İş insanı Osman Kavala’nın tutuklu bulunduğu 17 sanıklı Gezi ana davası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar verildi.

İş insanı Osman Kavala’nın tutuklu bulunduğu 17 sanıklı Gezi ana davası İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. 2019 yılından beri devam eden davada karar çıktı.

Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet

Yaklaşık bir saat aranın ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanık Osman Kavala için TCK'nin 312/1. maddesi uyarınca "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kavala'nın yargılama sürecindeki davranışları ve eylemi işleme biçimleri dikkate alınarak takdiri indirim uygulanmadı. Heyet, Osman Kavala'nın bu suçtan tutuklanmasına karar verdi.

Osman Kavala hakkında "Siyasal ve askeri casusluk suçundan ise kesin ve yeterli delil bulunmadığından" beraatine karar verildi. Kavala hakkında TCK'nin 312. maddesi uyarınca hükmen tutuklamaya karar verildiğinden casusluk suçundan tahliyesine karar verildi.

7 sanığa 18 yıl hapis

Sanıklar Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya teşebbüs" suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ancak bu suçların asli faili konumunda bulunan diğer sanığa suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunmaları nedeniyle icrasını kolaylaştırdıkları anlaşıldığı gerekçesiyle 18'er hapis cezasına indirdi.

Bu sanıklar için de takdiri indirim uygulanmadı. Heyet, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasını geri bırakmadı ve erteleme kararı vermedi. Sanıklara verilen ceza miktarı ve suçun niteliği dikkate alınarak tutuklanmalarına karar verildi. Aralarında Can Dündar'ın bulunduğu 9 firari sanık hakkındaki dosyanın ayrılmasına karar verildi. Kararın açıklanmasının ardından ortalık karıştı. Duruşma salonundakiler "Her yer Taksim, her yer direniş" diyerek mahkeme heyetini yuhaladı.

Mahkeme heyeti üyeleri kararı okumayı tamamlamadan salondan ayrıldı. Haklarında tutuklama kararı verilen 7 sanık için duruşma salonuna polisler geldi. sanıklar alkışlar ve sloganlarla polis eşliğinde adliye içindeki polis merkezine götürüldüler. Karakoldaki işlemlerinin ardından cezaevine götürülecekler.

Gezi kararı oy çokluğu ile alındı! Hakimden karar muhalefet şerhi

Öte yandan karar oy çokluğu ile alındı. Üye hakim, sanıkların üzerlerine atılı suçlardan cezalandırılmalarına yeterli delil bulunmadığından beraatlerine, tutuklu sanık Osman Kavala’nın tahliyesi ile diğer sanıkların tutuklanmaması yönünde görüşünde olduğunu belirterek karara şerh.

Dosyaları ayrılmıştı

'Olayların organizatörleri' oldukları öne sürülen sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Henry Jack Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dava dosyaları ise ayrılarak, yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edilmişti.

Can Atalay: Zulme boyun eğmeyeceğiz

Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına çaptırılan ve hakkında tutuklama kararı verilen isimlerden Can Atalay; "Bakırköy'e ihtimalen bizi Silivri'ye götürecekler. Şunu bilin, zulme boyun eğmeyeceğiz, zulme karşı direneceğiz. Hiç bir hukuka aykırı işi kabul etmeyeceğiz" dedi.

Mine Özerden: Hukukun gücünün galip gelmesini diliyorum

Sanık Mine Özerden ise son sözünde, “Yürütmenin yargı üzerindeki vesayetinin son bulmasını, hukukun gücünün galip gelmesini diliyor ve beraatımı istiyorum” dedi.

Sanık avukat Can Atalay da son sözünde, “Harama el uzatmadık, kul hakkı yemedik, devleti kendi çıkarlarımız için kullanmadık, devletin gücünü ele geçirip yandaşlarımızı zengin etmedik. Suç işlemedik. Avukatlık mimarlık şehir plancılığı yaptık. Bu yargılama faaliyeti değil eğer sorun Gezi direnişini sahiplenmekse sahipleniyoruz. Bu bir son değil bu daha başlangıç mücadeleye devam” ifadelerini kullandı.

Sanık Tayfun Kahraman ise, “Sözün bittiği yerdeyiz. Kent suçlarına verdiğimiz mücadele ve Gezi bitmedi, Gezi Parkı İstanbulluların hizmetinde. Demek ki biz başarıya ulaştık. Savunma hakkımızı ile kullanamadığımız bir süreçten geçtik. Asıl yargılanma nedenimiz siyasi iktidara muhalif olmaktır. Yasal olarak suç unsuru olmadığını ortaya koyduk. Sizden beklentimiz, talimatla yürüyen bu yargılama sürecini redetmeniz ve davayı kapatmanız” dedi.

Yiğit Ali Ekmekçi beraatını istediğini belirtti.

Osman Kavala’nın son sözleri şöyle:

AİHM’in tutukluluğumun hak ihlali olduğu ve siyasi faktörlerin rol oynadığını tespit eden kararından sonra aleyhime sunulan delillerin hiçbiri beni suçla ilişkilendirecek nitelikte olmadığını ayrıntılı biçimde açıklamasından sonra aynı delil olmayan delillerle hakkımda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmesi hukuki bir olay değildir. Bu aynen ikinci iddianamede uygulanan suçlar gibi yargı kullanılarak yapılan suikast eylemidir.

İnanç Ekmekçi‘nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan müvekkili hakkında yakalama müzekkeresinin geri alınmasını, suçun işlenmediğinin sabit olması gerekçesiyle tüm sanıklar yönünden beraat kararının uygun olduğunu düşündüğünü söyledi.

Can Dündar’ın avukatı Abbas Yalçın ise “İyi ki işini hakkıyla yapmaya çalışan onurlu insanlar vardır, mahkemeden talebim yoktur” dedi.

Alabora ve Öğün’ün avukatı, yakalama kararının kalkması ve beraat talebinde bulundu.

Sanık Hakan Altınay beraatını istediğini belirtti.

Sanık Mücella Yapıcı ise son sözü olmadığını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

Gözden kaçırmayın

İYİ Parti İzmit'ten 'BAYRAK krizi' açıklaması! İYİ Parti İzmit'ten 'BAYRAK krizi' açıklaması!

Son sözüm olduğunu düşünmüyorum. Ben 50 yıllık meslek insanıyım olabildiğince aydın olmaya çalıştım, hiçbir zaman şiddetten yana olmadım. Toplum yararına mesleğimi onurla yürüttüm. Bugüne kadar tek bir çoluğuma çocuğuma ve etrafıma haram lokma yedirmedim. Hırsızlık uğursuzluk yapmadım. Mesleğimi sadece mesleğimin ilkeleri doğrultusunda kullandım ve bu yaşamdan onur duruyorum. Aynı durumu benim yaşıma gelince sizin de yaşamanızı diliyorum hüküm sizindir.

Sanık Çiğdem Mater de beraatını talep etti. Mater, “2018 Kasım’dan beri karşı karşı karşıya olduğumuz dava, yurttaş olarak Gezi Parkı protestolarına dair devletten beklentim protestolar sırasında öldürülen gençlerin katillerin peşine düşülmesiydi. Onu yerine tuhaf yargılama süreciyle meşgul oluyorsunuz, oluyoruz. Belki vereceğiniz kararla hukukun varlığına dair fikir verebilirsiniz. Hakkımdaki iddiaları reddediyor ve beraatımı talep ediyorum” dedi.