Yazlık sinemalar

 Uğur Bayram

Son günlerde dilimden düşmeyen hep aynı şarkıyı mırıldanıyorum nedense;

Ah o yazlık sinemalar

Kapı önü akşamları
Saksıda son sardunyalar
Avluda el yazmaları...

Pop müziğin kraliçesi Sezen Aksu ve şarkı sözü yazarı Yelda Karataş’ınortak yazdığı bu melodinin güftesi bana eski çocukluk günlerimi hatırlatıyor. Belki bu yazıyı yazabilecek yaşlılık mertebesine ulaşamadım ama, üzerimizdeki dinginliğin sorumlusu hazanı yaşamak var ya?

Yüzümüzdeki o eski günlerin buruk anımsaması; özlem denen eski günleri yad ediveriyor.

Sonbaharın içinde bulunduğumuz şu günler, bana sabırsızca baharı aratıyor. Bahar geldiği zaman, hoop yaz günleri de tekrar kapıda!

Yaz ayları son zamanlarda yaşadığımız yaz günleri gibi değildi eskiden. Belki de gençliğin verdiği serin kanlılıkla nemi hissetmezdik. Yağmur yağacağı günü bilir ve en fazla kalacağı kadar bulutlu hava dönerdi gökyüzünde. Çocukluğumu yaşadığım bazı İzmit akşamlarında TRT karşısında çekirdek çıtlatmaktan uyuşan dudaklarımızı dinlendirmek için, maaile yazlık sinemayagiderdik. O yıllarda şehirde hizmette olan bir çok yazlık sinema vardı. SEKA’nın karşısında Askeri Hastane önündeki yazlık sinemayı hatırlıyorum en fazla. Bir de Altınnal’ın yazlık sinema bahçesini.

Civardaki yüksek katlı evlerin balkonunda konuşlanan biletsiz beleş izleyicilere amma da çok imrenirdim.

Filmlerin konusu genelde belliydi. Ya zengin kız fakir delikanlı, ya fakir kız zengin delikanlı. Ya da yaşadıkları fakirliğe isyan etmeden alın teriyle zenginliğe ulaşmış Anadolu insanı…

Filmin sonu acıklı bittiyse Çoban’ın dondurmasından ısmarlanan kağıt helva arası dondurma olurdu gecenin finali!

Yok, film eğer mutlu sonla bitmişse, evdeki buzdolabında bekletilen karpuz serinletirdi geceyi.

Şimdiki yeni nesle yazlık sinemanın ne olduğunu sorsak sanırım verecek cevapları olamaz. Olamaz çünkü suçlusu onlar değil. Çünkü o sinemaların kalıntılarını bile bulmak mümkün değil. Peki bu kayboluşun sorumlusu kim?

Birkaç kuruş fazla kazanacağım zihniyetiyle tarihe ışık tutacak zenginlikleri kör eden zihniyetler mi? Yoksa çevre düzenlemesine ve modern şehirciliğe yakışmıyor mantığıyla hareket eden lokal idarecilerimiz mi?

Ben o yazlık sinemaları özledim…

Birinci sınıf tatil köylerinde bu nostaljiyi yaşatmak mümkün. Fakat o tesislerde özenle yapılan yazlık sinemalardan bahsetmiyorum ben. Şehirde, mahallede ve sokağın herhangi başındaki boşluğun içine oturtulan devasa beton örmeli, duvar gövdesi bembeyaz kirece boyanmış yazlık sinemalardan bahsediyorum. Çoluk çocuk seslerinin birbirine karıştığı yazlık sinemalardan…

Tahta iskemlelerle sırtları ağrıtan, büfesinde her daim ılık Elvan ya da Çamlıca gazozu olan yazlık sinemalardan bahsediyorum ben!

Ben o yazlık sinemaları özledim…

“Ben bu filmi görmüştüm” edasıyla sinemaya bir kez daha gelerek çevresine caka satan, sakız şaplatan, çekirdek çıtlatan, dedikodusu bol olan kadınlarımızın samimiyetini özledim. Gün boyu işten güçten rehaveti kahvede okey dönerek atan, bıyık bırakan, bazı serin akşamlarda ceketi omzuna asan ağır abilerin o yan yan bakışlarını özledim!

Az evvel tek yazlık eğlencemiz olan yazlık sinemalarımızın yok olmasına neden olanı yada olanları sormuştum ya?

Sanıyorum o suçluyu buldum, benim!

Sırası mıydı şimdi nostaljinin?

Millet geçim derdinde, ben neyin derdinde?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Uğur Bayram - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak 7x24 Kocaeli Haber ve Yaşam Portalı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan 7x24 Kocaeli Haber ve Yaşam Portalı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler 7x24 Kocaeli Haber ve Yaşam Portalı editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı 7x24 Kocaeli Haber ve Yaşam Portalı değil haberi geçen ajanstır.