Geçtiğimiz yıl Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nde karşı karşıya kaldığımız Müsilaj sorunu ile ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Denizi etrafındaki Büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri, Sivil toplum kuruluşları ile Kent Konseyleri öznesi ‘Müsilaj’ olan eylem planı doğrultusunda çalışma yaptı yapmaya da devam ediyor.

Günlük çalışmalarla su üstündeki ‘Müsilaj’ sorunu çözüldü gibi gözükürken ya suyun dibinde neler oluyor? Sorusuna yanıt aramak için Güney Marmara Kent Konseyleri ‘İklim Krizi ve Müsilaj’ konu başlığıyla bir araya geldi.

Bu buluşmaya İzmit Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Erol da katılarak sorunun çözümü için katkı koydu.

Çevresinde 7 kenti barındıran, yaklaşık 25 milyon insanın yaşadığı Marmara Denizi, musilaj sorunu içinde barındırırken, iklim krizinin aşılmaz limitlere gelmesi, evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmadan bırakılması, sonucunda deniz suyunun 2,5 derece daha fazla ısınmasıyla isyan ederek MUSİLAJI su yüzüne çıkartıp bizle büyük bir sorun olarak tanıştırdı.

Peki ‘Müsilaj’ın nedeni sadece evsel atıkları mı?

Oluşan bu sorunun sebeplerine evsel atıklarla birlikte, Türk Endüstrisi’nin yüzde 70’şini taşıyan Marmara Bölgesi’nin endüstriyel atıkları, tarımsal atıkları da dahil etmeliyiz.

Müsilaj su üstüne bıraktığı tabakayla gündemimize gelirken,

Denizin içindeki canlılara zarar verdi mi?

Sorusuna yanıt ise şöyle,

Deniz süngerleri, deniz çayırları, midyeler, balıklar yani bütün deniz canlıları bu bozuk ekosistemde yok olmayla karşı karşıya kaldı.

Marmara Denizi’nde avlanan balık miktarı 80 bin tondan 20 bin tona düştü.

Buda hem geleceğimiz hem ekonomimizi olumsuz etkiliyor.

Bu tespitler sonrasında tabi ki çözüm konusunda da öneriler gündemde yer alıyor.

Nedir bu öneriler?

*8 Haziran 2021 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı 22 Maddelik Marmara Koruma Eylem Planları acilen uygulanmaya başlamalı ve sürdürülebilir olmalıdır. Amasız ve fakatsız bu maddelerin uygulanmalı ve denetlenmelidir.

*Hiç kimse tek başına sorumlu değildir ilkesiyle, atık arıtma tesislerinin yüzde 50 den yüzde 100 e çıkarılmalı. Canlı yaşamını ve döngüsünü saygıyla korumak ve sürdürme sorumluluğu bilinciyle, herkes aktif olarak sürece katılması ve bilinçlendirilmelidir.

Değerli okurlar,

Musilaj neden değil bir sonuçtur.

Gelecekle ilgili kaygıların devam etmesi gerekmektedir.

Kamuoyu baskıları sürdürülmelidir ve geleceğimiz için gereklidir.

Marmara Denizi ve sulak alanlar bizim fosseptiğimiz değildir.

Denizlerin bizim yardımımıza ihtiyacı var.

Tüm canlıların yaşanabilir yarınları için birlikte omuz omuza kolektif anlayışla çalışmaya devam etmeliyiz.

Çünkü,

Marmara Denizi yanıyor ve bu yangının söndürülmesi için bizi bekliyor…