İnsan ne için kavga eder?

Yanlış anlama? Yalan? Hakaret? İhanet? Kıskançlık?

Aslında bireysel kavga nedenlerinin çoğu oturup konuşmakla ve tartışmakla çözüme ulaşabilecek konulardır.

Çözemediğin zaman ayrılırsın, boşanırsın, istifa edersin, arkadaşlığını kesersin.

Ama iki şey vardır ki konuşarak çözemezsin…

Çünkü ikisi de bireysel değil toplumsal konudur.

Biri ekmek diğeri özgürlük!

***

Kavgadan kastım yumruk yumruğa ya da sokaklara çıkıp kırıp dökmek değil. Asla!

Kavgadan kastım mücadele…

Ama öyle dost sohbetlerinde ya da kahve köşelerinde boş konuşarak değil.

Tüm benliğinle…

Tüm iraden, inancın ve tutkunla…

Hem de bedel ödemeyi göze alarak…

Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken…

İşte bahsettiğim kavga bu!

***

Yıllar önce sıkça dinlediğim bir şarkı vardı.

Sözlerini Vedat Türkali’nin yazdığı, bestesini Onur Akın’ın yapıp Edip Akbayram’ın can verdiği bir şarkı.

“Bekle bizi İstanbul”

***

Şarkı…

Kavgamızın şehri denilen İstanbul’un talandan kurtarılmasını anlatır.

O şarkıda geçen bazı sözler -nedense- son günlerde dilime çok takılır oldu.

Haramilerin saltanatını yıkacağız,

Bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi,

Boşuna çekilmedi bunca acılar,

Sen bize layıksın, biz de sana,

Bekle bizi İstanbul…

***

Aynı toplumsal amaç için mücadele eden insanların birbirleriyle çekişmesi kadar aptalca bir şey yoktur.

Bireysel kavgayı tek başına yaparsın.

Toplumsal kavga ise birlik olmayı gerektirir.

Kavgaya girmek için herkesin farklı nedeni olabilir.

Ama aynı kavgaya girmek için senden daha iyi nedeni olan biriyle asla tartışmazsın. Sadece destek olursun.

***

Bazen kazanmak için kavga etmezsin.

Bazen birinin itiraz etmesi gerektiği için kavga edersin.

Bazen karşındaki senden çok daha güçlüdür.

Ama sen yine de direnirsin.

Eski Amerika Başkanı Eisenhower’ın bir konuşmasında söylediği gibi…

“Önemli olan kavganın içindeki köpeğin büyüklüğü değil, köpeğin içindeki kavganın büyüklüğüdür.”

Yani…

Mücadele arzun ne kadar büyükse o kadar güçlüsündür!

***

Dolayısıyla…

Birileri varlıklı olacak diye diğerleri yoksul olmak zorunda değil!

Birileri canının istediğini yapacak diye diğerleri baskı altında yaşamak zorunda değil!

Ekmek ve özgürlük her bedele değer!

Hele de ülkenin geleceği söz konusuysa…

Onun için;

Herkes önce kendi şehrine sevdalanacak…

Herkes önce kendi şehrinin kavgasını verecek…

Herkes önce kendi şehrini kurtaracak…

***

Ne diyordu Ahmet Telli...

Kavgadan uzak kalmışsan sevdadan da uzaksın demektir!