Klasik İtalya şehirlerini gezmeye devam ediyoruz. Bu hafta 2 şehir anlatacağım, tur firmalarının sıkça gittiği Milano ve ünlü bir şehir olmasına rağmen Türkiye’deki tur firmalarının programlarına almadığı Pisa. Bana göre Pisa Milano’ya göre çok küçük fakat görülmesi gereken eserler açısından çok daha zengin ve önemli bir şehir. Sanırım turların yol güzergâhlarına çok uymuyor ve programa almıyorlar. Biz yalnız ve bağımsız olarak gezmenin avantajını kullanarak gezimizin bu bölümüne Pisa'dan başlayalım.

PİSA

Floransa, Pisa arası kara yoluyla 85 km. Trenle 1 saat, otobüsle 1 saat 15 dakika gidilebiliyor. Yaz sezonunda, gündüz 20 dakikada bir karşılıklı tren bulunuyor. Pisa şehrinin büyüklüğü dünyadaki şöhreti ile doğru orantılı değil. Küçük bir İtalyan şehri. Mimari açıdan hatalı, yan yatmış Pisa kulesinden dolayı büyük turist akınına uğruyor. Pisa kulesinin mimarı bu gün yaşasaydı, hatasından dolayı üzülür müydü ?, yoksa sevinir miydi ? bilemiyoruz.

Belki düz bir yapı olsa bu kadar ilgi çekmeyecekti. Önlem alınmazsa, Pisa kulesinin 300 sene içerisinde yer çekimiyle arasındaki mücadeleyi kaybedeceği, yıkılacağı ileri sürülüyor. Pisa, buram buram orta çağ Avrupa'sı, tarih kokan bir şehir. Çok sayıda yeni bina olsa da, tarihi binalar varlığını koruyor ve kendinizi bir an orta çağ İtalya'sında hissediyorsunuz.

Santa Maria Della Spina Kilisesi

Tren garından çıktınız mı, ünlü Corso caddesinden 25-30 dakikalık bir yürüyüşle Pisa kulesine varabiliyorsunuz. Yol boyunca Piazza del Vittoria Emanuella ve Piazza del Garibaldi gibi ufak meydanlardan geçerek yolunuza devam ediyorsunuz. Garibaldi meydanından sonra kulenin tepesi gözükmeye başlıyor. Yaklaştıkça kulenin yalnız değil, başka binalarla beraber bir yapı grubu olduğunu görüyorsunuz.

Kule, yapılmakta olan şehir katedralinin bir çan kulesi olarak yapılmış. Şehrin zenginlik ve ihtişamının bir göstergesi olarak yapılan çan kulesine, 1063'te başlamış ve 1173 yılında, tamamlanmış. 56 metre yüksekliğinde ve 294 basamağı var. 100 yılda 7 cm hızında eğilmeye devam ediyor. Pisa kulesinin yan tarafında bir katedral ve bir vaftizhane bulunuyor. Arka tarafta ise mezarlık var. Alandaki binalara yakından bakınca fark ediyorsunuz, eğik olan sadece Pisa Kulesi değil, gözle görülür derecede diğer yapılarda da kayma var.

Anlaşılan zemin pek sağlam değil. Kuleye çıkış ücreti 18 Euro. Bu arada kuleyi devrilirken elinle tutup, kurtaran çok sayıda sahte kurtarıcının!, fotoğraf çektirdiğini görüyorsunuz. Kurtarma operasyonu bir fotoğraf oyunu tabi, ülkelerine gittiklerinde, bir de hava atacaklar. “Eh işte Pisa kulesi yıkılıyordu da, tarihi binanın yıkılmasına gönlüm el vermedi, bir el attım düşmesine engel oldum” gibi. Bunlardan bir tanesi de benim tabi !.

Pisa kulesi devrilmesin

Kulenin olduğu yerden, büyük yola devam ederseniz, Roma hamamının kalıntılarına ulaşıyorsunuz. Yol boyunca rengârenk boyanmış hediyelik eşya satan dükkânlar ve siz bir şeyler satmaya çalışan çok sayıda zenci satıcı var. Yolun devamında küçük bir meydandan sonra karşınıza Santo Stefano kilisesi çıkıyor. Sonrasında yol sizi Cavallieri meydanına ve şehirin üniversitesinin tarihi merkez binasına götürüyor. Şehiri Fiume Armo nehiri ikiye bölüyor. Nehirde çok sayıda kürek teknesi var. Kuzey kıyısında Palazzo alla Giornate, Palazzo Reale, gibi tarihi ve güzel mimari eserler var. Nehir'in yan tarafında da, kendi küçük, ünü büyük Santa Maria della Spina kilisesi var. Avrupa'nın en eski botanik bahçesi olan Orto Botanico da görülebilecek yerler arasında.

