Gazeteciliği okulunda da öğrenseniz, alaylı da öğrenseniz er ya da geç üstünüzde; ‘karakter’inize göre şekillendirdiğiniz bir kıyafete dönüşür.

Karakterinizle beslediğiniz gazeteciliğiniz, üstünüzde ‘çuval’ gibi de durabilir, dünyanın en pahalı marka şık kombini gibi de.

Çuval giyinip dolaşanların takdiri halka aittir.

Şık kombini yakalamış insanlar gazetecilik mesleğine para kazanmak amacıyla yola çıkmamış ama objektif gazeteciliği ve emeği neticesinde üzerindeki ‘kıyafet’ o paha biçilmez şık kombine dönüştüğünde ‘kaşe’ olup zaten kazancı da o oranda artmış insanlardır.

Ama bir üçüncü şık daha vardır; yani önce kombini sağlayıp sonradan ‘şahsi’ ikbal uğruna (maddi güce doymayış, makam arayışı vb) saçmalamaya başlayanlar.

Onların üzerlerindeki o şık kombin zaman içerisinde astarından orasından burasından sökülmeye dikiş tutmamaya başlayacaktır. Bu kaçınılmazdır sadece süreç gerektirir. Hatta sürecin sonunda insana ‘çuval giymeye devam etseydim keşke’ bile dedirtir.

Bu kıyafet metaforu ile saydığım şıklar için ayrı ayrı örnek olabilecek isimler ve gazeteler mevcut. Basın dünyasına uzak dahi olsanız sizin bile verebileceğiniz örnek isimler olduğuna eminim.

Bugün konumuz olan ise sadece bu kentte yer alan bir internet haber sitesi.

“Konu kalmadı mı Duygu Mert?” demeyin.

Eğer bir haber sitesi; olması gereken misyonun dışında farklı hedeflere sahipse onu işaret edip ‘tehlike’yi gözünüze sokmak da benim görevim.

**

Yeni medya teknolojileri ve bunların gündeme getirdiği kullanıcı ve medya tüketim alışkanlıkları, enformasyonun çarpıtılarak yayılımı konusunda kaotik bir atmosfer doğurdu.

Bireylerin hem faili hem mağduru olduğu, enformatik cehaleti büyüten ve pekiştiren bu kaosa hükmedenler çok okutan, çok tıklanan ve çok yorumlanan gazeteler elde ediyorlar.

**

BİREYLER HEM FAİL HEM MAĞDUR

Günümüz Türkiye’sinde bu yol en kolay yoldur. Hele ki 300-500 kişilik network ağı içinde tepinip durarak, şahısların egosundan tutun da şahsi hatalarının deşifre edileceği korkusundan çıkın pek çok ‘duyguya’ dokunabilecek malzemesi olan bir yoldur bu.

Kısıtlı çevrelerin ‘ego’ ya da ‘hata’ları üzerinde tepinerek aynı çevreler ve onların network ağına ulaşmanın adı gazetecilik olamaz.

Gazeteciliğin ulaşması gereken bir hedef olmalıdır. Gazete sahibinin ya da az sayıda kesimin değil KAMUNUN faydasına olan enformasyon ve haberlerin olduğu mecraların adıdır: Gazete.

Dolayısıyla bahsettiğimiz tarzda yani kısıtlı çevreden, ‘kişiler’ üzerinden yapılan ‘haber’lerin hedefinde olan kişiler o mecrayı takip ederek ve yetinmeyip o tarz gazeteciliği geri besledikleri sürece işin hem faili hem mağduru olmaktan kurtulamayacaktır.

**

Kocaeli’de basın hakkında bana soru sorsanız ‘mikro Türkiye’ diye cevap veririm.

Yandaş basın ve muhalif basın. (Çokça muhalif basın yok maalesef. Hatta bir elin parmağını geçmeyecek kadar bile yok. Muhalif olduğunu söyleyen gazetelerin birisinin sahibi için de senelerce yukarıda yazdığım ‘maddi çıkar elde etme kaygısı güden’ tarzda gazetecilik yaptığını iddia ettiler, sonrasında da geçtiğimiz Şubat ayında susturamayacaklarını düşünüp öldürdüler. Bugün aile avukatı bir açıklama yapacak hatta ilk duruşma öncesi)

Bir de muhalif gözüküp kısmen iktidardan kısmen muhalefetten ‘beslenen’ bir internet haber sitesi var Kocaeli’de.

**

Onun hakkında da bolca iddialar. İddialar ama ispata muhtaç duyumdan öte gitmeyen iddialar.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi hakkında negatif haberler yapmayıp diğer tüm AKP’li belediyelere vurmayı sürdürebileceğine dair vize verilmiş bir gazete olduğu iddiası.

Bunun karşılığında ise bu gazetenin resmi fatura karşılığı her ay 25 bin TL Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden temin ettiği iddiası. Bu yasal faturalı olanı. Bir de el altından alındığı iddia edilen rakamlar olduğunu vurgulamama gerek yok.

**

MANİPÜLE GAZETECİLİK

Bu manipüle gazeteciliği besleyenler en başta yukarıda bahsini geçirdiğim kısıtlı çevre ve özellikle o kısıtlı çevrede yer alan siyasiler.

Normal, sıradan vatandaşı ilgilendirecek haberlerden ziyade bu tarz gazetelerde sadece birbirine ağız dalaşı yapan siyasi kimliklerin haberlerini okursunuz bolca.

Siyasette süre gelen ‘tahterevalli’ ne ise bu gazetelerin ve ona malzeme verenlerin de yaptığı iş aynıdır.

Boş pompa gündem. 

**

Kamu faydası çıkarabileceğiniz hiçbir şey göremezsiniz.

**

Dilerim yayın politikalarını düzeltirler.

Sonuçta o gazetede çalışan emekçi kardeşlerim var.

Sahibi de aslında bir zamanlar gerçekten saygı duyup sevdiğim bir insan. 

Sonuçta zamanında kaliteli bir yayın çizgisiyle bu kentte gönüllere taht kurmuşluğu var.

Bunlar inanın ki çok güçlü ve güzel kazanımlar. 

Ulaşmak istediği farklı kazanımlar nedir bilemem niyet okuyuculuğuna da gerek yok amma velakin halktan/milletten uzaklaşmak ve 300 kişiye kendi aralarında 'horoz dövüşü' yaptırıp yine o 300-500 kişinin networküne hitap etmek yerine;

gücünü gerçekten halktan almaya ve halka vermeye devam etmek kadar başını yastığa koyduğunda huzur veren başka bir şey yok.

YOK. Yeniden tamamen kamu faydası güderek sürdüreceği yayın politikası çizgisine dönmesi dileğimle. 

NOT 1: Sosyal Medya hesabım üzerinden yayınladığım son iki mesajım, bizi yukarıdaki gazete formatına dönüştürmek için özellikle son 15 gündür uğraşan kendini bilmez bazı kişilere verilmiş cevaplarımdı. Siyasi makam sahibi değil onların 'ayakçıları' olduğunu tahmin ettiğim bu bazı kendini bilmezlerin anlamadığı şey; tehdit ya da maddi tekliflerin bizi etkilemeyeceği gerçeğidir. Dün de, bugün de, yarın da.

NOT2: Bir sonraki yazım: CHP, HARUN YILDIZLI ve GAZETECİ DÖVMEK