Makineleşen Sanat ve Mimari

İnsanoğlu dünyadaki varlığı boyunca birçok farklı ayaklanmayla, devrimle ve yenilikle karşı karşıya kalmış, bunlar arasından insanlığı ve dünya üzerinde kurduğu düzeni temelinden sarsanlardan biri ‘Sanayi Devrimi’ olmuştur.

Sanayi devrimi ile insanoğlu teknoloji ve makine çağı ile tanışmış, fabrikaların kurulmaya başlaması, yerel tezgahlardan el emeği ile çıkan ürünlerin yerini seri üretim ile makinalardan çıkan endüstriyel üretimlerin alması ile insanlık bambaşka bir devrin içine girmiştir. Ekonomik üretim açısından yepyeni bir boyutun kapılarını aralayan Sanayi devrimi getirdiği tüm bu yeni bakış açıları ile sadece üretim de ve ekonomi de değil, sanatta ve mimaride de izlerini hissettirmiştir.

20. yüzyılın başlarında, aslında tüm bu endüstriyelleşmenin doğal bir sonucu olan, ilhamını makineleşen ve tek tipleşen dünyadan alan, resim, heykel, fotoğraf, tasarım ve mimarlık gibi birçok alanda etkisini hissettiren çağdaş ve endüstriyel bir sanat hareketi olan konstrüktivizm doğmuştur. Peki ya nedir bu ‘Konstrüktivizm’, onu diğer sanat akımlarından ayıran ve dünyada hızla yayılmasına ve ses getirmesine ne sebep olmuştur?

Konstrüktivizm temelinde makine ve insan bilincini sentezleyemeye odaklanan, endüstriyel malzemeleri ve teknikleri sanatta ve mimaride kullanmaya çalışan, tüm bunları yaparken daha somut ve geometrik formlara dayalı üretimler oluşturan çağdaş bir sanat akımıdır. Geçmişindeki geleneksele dayalı, klasik malzeme ve formlarla ortaya çıkan sanat akımlarının aksine çağdaş dünyayı ve onun getirilerini kabullenerek yepyeni bir bakış açısıyla ürün ortaya koyması ile Konstrüktivizm devrim niteliğinde bir akım haline gelmeyi başarmış ve de sonrasında meydana gelecek birçok modern sanat akımına zemin hazırlamıştır.

Çağdaş ve endüstriyel malzemeleri kullanarak sanatta ve mimaride bilimselliği savunan Konstrüktivizm desteklendiği ve benimsendiği kadar eleştirilerin de ucunda olan bir akım olmuştur. 1932 yılında popülerliğini kaybetmiş olsa da; etkilerini günümüzde de göstermeye ve modern sanat tarihinin önemli raflarında yerini korumaya devam etmektedir.