MİLANO

Yaklaşık 7 saatlik bir tren yolculuğundan sonra Milano'ya varıyorum. Şehir tarihi hüviyeti ile birlikte sanayinin en yoğun olduğu bölgelerden. Şehrin merkezinde tarihi dev bir tren garı var. Çıkışta Bergamo'daki hava limanına saat başı giden servis otobüsleri mevcut. Garın Venedik kapısından çıktıktan sonra karşınıza Corso Venezia Caddesi geliyor. Biraz ilerde 11.yy dan kalan Saint Babila kilisesi mevcut. Devamında Corso Vittorio Emanuele caddesinden Saint Carlo kilisesine ulaşılıyor.

Bu cadde, Milano'nun simgesi Duomo Katadraline götürüyor. Katedral dünyanın en büyük üç katedralinden birisi olarak kabul ediliyor. Diğer kilise ve katedrallerden farklı olarak bembeyaz görünüyor. 14. yüzyılda başlayan inşaatın tamamlanması 1800'lü yılları bulmuş. 135 tane farklı irili ufaklı kulesi mevcut ve neredeyse bütün kulelerin en üst noktasında küçük heykeller var. 108 metre uzunluğundaki merkez kulede ise şehrin koruyucusu küçük Madonna heykeli bulunuyor. Katedrale giriş ücretsiz. İçindeki eserler de en az dışı kadar muhteşem.

Kral Victor Emmanuel heykeli

1865 yılında ünlü mimar Menguni tarafından yapılan Kral Victor Emmanuel'in devasa atlı heykeli de kilisenin önündeki meydanın ortasında yer alıyor. Oldukça büyük Duomo meydanında sadece Katedral yok tabi ki. Zaten meydanın kendisi cıvıl cıvıl ve şehrin kalbi burada atıyor dersek yanlış olmaz. Yakınında bulunan turistlerin uğrak yeri meşhur Vittorio Emanuelle çarşısını var.

Türkiyeli tur firmalarının sıkça turist getirdiği şehirlerden biri olduğu için Milano’da her an Türkçe konuşma duyabilirsiniz. Çarşının diğer çıkışında ise bir meydan var. 1778 yılında açılan dünyaca ünlü, La Scala Tiyatrosunun olduğu meydan. Tiyatro salonunun içinde ayrıca bir de müze bulunuyor. Meydanının hemen ortasındaki Leonardo da Vinci heykeli turistleri selamlıyor.

Castello Sforzesco şato ve kalesi

La Scala meydanından yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş sonra Castello Sforzesco'ya ulaşılıyor. Sforzesco kalesi, 15. yüzyıldan kalma Visconti ailesinin yaptırdığı geniş avlulu tuğladan bir kale, içinde şato bulunuyor. Kaleyi biraz daha yürüdük mü de karşımıza devasa Arco della Pace anıtı çıkıyor. "Barış Anıtı" anlamındaki bu eser 1800'lü yılların başında Napolyon'un Milano'ya gelişi şerefine dikilmiş.

Elinize bir Milano haritası alırsanız, bir ring çizip, tekrar tren istasyonuna gelebiliyorsunuz. Turistik şehirin merkezinde çok sayıda konaklayabilecek otel var. İtalya'da gördüğüm ilginç bir olay, bir kısmı apartmanların veya iş hanlarının bir bölümünde otel hizmeti veriyor. Milano'da önemli eserler şehir merkezinde 1 günlük gezi programıyla Milano'yu bitirebilirsiniz.

Bundan sonra ki hafta yolumuza Torino ve biraz tarihi bağlarımız bulunan Genova şke devam edeceğiz. Diyeceksiniz ki Genova ile ne tarihi bağımız olabilir ?, bunu bir sonraki haftaya bırakalım. Dünyayı gezmek isteyen arkadaşlar, “nasıl gidebiliriz” konusunda yardım isterlerse bana her zaman https://www.facebook.com/behlul.metin.41 adresinden ulaşabilirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.