saraylar, şehrin her yanını bezeyen heykeller, büyük meydanlar, nehir üzerine sıralanmış etkileyici köprülere ve özellikle Antik Prag Kalesine bakınca zaman tüneline binip de Rönesans Dönemine mi döndüm sol köşeden bi Mozart çıkar mı deyip kendimi cimcikledim.

Çekler biralarıyla da dünya çapında ünlüler. 1300 yılından beri bira üretiyorlar. Aklınıza gelmiştir mutlaka, bira müzeleri ve hatta bira spaları bile mevcut…

Ahhhhh bir de Türkiye’de bi ara Kuzey-Güney dizisiyle ünlenen, makara olarak bildiğimiz ve asıl adı Trdelnik olan tatlı var ki nerden düştü şimdi aklıma, bulamam da yapamam da, mecbur yine gidip yiyeceğiz.

Aklımda kalan son iki detayı da size yazayım. Öncelikle sokakta dilenen insan sayısı fazlaydı ve çok enteresan hepsi eğilmiş yüzlerini saklamışlardı, dikkatimizden kaçmayıp sorunca aldığımız cevap da bizi çok etkiledi. ‘Senden para istediğim için o kadar utanıyorum ki, bu sebeple yüzüne bakamıyorum’ düşüncesiyle yüzlerini saklıyorlarmış.

Ve meşhur ortaçağ gecelerine de gitmeden dönmedik tabi ki. Yüksek tavanlı, sanki bir mağaraymış da sonradan restaurant yapmışlar gibi gözüken, ortaçağ dekorasyonlu ve garsonlarının da hayli enteresan olduğu bir mekanda, silahşörlerin düellosundan tutunda, hokkabazların yılan şovlarına kadar ilginç gösterileri ve özellikle de müziklerini asla unutamam. 

Prag için bir gün yetmese de biz ikinci gün Karlovy Vary’e doğru yola çıktık. Arpa tarlaları arasından geçerek Büyük Karl’ın kurduğu kartpostal gibi bir şehre vardık. Havadaki ince yağmur ve bol ağaçlar eşliğinde loş bir ışıkta yürüdük. Bir kaplıca kenti burası, Orta Avrupa’nın ünlü imparatoru Karl kurduğu için onun adını almış. Etrafındaki manzarayla uyumlu binalara bakıp insanlar nerelerde yaşıyor yahu demedik değil. 


Sıcak su kaynakları sayesinde birçok ünlü isme de ev sahipliği yapmış, bu isimlerden biri de Mustafa Kemal. Kaldığı otelde de bir plakette şöyle yazıyor: “ Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1918 tarihinde bu otelde kalmıştır”.

Kentin ortasından geçen nehrin üzerinde süslü güzel köprüler var. Çan kuleleri, sevimli dağ evlerine bakarak inişli yokuşlu sokaklarında yürümesi çok zevkli. Sakinliği, yeşilliği, güzelliği bizi o kadar dinlendirdi ki. Bu arada şehrin ortasında bulunan çeşmeden kaplıca suyu da doldurduk ama tadına bakmak yetti benim için. Karlovy’de mağazalar biraz pahalı geldiğinden alınacak en güzel hediye bizim kağıt helva dediğimiz spa wafers. Şehrin içinde bir çok noktada bulabilirsiniz hem de yapılışını izleyerek sıcak sıcak yiyebilirsiniz (giderseniz bana da getirin ). 

Hani derler ya anlatılmaz yaşanır diye tam da böyle bir geziydi, tadı damağımda, kalbimde yedi tepeli şehirde kaldı. Ama sanırım şanslıyım en biricik ablalarımdan Meltem’in oğlu Aras artık Prag’da okuyacak e mecbur gideceğim ziyaretine tek başına bırakmak olmaz oralarda J.

Fotoğraflarımı her ne kadar kaybetsem de bana güzel fotoğraflar atan Kral Travel ve Okan’ a da ayrıca teşekkürler.

Vatan hasretiyle Prag Slavya Kahvesinde şiirlerini yazdığı Nazım’ı unutmadım tabi. Son sözü ona bırakmak istiyorum. Yazdığı bir şiirin son bölümü:

Pırağ şehri yaldızlı bir dumandır

Vıltava suyunun köpüklerine

Martı kuşlarıyla gelir istanbul…

Lejyonerler köprüsüne gidelim Tavfer

Martı kuşlarına ekmek verelim.

Nazım Hikmet (26 nisan 1958)

Hoş kalın, Hoşçakalın…


 

Yorumlar (6)
LEYLA 13 ay önce
Nekadar sıcak bir anlatim. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum umran hanım. Sabırsızlıkla bekliyorum bir diğerini. Kelimelerle dans ediyorsunuz adeta. Bu eşsiz.
Selim 13 ay önce
Beni yine oralara götürdünüz Ümran Hanım. VPrag benim de en çom sevdiğim şehirdir Avrupa’da
Meltem 13 ay önce
Şüphesiz gidicez...Hem martı kuşlarına ekmek vericez, hem hasret gidericez...Ben mimariyi seyre dalıcam sen alışveriş yaparken...Saatlerce yürüycez arnavut kaldırımlı sokaklarda...Hem gezicez, hem iç çekicez...
Sevdalinka 13 ay önce
Ben de geçen yıl gitmiştim Prag’a. Hoş bir hatırlatma oldu yazınız. Tekrar gitmem gerektiğini düşündüm hatta :) elinize kaleminize sağlık
Tubalinka 13 ay önce
Bayıldımm..Zaten o muhteşem şehrin güzelliklerini duymuştum.Senin kaleminle daha da keyifli ve güzel geldi.Hele ki bu sıkıntılı günlerde içimi ferahlattı.Harika yazın için teşekkürler
Muzafferlinka 13 ay önce
Harika bir yazı olmuş, çok beğendim :)
banner305
12°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 34 41
14. Burnley 35 39
15. Newcastle 35 39
16. Brighton 35 37
17. Southampton 34 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Real Madrid 35 75
3. Barcelona 35 75
4. Sevilla 35 71
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 35 47
9. Athletic Bilbao 35 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Valencia 35 39
14. Levante 35 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 35 34
17. Real Valladolid 35 31
18. Huesca 35 30
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
Günün Karikatürü Tümü
Namaz Vakti 13 Mayıs 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı