Gabriel Garcia Marquez…

Nobel ödüllü Kolombiyalı büyük yazar.

Kırmızı Pazartesi kitabında, işleneceğini kasabadaki herkesin bildiği ama engel olmak için hiç kimsenin bir şey yapmadığı bir cinayeti anlatır.

Hem de çocukken kendisinin de tanık olduğu gerçek bir cinayeti.

***

Bayardo San Roman çok zengin ve varlıklı bir kişidir. Düğün gecesi evlendiği kadının kız olmadığını öğrenir. Bunun üzerine, gelinin iki erkek kardeşine Angela’nın kız olmadığını ve eş olarak alamayacağını söyler. Erkek kardeşler kız kardeşlerine bunu kimin yaptığını öğrenmek için baskı yaparlar. Kız da bunu yapanın Santiago Nasar olduğunu söyler.

Bunun üzerine, erkek kardeşler Santiago’yu aradıklarını ve onu öldüreceklerini tüm kasabaya haber verirler. Kasabadaki herkes Santiago’nun öldürüleceğini bilir ancak bu plandan habersiz tek kişi Santiago’dur. Herkes, bizim haberimiz olduysa onun da haberi olmuştur diye bir şey söylemez. Sonunda, kardeşler Santiago’yu onun en sevdiği gün olan Pazartesi günü bıçaklayarak öldürürler.  

***

Santiago gerçekten suçlu muydu yoksa genç kızın baskıdan kurtulmak için söylediği bir isim miydi sadece?

Bilinmiyor. Yazara göre o masumdu.

Burada asıl olan şey, cinayeti kimin işlediği değil nasıl işlendiği.

Burada önemli olan şey, bir insanın ölümüne engel olmayan tüm kasaba halkı.

Burada asıl önemli olan şey, toplumun duyarsızlığı ve aslında ölenin tüm toplum olması.

Ya da tersinden okursak…

Cinayeti işleyen kadar bu cinayete tanık olan ve duyarsız kalan herkesin katil olması!

***

Bu hikâyeyi neden anlattım?

Toplumsal duyarsızlık mutlaka toplumsal çürümeye yol açar.

Ve bu çürümeden önünde sonunda herkes nasibini alır!

Bu durum hayatın içinde de böyledir, siyasetin içinde de…

Yürütülen ötekileştirici siyaset toplumsal çürümeyi pekiştirir.

Ötekileştirici siyaset sadece partiler arasında olmaz, parti içinde de olur.

Bu konu, haftalardır siyaset yazarak anlatmak istediklerimin bir parçası.

***

Aynı vücudun içindeki bir organ bir başka organı ötekileştirirse ne olur?

Mesela; beyin kalbi istemiyor, akciğer karaciğeri kendine rakip görüyor, sağ kol sol kolu çekiştiriyor.

Birkaç organ bir araya gelip aynı vücuttaki diğer organın çalışmasını baltalıyor.

Siyasi partilerin içerisinde…

Herkes Soraya’yı taşlamanın derdinde.

Herkes kusurları ile kusursuzun peşinde!

***

Diyorum ki…

Ya bağışıklık sistemini yok etmeye çalışan dış etmenlere karşı birlikte saf tutarsınız,

Ya da kendi organlarına saldıran bağışıklık hücreleri gibi kendi kendinizi yer durursunuz…

Bunu bir türlü anlamıyorsunuz!