Ömrümüz…

Sevinçten hüzne, hüzünden yalnızlığa evrilirken, kaybedilmesi en kolay ama korunması en zor şey olan mutluluğa nasıl sahip çıkabiliriz?

***

Rus yazar Anton Çehov der ki “İçinde yaşadığınız evrenle, içinizde yaşattığınız evren arasında kurabildiğiniz bağ kadar mutlusunuzdur.”

Kurabiliyor muyuz?

Yirmi birinci yüzyılda hele de alım gücünün çok düştüğü, çirkin bir dilin hâkim olduğu ve insanların sürekli kutuplaştırıldığı bir ortamda, değil bağ kurmak hayal bile kurulamıyor.

Böyle duyarsız, umarsız ve vicdansız uygulamaların yaşandığı yerlerde Peyami Safa’nın bir sözü geliyor aklıma Bugün mutlu ol; çünkü kimse senin üzgün olmanı umursamıyor.”

***

Her şeye rağmen…

Mutlu olmak için hep bir nedenimiz olmalı çünkü yaşamak için bir nedeni olan kişi, her zaman her türlü zorluğa dayanabilir. Dayandıkça direnci artar.

Direnmek umut ve mutluluk verir!

Ama bizim asıl düşmanımız korkularımız.

Korktukça her şeyi çok fazla ciddiye alıyoruz ve ciddiye aldığımız her şeyi ve herkesi gereğinden daha fazla büyütüyoruz.

O kadar korkuyoruz ki…

Kaybedecek bir şeyimiz kalmasa dahi mutsuzluğumuzu bile kaybetmekten korkuyoruz.

***

Kimilerinin ise mutlu olmak gibi bir derdi yok.

Onlar mutlu olmaktan çok, içinde sevincin, üzüntünün, öfkenin, aşkın, hayal kırıklığının ve hatta nefretin olduğu bir hayatta kendilerini bulmak istiyorlar.

Tüm duygular akıldan çıktığına göre hiçbir duygunun birbirine üstünlüğü yok.

Hepsi aynı ağacın meyvesi. Her duygunun bir gerekçesi ve bir varoluş amacı var.

Belki de sorun, hissettiğimiz duygunun hiç bitmemesini istememizde yatıyor.

Halbuki her duyguyu varoluş anında hissederek yaşamak ve her duygunun gelip geçici olduğunu bilmek en doğrusu.

***

“En zor şey, karanlık bir odada kara kediyi bulmaktır, özellikle de odada kedi yoksa” der Konfüçyus.

Günümüzde mutluluk, karanlıktaki bir kara kedi.

Aslında her şey kendi içimizde bitiyor…

Çünkü mutluluğun en önemli organı vicdan.

Eğer vicdanınız rahat değilse ne yaşarsanız yaşayın asla mutlu olamazsınız.

Ama vicdanınız rahatsa ve başkalarının mutsuzluğunu görmek isteyenleri ciddiye almazsanız her şey çok daha rahat olur.

***

Sürekli bir şeylerin eksikliğini tamamlama derdindeyiz.

Belki de mutluluk fazlalıkları atmakla gelecek.

Sabahattin Ali diyor ya…

“Satın alınamayan şeyleri sevin.”

***

Belki de yanlış yerde arıyoruz.

Belki de asıl mutluluk satın alınamayan şeylerde!