2016 yılında "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attıkları için görevlerinden ihraç edilen akademisyenlerin başvurdukları Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu'ndan çıkmaya başlayan kararlar doğrultusunda çok sayıda akademisyen ret kararı aldı.

Göreve dönme talepleri kabul edilmeyen akademisyenler için KESK Kocaeli Şubeleri bugün İzmit’te bulunan Sabrı Yalım Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamaya Yapı Yol- Sen Kocaeli Şube Başkanı Ethem Kartal ,TÜM BEL-SEN Kocaeli Şube Başkanı Erdal Karakuş, Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Suphi Yıldırım, SES Şube Başkanı Murat Harata, Dersimliler Dernek Başkanı Ruhi Çelik, BES Şube Başkanı Yeliz Yılmaz Karstarlı yanı sıra sendika temsilcileri katıldı.

Açıklamayı okuyan Yapı Yol- Sen Kocaaeli Şube Başkanı Ethem Kartal, ‘’OHAL Komisyonu derhal lağvedilmeli, bütün ihraçlar koşulsuz görevlerine iade edilmelidir.

resize_kesk açıklama

HUKUKSUZ OLARAK İHRAÇ EDİLDİ

İktidar 15 Temmuz darbe girişimini Allah’ın bir lütfu olarak görüp emek alanında saldırıları bir fırsata dönüştürdüğünü belirterek, ‘’ İktidara geldiği 2002 yılından beri özelleştirmeler, sözleşmeli çalışmanın yaygınlaştırılması, güvencesiz çalıştırma, taşeronlaştırma gibi neoliberal politikalarla kamu hizmetlerini piyasaya açarak kamuyu şirket, kamu emekçilerini köle, vatandaşlarımızı müşteri olarak gören siyasal iktidar, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini Allah’ın bir lütfu olarak görüp emek alanında saldırıları bir fırsata dönüştürmüştür.  15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) yönetimi 2 yıl sürdü. OHAL döneminde yayınlanan 31 kanun hükmünde kararname (KHK) ile çoğunluğu kamu emekçileri olmak üzere, en az 130 bin kişi, nedenlerini bilmeden süresiz ve hukuksuz olarak ihraç edildi. İhraç edilenlerin %23’ünü kadın çalışanlar oluşturmaktadır. Sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte kapatılan kurumlarda çalışanlar da ihraçlarla aynı kaderi paylaşmak zorunda kalmıştır.

SİSTEMATİK SALDIRI BULUNMAKTADIR

İhraç edilen akademisyenlerinKarşı karşıya olduğumuzu Konfederasyonumuz KESK’e bağlı sendikalarımızın üyeleri asılsız ihbarlarla, önceden hazırlanmış listelerle, uydurulmuş suçlarla hukuksuz ihraç edilmiş, sendikal eylemlere katıldıkları için on binlerce kamu emekçisi cezalandırılmıştır. OHAL komisyonunda bekletilen başvurulardan hala 8500 dosyanın karara bağlanmadığı göz önüne alındığında, kalan dosyalar içerisinde KESK’lilerin oranının yüksekliği bilinçli bir geciktirme ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Dahası, OHAL süreci sadece kişilerin hukuksuz  ihraç edilmesi veya kurumların kapatılması ile sınırlı olmamıştır. Bu kapsamda darbe girişimi bahanesiyle tüm kamu emekçilerine yönelik baskı, yıldırma, açığa alma şeklinde açıkça hukuka ve ahlaka aykırı bir sistematik saldırı bulunmaktadır. Hiçbir şekilde darbeyle, darbe girişimiyle, şiddetle bağı hukuken ortaya konulmamış on binlerce kamu emekçisi tüm hukuk ilkeleri ihlal edilerek “siyasi tasarrufla” işinden edilmiştir.

BİR RAKAM DEĞİL, BİR İNSAN

Sosyal statülerini ve ekonomik özgürlüklerini kaybeden KHK mağduru kadınlar, kadın kimliğiyle var olabilmenin zaten zor olduğu ülkemizde, bir de KHK’lı olarak etiketlenmiş olmanın getirdiği ağır yükü taşımak durumunda kalmışlardır. Aileleri tarafından kendilerinden geleneksel kadınlık rollerine geri dönmeleri beklenmiş, dolayısıyla aile ve toplum baskısını daha yoğun hisseder hale gelmişlerdir. İş ararken ya da çalışırken ihraç edilmiş bir kadın olarak o işe mecbur oldukları, başka bir iş bulmalarının çok zor olduğu düşünülmüştür. Bu bakış açısı iş yaşamında kadınların daha fazla tacize, mobinge maruz kalmalarına neden olmuştur. Hukuksuz ihraç edilenlerin her birinin bir rakam değil, bir insan yaşamı olduğunu ve dolayısıyla karşılaştığı ihlal sadece bir alanda olsa dahi yaşamının diğer alanlarını da etkilediğini biliyoruz. İhraç edilenlerin; ruhsal durumları, aile ve sosyal ilişkileri, sağlık ve ekonomik durumları bozulmuştur. Tespit edilebilen intihar ve intihar girişimleri, boşanma vakaları, psikolojik tedaviye ihtiyaç talepleri günden güne artış göstermiştir.

YAPILAN BAŞVURULAR REDDEDİLMİŞTİR

İhraçların hukuki olarak başvurabilecekleri tek merci olan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Mayıs 2017’de kurulana kadar verilen ihraç kararlarına karşı itiraz edilebilecek tek bir yargı mercii gösterilmemiştir. AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare mahkemelerine OHAL komisyonu kurulmadan önce yapılan başvurular reddedilmiştir. OHAL komisyonu kurulduktan sonra, Komisyon’un red kararına itiraz olarak idare mahkemesine, oradan bir sonuç elde edilmez ise Danıştay’a başvurma hakkı verilmiştir. Komisyon’da bekleyen dosyaların sahipleri ise halen herhangi bir yargı yolunu kullanamamaktadır. Hukuken aklanan Barış Akademisyenlerinin işlerine, kürsülerine, öğrencilerine dönmeleri sağlanması gerekirken hala OHAL Hukuku işletilerek Üniversitelerden öğretim görevlileri sözleşmeleri yenilenmeyerek ihraç edilmeye devam etmektedir.  Bu durumun son örneği Kocaeli Üniversitesinden Aslı Kayhan için uygulanan hukuksuzluk örneği verilebilir. Tüm ihraç üyelerimiz ve Aslı Kayhan işine dönene kadar ter türlü hukuki ve meşru mücadelemiz devam edecektir.’’ ifadelerini kullandı.

"YİNE RET KARARI"

Komisyon, şimdiye kadar 70’den fazla ihraç akademisyenin göreve dönmek için yaptığı başvuruyu reddetti. Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, 'kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) üniversitelerden atılan bilim insanlarının 'Göreve iade' başvurularına ilişkin yine ret kararları aldı.