Merhaba sevgili dostlar,

Bu hafta size geçen haftadan söz verdiğim gibi kaldığım yerden devam ediyorum.

Neredeyse tüm yiyeceklerimizde olan ve bizim sağlığımızı yakından ilgilendiren bozuk bir tarım işletmesi içindeyiz. Ülkeye GDO’lu ithal ürünlerin gelmesiyle neler yapılmadı ki:

Tohumumuzu kuruttular. Çıkan tohum yasası ile köylüyü yabancı şirketlere –GDO’lu hibrit tohumlara mecbur bıraktılar. Toprağımızın binbir çeşit ilaçla zehirlenmesine meralarımızın yok edilmesine sebep oldu. Bir takım endüstriyel besinlerin tüketimiyle çocuklarımızın erken yaşta ergenliğe girmesine neden olmakta. Yine çocuklarımız alerji, obezite, kısırlık, hormon , sindirim ve sinir sistemi bozuklukları ile karşı karşıya kalmakta. Yeni yetişen erkek çocuklarına bakınız tıpkı bir genç kız gibi göğüsleri çıkmakta. Nedeni hormonlu gıda tüketiminden.

Önce bize reklamlarla sabah kahvaltılarında mısır gevreği yeyin sağlıklı dediler. Ardından her köşe başına bardakta mısır satan bir araba yerleştirdiler. Pançolar, mısır cipslerini bakkal önlerine market raflarına bolca yığdılar. Kuru yemişçilerde üzeri sosla bulanmış mısır çerezleri satıldı.

Bir zamanlar mısır özü yağının kalp hastalıklarına çok iyi geldiğinin reklamı yapılıp halkımızı kandırdılar. Oysa ki o mısırlar genetiği oynanmış ithal tohumla üretilen GDO’lu dediğimiz mısırlardı. Daha sonra türlü sebeplerden bir çok hastalık baş gösterdi. Bu hastalıklarla boğuşmak için ilaçlara mecbur bırakıldık. Hep halkın sağlığı ile oynandı.

Şimdi ne yapabiliriz? Ben şahsım adına alabildiğim kadar önlemimi almaya çalışıyorum. Sizleri de bu konu da duyarlı olmaya davet ediyorum.

Biz çok güzel bir ilde yaşıyoruz. Çok şükür ilimizin her ilçesinin etrafında köylerimiz mevcut. Her ilçenin semt pazarlarına köylümüz kendi ürettiği bir takım ürünleri satmak için getiriyorlar.

Ben her hafta İzmit Perşembe pazarına gidiyorum. Sadece köylümüzün getirdiği tezgahlardan alış veriş ediyorum. Zaten siz de gidip farklı gözle baktığınızda hormonlu olan ürünle köylünün getirdiğini fark edebileceksiniz. Onlardan ne aldığıma gelince hemen anlatayım:

Sabah saatlerinde sağdıkları taze sütü getiriyorlar. Eğer erken giderseniz süt henüz daha ılık oluyor. Bize yıllarca açık süt almayın mikroplu pastörize kullanın diye lanse ettiler. Karton kutuların içinde beklemiş kimyasal sütleri kullandık. Ben bu sütten yoğurdumu yapıyorum. Yoğurdum doğal, katışıksız ve probiotik; yani sindirim sistemi için faydalı bakterileri barındırıyor. Yine bu sütten katkısız ve hijyen peynirimi ve lorumu yapıyorum. Siz derseniz "ben yapamam", o zaman köylü teyzelerim kendi yaptıkları harika yoğurt ve peynir satıyorlar alabilirsiniz.

Kocaeli’ne özel DARTI var. Kg.ı 30 tl. Sütün kg.ı 3-4 tl. Taze köy peyniri kg.ı 20 tl. Doğal yumurtalar var. Tanesi 1 tl. Manda-inek sütü ile yapılmış kg.ı 35 tl.ye harika doğal-katışıksız tereyağlar var. Taze süt kaymağı var. Kg.ı 20 tl.

Yine köylü teyzelerimiz köy tavuklarını kesip temizlemişler. Kg.ı 20 tl. Ben her perşembe gününü tavuk günü yaptım. Evet biraz geç pişiyor ama tadına doyum olmuyor. Tıpkı çocukluğumdaki lezzet var tadında. Suyu sapsarı oluyor. Hiç bir hormon yok. Lor getiriyorlar kg.ı 10 tl. mis gibi süt kokuyor. Marketten aldıklarımıza hiç benzemiyor. Bal getiriyorlar. Köy ekmeği getiriyorlar kendi yaptıkları. Sebzelere gelince zaten çok farklı küçücük pazılar, kara lahanalar; incecik pırasalar, kuzu ıspanakları, mis kokulu kerevizler, köklü maydanozlar, kıl soğanlar, ısırgan otları, keskin aromalı rokalar vb.

Meyveleri özel olarak gezip küçük parlak olmayan meyveleri buluyorum. Üzeri parafin kaplı hormonlu ve boyalı olanları satın almıyorum.Eşme ayvası, Amasya elması, mersin’ den organik limon.

İznik, Gemlik’den zeytin getiriyorlar içine sadece iri tuz koyarak 20 gün bekletip tüketiyorsunuz. Kg.ı 10 tl. Ev yapımı zeytinyağı getiriyorlar fabrika işi değil.

Tuzumu Çankırı tuzu kullanıyorum rafine edilmemiş. Hibrit olmayan tohumlarla üretilmiş mercimek , siyez unu, çavdar unu, kuş burnu marmelatı, kendi bahçelerinden topladıkları asma yaprakları vb. Pazar sonunda son derece mutlu olarak eve geliyorum.

Benim köylüm ne getirdiyse onu satın alıyorum. Mevsim dışı sera olan, hormonlu hiçbir gıdayı almıyorum.

Haftaya tekrar görüşünceye kadar hoşça kalınız, sağlıklı kalınız.

Yoğurdumu toprak güveçlerde yapıyorum.

Zeytinimi de yapıyorum.

Ekmeklerimi Kastamonu’dan getirttiğim siyez buğdayından yapıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner81

banner135