KOCAELİ'DE AŞIRI HIZLA GİDEN ZAMAN

Şimdi yöremizde, ağızlarda pelesenk olmuş bir cümle var: "Yahu 1999 depreminden sonra hayat ne kadar hızlı akıyor" diye.

Daha İKİBİNLERİN BAŞINDA şöhret olmuş bir şarkıcıyı yada bir dünya futbolcusunu hatırlarken; Aaa Aaa! O DOKSANLARIN şöhreti değil miydi, O yahu; meğer İKİBİNLİ yıllarda varmışlar, hayret!!!

Oysa İKİBİNLER daha yakınımız değil miydi, nasılda unuttuk zaman mefhumunu, oysa şu yıl olarak şöhretti filan konuşmaları.

PEKİ; Ne demektir zaman mefhumunda bocalamak?

Yani zamanın akışını anlamamak gibi birşeydir. Yılları hatırlamamak gibi, azda olsa insan kendi sağlığına konduramasa da, bir takım Alzaymır hastalığının metaforu sanki.

Her zaman yaptığım gibi “NEYSE EFENDİM, MEVZUYA GELELİM” başlangıcıyla anlatmak isterim konuya bakış açımı.

Malum 1999 depremi yaşamış bir yöreyiz. Halkımızda şöyle bir inanış var. “Evet yahu depremden sonra bizim yörede zaman aşırı derecede ilerliyor.”

Acaba depremi yaşamamış yerlerde; daha durgun VE ESKİSİ gibi klasik hayatla mı yaşıyor ZAMAN duygusunu insanlar?

Bence öyle değil. Hatırlarsınız; MİLENYUM ÇAĞI yani 2000 yılına girme zamanlarında bir MEKTUP hikâyesi, alıp başını yürümüştü. Okullarda öğretmenler, öğrencilerine doksanlı yılların sonunda; MİLENYUMA MEKTUPLAR yazdırmaya başlamıştı. Zira MİLENYUM ÇAĞI olan, 2000’li yıllar teknoloji çağı olacaktı ki, oldu.

Yöremizde yaşadığımız korkunç depremden sonra düşünülen “ Zaman burada aşırı hızlı akıyor “ söylemini çöpe atalım.

ÇÜNKÜ; Bilirsiniz AMA yeni nesil bilir mi BİLMEM.

Eskiden manyetolu telefonlar vardı, “bekle Allah bekle” saatler sonra karşı şehre iletişim kurulurdu…. Bir fotoğraf çektirirdik, fotoğrafçı sonraki haftaya size ancak verebilirdi… Kaset doldurmak istersin, eğer torpilin yoksa haftaya almaya giderdin…. Bürokraside işlemler aylar sürerdi…. Otobüsle gittiğin yerlere, pek uzun saatler sonra gidebilirdiniz….Uçaklar pahalı, havayolları zengin işiydi…Buluşma randevuları, aylar öncesinden ayarlanır ve şahane bir atış noktasıyla, kimse kimseye nerede kaldın yahu demezdi….

Yani aslında ZAMAN yöremiz insanının düşündüğü gibi depremden sonra hız almadı. Bizlerin zamanın akışının hızlı ilerlemesini sağlayan tek şey; TEKNOLEJİ çağıdır. Yani MİLENYUMUN baş döndüren HIZI!!!

Cepte telefon, tak saniyede karşında aradığın kişi…Fotoğrafı kendimiz çekiyoruz, beğenmezsek sil baştan….Kaset doldurmak için bir hafta bekleme, dünyada unutulmuş aradığın eski şarkılar bile youtubeden ŞAK diye, anında gözlerinin, kulaklarının önünde…Bürokrasiyi bir klavye tuşuyla hallediyorsun….Yollar güzel, uçaklar dolmuş gibi…Randevuya yetişemesen bile ALO çek yerini bildir….

YANİ demem o ki; Teknoloji ile başlayan, AŞIRI giden hızlı bir zaman var hikaye bu kadar basit.

Şimdi sakin ol; ısısız ve rahatça yavaşşşş ca bir tatlı PAZAR GÜNÜ yaşa.

Kolay gelsin, şiiişşt yavaşşş ama….

YORUM EKLE