“Canımsın, der canımsın.”

Kime? Bilmez ki…

İnsanın en büyük becerisi de bu işte, yalan üretmek ve ürettiği yalanlara inanmak…

Yaşayabilmek için muhtaç olduğu direnci yalandan alıyor,

Belleğin sızısını ancak böyle dinlendirebiliyor…

Tarihi kendisiyle başlatıp kendisiyle bitiriyor

Korkuyor…

Korktukça sözün, dilin, bedenin, aklın, geçmişin, geleceğin tek sahibi sanısıyla mevcudiyetini hayatlarımızın ortasına atıyor.

Bir ter basıyor ki bedenini, cesaret nedir?

Uygarca hareket nedir

Erdem nedir

İşte o zaman ağlıyorsun

Diyorsun

Ben insanı sevdim

Toprağı sevdim, gökyüzünü sevdim, güneşin batışını sevdim

Bir ters hareketim yoktur şu güne kadar

Umuda, kadere ve sanata!...

Peki nedendir sevginin ayaklar altına alınması durumu

Küçük İskender’ in mısraları uçuşuyor gecede

“Boşuna beklemişsin. Gelmezdim.

Ayaklarımı kuş çaldı.

Boşuna sevdalanmışsın.

Sevemezdim Kalbim rulet çarkı

Boşuna dövünmüşsün, kabullenemezdim.

Mezarım çift kişilik değil sevgilim…”

Doğru çift kişilik olmadığını en çok bilebilir çünkü veda etti bize bir temmuz akşamı…

Bu yürek ağır geliyor olabilir, bana , sana ya da başkalarına. Hayat ta ağır gelebilir. Zaman da

Kaçmak kurtulmak istersin

Yeni bir ülke yok ama, kaçamazsınız.

Ya da yeni bir yürek de yok,

Eskisini atıp yerine yenisini koyamazsınız.

Yaşamak yalansız ve kendi olarak yaşamak. Ve yaşadığını yalansız anlatmak. Cesare Pavese’nin “Yaşama Uğraşı” Kitabında “Bir insan olabilmek bu apayrı bir olgu, şans, cesaret, istek gerektiren bir olgu. Özellikle dünyada başka hiç kimse yokmuş gibi yalnız kalabilme cesaretini gerektiren. Ve yapmak istediğini düşünmek yalnızca…” diyor.

Pavase’nin bu satırlarını okuduğumda gece yüzünü çoktan sabaha dönmüştü. Okumayı bırakıp yazmanın zamanı şimdi.

İnsan sevgisi dilimizden, dillerden düşmez. Zaman zaman en duygusal sözcükleri kullanarak sevgimizi açıklamaya, ifade etmeye çalışırız. Salt sevgi sözcüğünü dillendirmek yazmak, sevgiyi kanıtlar mı?. Hatta ifade eder mi?

Hayır sevginin kanıtı davranışlardır. Sevgi davranışlarda görüntülenir. Sevgi, saygıyı, özveriyi, paylaşmayı, adaletli olmayı, bencil davranmamayı en önemlisi de bence güvenmeyi içerir. Güvenmediğiniz insanlara nasıl saygı ve sevgi dyabilir, duymaya çalışabilirsiniz.

Bizler yaşamayı amaçlarken ve bir yaşam içinde hedeflere ulaşmaya çabalarken çok küçük yaşlardan itibaren edindiğimiz değerlerin bizi belirlediğini biliyoruz. Tanıştığımız ilk değerde “güven” bana kalırsa. Güvenmeyi ana karnında bize sunulan o sıcaklıkta öğreniyor, sonra hayatın ayrıntılarında alıştırma yapıyoruz.

Özel ilişkilerimiz de, dostluklarda hatta iş ilişkilerimizde, sosyal yaşantımızda…

Kendi özel yolculuklarımıza onunla çıkıyoruz.

Genelde kısa vadeli sözler verilir.

Kısa vadeli çözümler üretilir

Ya güven unsuru?

Bir kez sarsılmaya görsün

Sonra kırık dökük yürür her şey.

İşte bunun için verilmeden, söylenmeden önce sözlerin dibe çökmesini beklemek gerek…

Ağızdan çıkan söze sahip olmak güçtür.

Sorumluluklar gibi sözler de size aittir. Kapıyı açmak değil, eşiği geçmektir önemli olan.

Güvensizlik ilişkiye geçit vermeyen, yolu tıkanmış bir kaya gibidir.

Güven kötü kullanılmaya dahası bir yaşam biçimi olup, küçük ama inatçı ağrılar gibi bizde yer etmeye başlamışsa durum gerçekten vahim demektir.

Yine karamsarım galiba doluyum göz yaşlarım ve kalemimle

Öyle bir ağlayacağım ki

Dağıtacağım bulutlar

Uçuracağım göçmen kuşları

Öyle bir yazacağım ki

Yürek dolusu sevdamı

Arıtacağım yeryüzünden öfkeyi, intikamı…

Yüreğiniz korkusuzca çarptıkça.

Böylesine korkusuz yaşam enerjisini yüreğinizde taşıdıkça

Sevginin, doğruluğun egemenliğini ilan edeceğiz.

Kim demiş “sevgi karın doyurmaz””

Yıldızlar parlıyor

Öfke değil, intikam değil, gökyüzünde dalgalananlar

Kalemimiz yazdıkça ve buna inandıkça dalınır mı umutsuzluğa, korkakça

Düşünülür mü.

Hem de bu ortamda, bu devirde, aydınlanmaz mı kör karanlıklar.

Yılmadan yürüdükçe biz bu sevgi yolunda diyor, Neruda’nın dizeleriyle ayrılıyorum sizden

“Koşarak burada ağaç gemiler

Ateşin lacivert anılarıyla çevrili

Kireçleşen kalbime atılmaya gelen

Bir ırmağın suyudur adının harfleri…”

Düşçe kalın

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.