banner143
banner149

Bu hafta sizle birlikte klasik İtalya gezisine başlayacağız.

İtalya sanata verdiği önem ile Rönesans'ın doğuşuna öncülük etmiş bir ülke. Bu açıdan sanatla ve tarihe önem verenler açısından önemli bir ülke.

İtalya'da zaman tünelinden geçip ortaçağ ile buluşuyorsunuz. Bu özelliğinden her yıl milyonlaca turisti kendine çekiyor.

Bu yazıda anlatacağım gezime, İtalya'nın en doğusundan Trieste'den başlıyorum.

Slovenya'dan kara yoluyla İtalya sınırını geçtikten sonra, deniz kenarındaki heybetli tepelerden geçerken, deniz ve Trieste şehri görülmeye başlıyor.

Uzun zamandan beri görmeyi hayal ettiğim, Rönesans'ın başladığı klasik İtalya.

Uygun fiyatlarla çok sayıda paket tur olan bir ülke İtalya. Ancak tur programında size sunulanı görebiliyorsunuz.

Kendi imkanlarımla gezmenin daha iyi olduğunu düşünürken, yavaş yavaş otobüsle Trisete'nin kenar mahallelerinden merkeze doğru ilerliyoruz.

İtalya nasıl bir ülke? Birazdan sis perdesi aralanacak ve haritasını gördüğün, kitaplardan bildiğim bir ülkenin havasını soluyacağım. Kuzey İtalya ve Güney İtalya adeta iki ayrı dünya, bu yazımda önce Kuzeyi anlatacağım

Kuzeyden güneye 1.150 km. boyunca uzanan bir coğrafyaya sahip olan İtalyanın nüfusu 65 milyon. Ortalama yaşam süresi 81 yıl ve yaşlı nüfus çoğunlukta. Doğum oranı, ölüm oranın altında fakat hiç problem değil. İtalya Akdeniz'de bulunduğu coğrafi konum itibariyle sürekli kaçak göçmen akınına uğruyor. Afrika ve Asya ülkelerinden çok sayıda mülteci kaçak yollarla İtalya'ya giriyor ve bu ülkeye adımını attığı andan itibaren mülteci statüsüne sahip oluyor, geri çevrilemiyor. Daha iyi bir yaşam için sürekli İtalya, AB'nin giriş kapısı olarak kullanılıyor.

Kaçak göçmenlerin de bir kısmının yolculuğu deniz yolunda facia ile noktalanıyor. Bu durum AB ülkeleri açısından ciddi bir problem ve başta Almanya olmak üzere İtalya'dan gelen göç dalgası tepki çekiyor. İtalya sokaklarında seyyar satıcılık yapan çok sayıda zenciye rastlıyorsunuz, adeta sokaklar istila edilmiş, özellikle güneyde zenci ve kaçak göçmen daha çok.

Turizm İtalya için en önemli sektörlerden birisidir. İtalya sahip olduğu eşsiz tarihi ve doğal miras sayesinde Dünya'nın en önemli Turizm merkezlerinden biri ve turizm sektörü İtalyanın ödemeler dengesi için hayati önemi büyük. Her yıl klasik İtalyayı görmek için milyonlarca turist geliyor. İtalya'nın Kuzeyi ile Güney'i arasında belirgin bir ayrılık var. Kuzeyliler kendilerini Kuzey Avrupa'nın medeni insanlarına daha çok benzetiyor ve Güney İtalya'nın mafya tarzı yapılanmalarından rahatsız. Kuzeyliler mafya tarzı bir insan profiliyle değil de, medeni bir Avrupalı olarak anılmak istiyorlar. İtalya'nın sanayi kuruluşları ağırlıklı olarak Kuzeyde. Güneye inildikçe turizm ön plana çıkıyor, insan profilde değişiyor ve . Akdeniz sıcak iklim kuşağı insanları ülkenin Kuzeyindekilerine benzemiyor.

TRİSETE

Biz yine İtalya gezisine başladığımız Trisete şehrine dönelim. İtalyanın çizme şeklindeki yarımadasında birçok devlet ve devletçikler kurulmuş. Son yüzyılda bu günkü sınırlarını alana kadar Tireste şehri bir çok el değiştirmiş. Şehir İtalyan nüfusun yanında, çok sayıda Sloveni'de barındırıyor. Deniz kenarında romantik görünümlü bir sahil şehri olmasındandır belki de, çok sayıda şair ve edebiyatçı yetiştirmiş.

Enzo Bettiza, Umberto Saba, Italo Svevo, Scipio Slataper, Claudio Magris bu şehirde yaşamış, James Joyce un heykelini kanal boyunca uzanan yollarda. Uzun bir sahil şeridi ve sokak aralarında kanallardan oluşuyor. Şehrin merkezinde, Avrupa ve İtalya ile ulaşımı sağlayan bir otogar ve tren garı mevcut. Müzelerine gelince, Trieste’de Revotella Şehir Müzesi, Deniz Şehir Müzesi, Risorgimento Şehir Müzesi, Şehir Tarih Müzeleri mevcut. Turizmde adı çok duyulmasa da, şehirde konaklayabilecek çok sayıda otel ve pansiyonlar var.

Trieste sahilleri

Şehrin görülmeye değer yerlerini anlatmak gerekirse, ilginç bir tramvay yolculuğu ile ulaşılabilecek Opicina Tepesi görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Tramvay yamaçta belli bir noktaya gelince, tepeye halatlar yardımıyla çekiliyor. Zorlu bir yolculuktan sonra ulaşılan tepeden, şehrin manzarası muhteşem. Liman ve tüm şehir görülebiliyor. Saray kalıntıları üzerine kurulmuş ve ikinci yüz yılda inşa edilmiş San Guisto Sarayı, görülmesi gereken diğer önemli bir yapı. Bahçesinde eski silahlar sergilenmiş. Trieste'nin kale surlarına buradan yürüyerek çıkılabiliyor ve buradan da manzara harika.

Denize bakan bir alanda kurulmuş, Piazza d’Unita (Birlik Meydanı) da şehrin önemli noktalarından. Avrupa'nın en büyük meydanı olduğu söyleniyor. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu binası ve kentin belediye binaları ve diğer önemli sarayları bu meydana komşu ve sık sık açık hava konserlerine sahne oluyor. Avusturya Arşidükü Maximilian eşi Charlotte Belçika için yaptırdığı, Miramare şatosu'da şehrin otantik yapılarından. Denize bakan göz anlamına gelen, Trieste körfezi manzaralı, Miramare şatosu şehirden 7 km uzakta.

Ben bu güne kadar Trieste'ye tur düzenlemiş acente görmedim. Çünkü hava limanlarına çok ters kalıyor. Fakat görülmesi gereken güzel bir şehir. Bunu ancak kendi imkanlarınızla yaparsanız yaparsınız. İtalya gezimizi önümüzdeki haftaya anlatmaya devam edeceğim. Geziler hakkında bana soru sormak isteyen arkadaşlar bana aşağıdaki facebook adresimden ulaşabilir. www.facebook.com/behlul.metin.41

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner135

banner141

banner139

banner147